Deniz salyası (müsilaj), Marmara Denizi’nin tüm sahillerini etkisi altına almaya devam ediyor. Çevre örgütleri ve bilim insanları, yoğunlaşan müsilajı endişeyle izlerken, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, sorunu "mevsimsel ani sıcaklık artışı"na bağladı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ise "çevresel sorun" olarak tanımladığı müsilajın önlenmesi amacıyla denetimlerin sıklaştırılacağını, yapılacak çalıştay sonrası eylem planı hazırlanacağını açıkladı.

Müsilaj, ekolojik boyutuyla gündemde ancak bir de ekonomik ve toplumsal etkileri var.

Dokuz Eylül Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Araştırma Görevlisi ve Galimi Çınarlı Kırsal Kalkınma Derneği Sözcüsü Adil Çamur’la müsilaj sorununun etkileri üzerine açıklamalar yaptı.

Çamur'un Gazete Duvar'dan Nuray Pehlivan'a yaptığı açıklamalar şöyle:

‘SIRADAN BİR DOĞA OLAYI GİBİ ALGILANIYOR’

Marmara Denizi’nde neler oluyor?

Çevre ve Şehircilik Bakanı, küresel ısınma kaynaklı sıcaklık değişikliği, denizin durağanlığı ve kirlilik kaynaklı çevresel bir sorun yaşandığını belirtti. MAREM (Marmara Çevresel İzleme) Projesi yürütücüsü Levent Atrüz'e göre ise sorun, Marmara Denizi’ndeki tür çeşitliliği azalışı sonucu kirliliğe dayanabilen türün (Probosciaalata, bir tür plankton) aşırı çoğalması ve tomurcuk gibi patlamasından kaynaklanıyor. Patlayıp ölen planktonun hücre içi sıvısı denize yayılıyor. Fotoğraflarda gördüklerimiz bir tür deniz organizmasının parçalanmasıyla ortaya çıkıyor. Böyle söylediğimizde sıradan bir doğa olayı gibi algılanabiliyor fakat öyle değil.

‘MÜSİLAJ, BALIKÇILAR İÇİN PANDEMİ ETKİSİ YARATTI’

Marmara denizine kıyısı olan yerlerde yaşayanlar müsilaj sorunundan nasıl etkileniyor?

Bu yılın başında av sezonuna verilen aranın ardından balıkçılar denize çıktıklarında ağlarına müsilaj dolduğunu gördüler. Balık avı zorlaştı, verim azaldı. Şimdi yeniden av yasağı başladı. Bir dönemi zararla kapadılar. Büyük tekneler ekonomik olarak zorlasa da Ege’ye ve Karadeniz’e giderek çalışmaya devam edebilir. Fakat orta ve küçük boy tekneler için bu mümkün değil.

Müsilaj kaynaklı verim azalması ve maliyetlerin yüksekliği nedeniyle balıkçılığın ekonomik olarak devamı zorlaştı. Üstelik bu sorunun ne kadar devam edeceği bilinmiyor. Balıkçıların kayıplarının telafi edilmesine yönelik bir planlama da henüz yapılmadı. Dolayısıyla müsilaj, balıkçılar için pandemiye benzer bir etki yarattı. Balıkçılık durma noktasına geldi. Aylardır bu sorun nedeniyle mağduriyet yaşıyorlar.

Turizm açısından ise, pandemi nedeniyle kısıtlamaların kalkması beklenirken, şimdi buna müsilaj endişesi eklendi. Marmara Denizi etrafında deniz turizminin geçim kaynağı olduğu yerler var. Marmara Adası da bu merkezlerden birisi. Buradaki turizm faaliyetinde küçük aile işletmelerinin oranı fazla. Yüksek maliyetlere karşı düşük kârlılıkla çalışıyorlar. Bu tip krizler karşısında kırılgan bir yapıları var.

Deniz kenarında yaşamayan insanlar da durumun tam olarak ne olduğunu anlamakta zorlanıyor. Sonuçta denizlerle ilgili oluşan soru işaretleri turistlerin tercihlerini etkileyebilir. Bu nedenle kamu kurumlarının şeffaf bilgilendirme yapmaları gerekiyor

‘YÜZÜLEBİLİR ALANLAR HER GEÇEN GÜN DARALIYOR’

Peki, şu an Marmara Adası sahillerinde durum nedir?

Müsilaj, denizin üstünü tamamen kaplamış durumda değil ancak geniş bir bölgede deniz tabanına indiğini biliyoruz. Deniz yaşamı için büyük bir tehdit olduğu ortada. Acil önlemler alınmazsa Marmara’da deniz turizmi imkansız hale gelebilir.

Müsilajdan bağımsız olarak Marmara Denizi’nin yüzülebilir alanları her geçen gün daralıyor. Marmara Adası, Çanakkale Boğazı’na yakın konumuyla yüzülebilir yerlerden birisi. Derneğimizin faaliyet alanı olan Çınarlı Köyü (Mahallesi) batıya bakıyor. Bu nedenle denizin kirlilik kaynaklarına en uzak yerlerden birisi.

Ada’nın koylarındaki duruma gelirsek, müsilaj her gün denizin farklı yerlerinde yoğunlaşabiliyor. Çınarlı rüzgarlı olduğu için müsilaj sahilde sürekli kalmıyor. Rüzgar ve akıntılar müsilaj birikimini engelliyor. Plaj yüzülebilir halde. Ancak nasıl bir seyir izleyeceğini bilemiyoruz.

Müsilaj gün içerisinde oluşup yok olabiliyor, koyların sadece bir bölümünde bulunabiliyor. Şu an müsilaj olmayan yerlerde denize girilebiliyor. Ancak her gün durum değişiyor.

‘MARMARA DENİZİ’Nİ YENİDEN KAZANABİLİRİZ’

Marmara Denizi’nin öldüğü söyleniyor. Artık Marmara’da denize girilemeyecek mi?

Elbette Marmara Denizi bir günde bu hale gelmedi. Uzun yıllara dayanan bir kirliliğin sonucunu yaşıyoruz. Marmara Denizi’nde her geçen gün kirlilik zaten yayılıyordu. Dolayısıyla hepimizin sonunu kolayca tahmin edebileceğimiz bir süreçti. Deniz canlıları çeşitliliğinin azalması, sorunun göstergelerinden birisiydi. Müsilajla kendisini bir kez daha gösterdi. Bu yüzden deniz salyasını geç kalmış bir uyarı kabul edip radikal önlemlerle Marmara Denizi’ni yeniden kazanabiliriz.

‘BİRÇOK TÜR MARMARA DENİZİ’Nİ TERK ETTİ’

Peki, bunun için ne yapılmalı?

Kentleşme, sanayi, turizm, madencilik ve enerji başta olmak üzere birçok politika alanının uygulamaları Marmara Denizi’ni kirletti, kirletmeye devam ediyor. Denizin çevresinde yaşayan insanlar bu yıkımın sorumluları değil. Fakat en ağır bedeli onların ödeme ihtimali var. Marmara Denizi’ne kıyısı olan bölgelerin geçim kaynaklarının çeşitlendirilmesi gerekiyor. Örneğin Marmara Adası’nda üzüm bağcılığı tekrar canlandırılabilir.

Kısa vadede ise öncelikle, aylardır bu sorundan olumsuz etkilenen balıkçıların kayıplarını telafi etmeye yönelik adımlar atılmalı. Turizm sektörünün de en az kayıpla sezonu kapatabilmesi için planlama yapılmalı.

Denetimler artırılmalı, mevcut kirlilik kaynaklarının önüne geçilmeli. Kaldı ki yürürlükteki mevzuatın uygulanması dahi katkı sağlayacaktır. Deniz ekosisteminin korunması için, denizdeki her bir türün sisteme etkisi değerlendirilerek acil eylem planı oluşturulmalı.

Bizler, denizin daha iyi zamanlarına dair anıları dinledik. Örneğin köy açıklarında kılıçbalıklarının görüldüğü zamanları… Ancak artık birçok tür Marmara'yı terk etti. Marmara Denizi’nin kurtarılması için harekete geçilmesini bekliyoruz. "Biricikliği” ile övündüğümüz iç denizimizin yeniden eski günlerine dönmesini umut ediyoruz.