Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki Çaldağı‘nda kurulmak istenen nikel madenciliği projesinin iptali için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne başvuruldu. Çaldağı’ndaki madencilik projesine karşı yöre halkının 10 yılı aşkın zamandır kararlılıkla yürüttüğü hukuk ve yaşam mücadelesi, böylece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi için yapılan başvuru ile yeni bir sürece taşınmış oldu.

İngiliz European Nickel şirketi projesi olan Çaldağı’ndaki nikel madenciliğine karşı yöre halkının yıllardır verdiği örgütlü ve kararlı mücadele nedeniyle maden işletmesi faaliyete geçememiş, ancak tesisler birkaç kez el değiştirmişti.

Çaldağı’nı projenin “amiral gemisi” ilan eden European Nickel şirketi halkın kararlı mücadelesi sonrasında tesisleri VTG Madencilik adında yerli bir şirkete devrederek çekilmesine rağmen, halkın direnişi karşısında yeni şirket de elindeki tüm hisseleri satarak projeden çekilmek zorunda kaldı.

Madende hiçbir faaliyet olmamasına ve çalışmamasına rağmen, şu anda Çaldağı’ndaki Çaldağı Nikel A. Ş. tesislerinin sahibi olarak Nata İnşaat Şirketi bulunuyor.

SKANDAL MAHKEME KARARLARI

2016 yılında Çaldağı madencilik projesi ile ilgili ÇED raporu mahkeme tarafından iptal edilmiş ve yöre halkının lehine sonuçlanmıştı. Ancak Bakanlık ve şirketin itirazı ile Danıştay kararı bozarak daha fazla sayıda bilirkişi atanması ve daha geniş bir çerçevede yeniden keşif yapılmasını istedi.

Karara uyan mahkeme tarafından bu kez her biri kendi alanının uzmanı olan 9 kişilik bilirkişi heyeti oluşturularak, mahkemece belirlenen 25 soruya da cevap verecek şekilde kendilerinden bilirkişi raporu hazırlamalarını istedi.

19 Şubat 2018 tarihinde yapılan keşif sonrasında raporlarını hazırlayarak mahkemeye sunan 9 kişilik uzman bilirkişi heyeti, ‘oybirliği’ ile “Çaldağı nikel madencilik projesi için hazırlanan ÇED raporunun yanlış ve yetersiz olduğu, projenin bir facia yaratabileceği ve Çaldağı’nda madencilik yapılamayacağı” kararını verdi. Bu bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemenin normal olarak vermesi gereken karar ÇED raporunun iptalini gerektirirken, mahkeme skandal bir karara imza attı ve bu bilirkişi raporunun daha önceki ÇED raporuna göre geçersiz olduğuna hükmetti.

MAHKEME BAŞKANI BİLE KARARA KARŞI

Hukukçular ise mahkemenin bu kararını “bir hukuk skandalı” olarak tanımlıyor. Öyle ki mahkeme başkanı bile bu karara itiraz ederek “şerh” koydu. Çünkü maden şirketinin eksik ve hatalı olduğunu itiraf edip de bizzat kendisinin vazgeçtiği önceki ÇED raporunu bu kararına dayanak yapmış oluyor. Temyiz davasında da Danıştay’ın mahkeme kararına uyması sonucunda bu kez konu Anayasa Mahkemesi’ne taşınmak istendi. Ancak madenin çalışmaması ve bundan dolayı da herhangi bir zararlı etkisinin görünmediği ileri sürülerek AYM tarafından bu başvuru talebi reddedildi.