İnsanların temiz içme suyuna erişimini önemsediğini vurgulayan Seçer, “Bizim Anayasamız’da da yer alan ‘Her birey temiz bir çevrede yaşama hakkına sahiptir’ prensibinden yola çıkarak, hem ulaşabildiğim finans kaynaklarına hem de hibe programlarına müracaat ediyoruz ya da onlarla işbirliği arayışı içerisindeyiz. Diğer taraftan kendi bütçemizi en akılcı, en rasyonel şekilde kullanarak kendi öz kaynaklarımızdan da önemli yatırımların altına imza atıyoruz” dedi.

SCADA Merkezi’nin de çok önemsedikleri projelerden biri olduğunu aktaran Seçer, “25 nokta için yapım çalışmalarına başladık. 200 nokta için de çalışmalara başlama hedefimiz var. SCADA’yı önemsiyoruz. Suyun çıkışından vatandaşa ulaşımına kadar, o periyodu doğru ölçümlemek istiyoruz” diye konuştu.

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Türkiye’deki Mülteciler İçin Mali Yardım Programı (FRIT II) Belediye Hizmetleri-1 kapsamında yer alan “Mezitli İçmesuyu Projesi” ile Belediye Hizmetleri-2 kapsamında bulunan “Erdemli İlçesi, Tömük-Arpaçbahşiş Kanalizasyon Şebeke, Atıksu Arıtma Tesisi ve Derin Deniz Deşarjı Projesi” ve “Akdeniz İlçesi Toroslar-Homurlu- Kazanlı(ilave) Kanalizasyon Projesi” için finansman desteği alınan Fransız Kalkınma Ajansı (AFD), Avrupa Birliği Delegasyonu ve İller Bankası yetkilileri ile bir araya geldi.

Başkan Seçer’in makamında gerçekleştirilen ziyarette, Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) Türkiye Direktörü Serge Snrech, Avrupa Birliği Delegasyonu Türkiye Alt Yapı Sektörü Sorumlusu Michel Cat, AFD Su ve Sanitasyon Bölümü Müdür Yardımcısı Frederic Maurel, AFD Su ve Sanitasyon Bölümü Takım Lideri Camille Provost, AFD Alt Yapı Projeleri Kıdemli Proje Yöneticisi Şaban Soysal, Türkiye İller Bankası Bölge Müdürü Muzaffer Akgüner, Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanları Ertan Liman ve İbrahim Evrim, Mersin Su ve Kanalizasyon İdaresi (MESKİ) Genel Müdürü İrfan Korkmaz yer aldı.

“İnsan olmanın ve insanca yaşamanın dünyayı değiştirmekten geçtiğini düşünüyorum”

Başkan Seçer, daha önce de yetkililerle bir araya gelerek toplantı yaptıklarını hatırlatarak, son toplantıdan bu yana tüm dünyanın Koronavirüs salgını ile mücadele ettiğini ifade etti. Salgın ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Seçer, şunları söyledi:

“Pandemi hepimizi derinden etkiledi. Biz de bu süre içerisinde elbette pandeminin hemşerilerimize, vatandaşlarımıza yarattığı etkileri, sorunları ortadan kaldırmak için çabalar sarf ettik. Birçok yeni politikalar ürettik. En önemlisi sosyal politikalar ama hayatın devam ettiği gerçeğiyle de, önümüzdeki yıllara dönük, bir yandan da yatırımlarımızla ilgili çalışmalarımızı sürdürdük. Umut ediyorum; şu anda dünyada aşı uygulaması başladı. Bundan sonuç alınır ve hayat normale döner. Normale dönerken de acaba hayat eskisi gibi mi olacak, yoksa dünyaya yeni bir format mı atılacak? Bunu da iyi düşünmek, değerlendirmek lazım. Sanki dünyaya yeni bir format atılacak. Çünkü eski dünyadan birçoğumuz memnun değildik. Çevre kirliliği istemiyoruz, savaş istemiyoruz, gelir dağılımında adaletsizlik istemiyoruz, haksızlık, hukuksuzluk istemiyoruz, fakirlik istemiyoruz. Tüm dünya milletlerinin kardeşçe bir yaşama evrilmesini istiyoruz. Ben de belediye başkanlığı yaptığım süre içerisinde bu temel prensipler çerçevesinde, görevimi sürdürme gayreti içerisinde olacağım. Çünkü insan olmanın ve insanca yaşamanın bu temel prensipler çerçevesinde dünyayı değiştirmekten geçtiğini düşünüyorum.”

“İnsanların temiz içme suyuna erişimini önemsiyorum”

Başkan Seçer, finansman desteği alınan Mezitli İçme Suyu Projesi, Tömük Kanalizasyon ve Arıtma Projesi ile Homurlu Kanalizasyon Projesi ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Bu 3 proje de temiz içme suyuna erişim, temiz bir çevre için kanalizasyon ve arıtma konusunda değerli 3 proje. Biz kendi imkânlarımızı çok zorluyoruz. Örneğin Tömük’te şu anda kendi imkânlarımızla, yani AFD ile üzerinde konuştuğumuz kanalizasyon ve arıtma projesinden önce, kendi öz kaynaklarımızla temiz içme suyu projesini başlattık. Şu anda inşaat, imalatı süratle devam ediyor. Yaklaşık 2 milyon Euro’luk da bir yatırım. Bunu şunun için söyledim; insanların temiz içme suyuna erişimini önemsiyorum. İki; bizim Anayasamız’da da yer alan, ‘Her birey temiz bir çevrede yaşama hakkına sahiptir’ prensibinden yola çıkarak, hem ulaşabildiğim finans kaynaklarına; Türkiye kaynaklıdır ya da yabancıdır; hem de hibe programlarına müracaat ediyoruz ya da onlarla işbirliği arayışı içerisindeyiz. Diğer taraftan kendi bütçemizi en akılcı, en rasyonel şekilde kullanarak kendi öz kaynaklarımızdan da önemli yatırımların altına imza atıyoruz” dedi.

Seçer, pandemi döneminde Tömük bölgesine bir nüfus kayması olduğunu belirterek, Tömük Kanalizasyon ve Arıtma Projesi’nin çok önemli olduğunu ifade etti. Başkan Seçer, “Pandemi kaynaklı insanların yaşamında bir değişiklik oldu. O bölgede 2. konut çok sayıda mevcut ve yaklaşık olarak 400 binin üzerinde bir nüfus kaydı o bölgeye. Bu son 1 yıl içerisinde. Çünkü oralar turizm bölgesi. İnsanlar daha ev ortamından uzakta ya da açık havada, doğa ortamında yaşama imkânına sahip. Onun için oraya çok ilgi oldu. Bu nedenle de olmayan bir kanalizasyon sisteminin yaratacağı komplikasyonları tahmin edebilirsiniz. Çevre kirliliğinden, Akdeniz’in kirliliğine kadar bunları bizzat gözlemliyorum. Özellikle bu bölge ile ilgilenmenizi sizlerden hassaten rica ediyorum” ifadelerini kullandı.

“SCADA’da da 200 nokta için çalışmalara başlama hedefimiz var”

MESKİ bünyesinde önemli altyapı projelerini hayata geçirdiklerini ifade eden Başkan Seçer, yine MESKİ bünyesinde hayata geçirilen SCADA Merkezi’nin de çok önemsedikleri projelerden bir tanesi olduğunu vurguladı. Seçer, “SCADA yatırımlarını çok önemsiyoruz. 25 nokta için yapım çalışmalarına başladık ancak 200 nokta için de çalışmalara başlama hedefimiz var. Suyun çıkışından vatandaşa ulaşımına kadar, o periyodu doğru ölçümlemek istiyoruz. Çünkü elimdeki rakamlar korkunç, ürkütücü. Kayıp-kaçak oranı yer altında % 40. Suyumuzun su hırsızları tarafından çalınması yaklaşık olarak % 15. Eski tip saatlerden kaynaklı ölçüm hataları yaklaşık olarak % 8. Toplamda baktığınız zaman kayıp-kaçak oranımız; bunun içerisinde suyun çalınması, yanlış ölçme, demode isale hatları ya da içme suyu tesislerinden kaynaklı toplam kayıp-kaçak oranımız % 60’lara kadar ulaşıyor. Bu dehşet bir rakam. Bunları ortadan kaldırmamız lazım” dedi.

Seçer, SCADA Merkezi için yaklaşık 30 milyon Avro tutarında yatırım öngördüklerini belirterek, “Bunun içerisinde tabi yeni uygulamaya koyacağımız volumetrik ya da dijital saatler, şu anda çalışmalarını sürdürdüğümüz DMA’lar birçok bölgelere, mahallelere uygulamaları başlatmak için harcayacağımız bedeller birçok müştemilat bu yatırımın içerisinde. Bunun için de bir finansman arayışı içerisindeyiz. Bu konuda da yetkililerimizin bizlerle iş birliği yapmasını ben hassaten kendilerinden istiyorum” dedi.

“Su dünyanın şu anda en önemli ihtiyaç maddesi haline geldi”

SCADA Sistemi’nin birçok sorunu çözecek bir sistem olduğunu belirten Seçer, şöyle devam etti:

“Suyu izliyorsunuz, basıncını, debisini ölçüyorsunuz, gereksiz basınç ayarlaması ile gereksiz kullanımı önlüyorsunuz. Nerede arıza var, nerede suyunuz yer altında kayboluyor, bu isale hatlarından ya da iletişim hatlarından hangi noktasından kaynaklı bunu görebiliyorsunuz. Bu zayiatı önlüyorsunuz. Suyunuzu çaldırmıyorsunuz. Yanlış ölçümlerle adaletsiz, yanlış fatura göndermiyorsunuz. Sonuç itibariyle bir birim suyun maliyetini birden bire kaçak-kayıp oranını düşürdüğünüz zaman diyelim ki bundan % 40 fayda sağladınız. % 40 oranında maliyeti düşürüyorsunuz. Bu da vatandaşların bize % 40 düzeyinde daha düşük fatura ödemesi anlamına geliyor. Diğer taraftan su dünyanın şu anda en önemli ihtiyaç maddesi haline geldi. Türkiye ne su fakiri, ne su zengini bir ülke. Ortada bir ülkeyiz. Kaynaklarımızı çok efektif bir şekilde değerlendirmeliyiz. Bizim gibi son derece modern olma iddiası içerisinde olan ve gerçekten dünyanın belki de en güzel coğrafyasında yer alan Mersin’deki Sular İdaresi’nin de son derece teknolojik alet ekipmanlarla donatılmış olması gerekmekte diye düşünüyorum.”

“Amacımız vatandaşlarımızın temiz içme suyuna erişimini sağlamak”

Büyükşehir Belediyesi olarak vatandaşların temiz bir çevreye ve temiz bir içme suyuna ulaşmasını sağlamayı ve sürdürülebilir projelere imza atmayı hedeflediklerini sözlerine ekleyen Seçer, “Belediye Başkanlığımda şunu gördüm; daha önce projeler yapılmış bir hayli de önemli paralar harcanmış ama daha sonra o tesisler, o yatırımlar olduğu gibi bırakılmış. Rutin olması gereken bakımları, onarımları düzgün yapılmamış. Böyle bir paradoksal durum var şu anda. Yönetim olarak bunu da önemsiyoruz. Biz kurumumuzda bir reform sürecini devam ettiriyoruz aslında. İnsan kaynağını çok önemsiyorum. İyi yetişmiş, liyakatli teknik elemanlarla çok daha faydalı hizmetler yapabildiğimizi görüyorum. Diğer taraftan paranın yönetimi de çok önemli ve değerli. Biz kurumumuzu özel sektör anlayışıyla ancak bir kamu kurumu olma gerçekliği ile yönetiyoruz. Kurumla ilgili kararlar verirken popülizmden kaçınıyoruz. Asla siyasi düşüncelerle politikalar üretmiyoruz. Amacımız daha liberal ekonomik düşünce de olduğu gibi mümkün olan en azami kârı elde etmek değil bilakis vatandaşlarımızın temiz içme suyuna erişimini sağlamak ve onlara temiz bir çevre sağlamak ve onları afetlerden korumak. Özellikle su baskınları ile ilgili yatırımlarımızı da MESKİ gerçekleştiriyor” diye konuştu.

Kentin ekonomik yapısıyla ilgili de bilgiler veren Başkan Seçer, Mersin’in önemli bir turizm, tarım, lojistik, sanayi ve ticaret kenti olduğunu vurguladı. Seçer, “Bu kadar önemli ve değerli özelliklere sahip bir kente yönetici olmak, belediye başkanı olmak elbette gurur ve onur verici ama omuzlarımızda son derece ağır yük taşıdığımızı da bilmenizi istiyorum. Çok önemli projelerde işbirliği yapıyoruz” dedi.

Mersin’de 400 bin civarında Suriyeli bulunduğuna da değinen Seçer, “Suriye; coğrafya olarak, lokasyon olarak Mersin’e, çok yakın bir bölge. Doğal olarak hem deniz yolu, hem kara yoluyla Mersin’e Suriye’den ulaşmak son derece kolay ve rahat. Diğer taraftan bu bölgede yaşayan bazı toplulukların Suriye ile soydaşlık ilişkileri de var. Bunun yanında kültürel açıdan, yaşam tarzı açısından da bölge insanı ile Suriye halkının benzeşen çok yönü var. Burada yaşam imkânı bulan her Suriyeli, İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerden önce buraları tercih ediyor. Buraya kendini ait hissediyorlar. Çünkü yeme içme alışkanlıkları aynı. Dindaşlarımız, soydaşlarımız, bölgedaşlarımız, birçok benzerlikleri var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi kaynaklarından edindiğim bilgilere göre de bizim kentimizde 400 binden fazla Suriyeli yaşamasına rağmen, en huzurlu yerlerin başında Mersin’i koyuyorlar. Elbette ki takdir edilmesini istiyorum. Burada tevazu göstermek istemiyorum. Yaklaşık 2 yıldır belediye yönetimimizin de burada çok önemli katkısı var. Çünkü biz insanları milliyetinden, dilinden, ırkından, dininden dolayı değil, insan olduğu için seviyoruz” dedi.

AFD Türkiye Direktörü Snrech: “Yeni projeler hakkında konuşmaya hazırız”

Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) Türkiye Direktörü Serge Snrech ise Büyükşehir Belediyesi ile yeni projeleri konuşmaya hazır olduklarını ifade ederek, “Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı’nın sadece yüksek insani değerlere sahip olması değil aynı zamanda teknik detaylara kadar inebilen bir yapıda olması bizi çok sevindirdi. Sayın Başkan’ın genel prensiplerine katılmamak mümkün değil. Fransız Kalkınma Ajansı’yla sizin saydığınız bütün büyük prensiplere; temiz çevre, sosyal şartlar, hepsine biz de sonuna kadar imza atıyoruz” dedi. Suriyeliler’in şartlarının iyileştirilmesi konusuna da ilgi gösterdiklerini anlatan Snrech, Mersin Büyükşehir Belediyesi’yle gerçekleştirecekleri üç projenin bütçesinin 39 milyon Euro olduğunu, bunun 24 milyonunu AB, 15 milyonunu ise AFD’nin verdiğini söyledi. Shrech, “İller Bankası ve MESKİ yetkilileri ile birlikte şu anda birinci vazifemiz, finansman sağlandığına göre artık uygulamanın önündeki bütün engelleri kaldırarak bir an evvel harekete geçmek. Önemli olan işleri bir an evvel bitirip halkın faydasına sunabilmek. Tabi birinci görevimiz bu projelerin bir an evvel hayata geçmesi olmasıyla birlikte biz Mersin Büyükşehir Belediyesi ile birlikte yeni projelerle neler yapabiliriz konusunda da konuşmaya hazırız” dedi.

Yapılacak projelerin halkın çevresel ve sosyal şartlarının iyileşmesine yönelik projeler olmasını tercih ettiklerini ifade eden Snrech, “İklimin çevresel etkisinin iyileştirilmesine yönelik projeler başta geliyor. İnovatif projeleri de tercih ederiz. Yani Türkiye’de şu ana kadar çok yapılmamış yenilikçi projeler olursa onlar da bizim destekleyeceğimiz projeler olacak. Netice itibari ile biz ikili ilişkilere önem veren bir kuruluş olduğumuz için bu yaptığımız çalışmaların Fransız-Türk ilişkilerinin iyileşmesine katkıda bulunmasını arzu ederiz. Vadesi on yıllık finansman veriyoruz. Dolayısıyla bu orta vadeli bir rahatlık getirir size. Toplu taşımacılık, atık yönetimi, su; bu konularda yardım edebiliriz. Bu da size bir proje yaratma imkânı verir. Biz büyük projeler destekleyebiliriz. 50 milyon Euro tutarlı projelerden başlayabiliriz. Ama 30 milyon tutarındaysa da hayır demeyiz ama daha büyük olmasını tercih ederiz. Bunlar genel prensipler. Ama İller Bankası ile müşterek daha küçük projelere de destek verdiğimiz oluyor. Genel bir projenin içerisinde bir parçasını da destekleyebiliriz. Mersin’in çok farklılıklar gösteren müthiş bir şehir olduğunu biz de farkındayız dolayısıyla desteklemek için oturup neler yapabiliriz diye konuşabiliriz. Ama en önemlisi kabul görmüş şu andaki projelerimizi bir an evvel hayata geçirmek” ifadelerine yer verdi.

AB Delegasyonu Türkiye Alt Yapı Sektörü Sorumlusu Cat: “FRIT fonundan bu paraları veriyoruz”

Avrupa Birliği Delegasyonu Türkiye Alt Yapı Sektörü Sorumlusu Michel Cat, 2020’nin çok zor bir yıl olduğunu belirterek, “Avrupa Birliği-Türkiye delegasyonu olarak biz bu dönemde daha da çok çalışarak, hem İller Bankası yetkilileri ile hem diğer hükümet yetkilileri ile neler yapabiliriz konusunda yoğun faaliyetlerde bulunduk. Başkanım haklısınız yeni bir dünya olacak gibi görünüyor. Önümüzde birkaç ay daha zor dönem var gibi ama bu şartların iyileşmesi bizlere bağlı. Bu şartları biz değiştireceğiz. FRIT fonundan bu paraları veriyoruz. FRIT fonu Türkiye’deki göçmenlerin şartlarının iyileştirilmesine yönelik 6 milyar Euro’luk bir fondan 380 milyon Euro’su belediyelerin altyapısının iyileştirilmesine yönelikti. Yaklaşık 40 milyon Euro’luk bir fonu 2020’nin son fonu olarak Mersin için kullandık. Bu güzel bir şey oldu. Haziran’dan bu yana hep dijital ortamda konuştuk fakat artık gelmek mecburiyetindeyiz. Çünkü boruları döşemek için internetten olmuyor sahaya inmemiz lazım. Çok teşekkür ederiz netice itibari ile AFD ile bir ortaklık yaptığımız için ama İller Bankası’nın Adana ve Ankara teşkilatına da, MESKİ personeline de çok teşekkürler. Ev sahipliğiniz için çok teşekkür ederiz” diye konuştu.

Heyet ziyaret öncesinde saha ziyareti gerçekleştirdi

AB Delegasyonu, Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) ve İller Bankası yetkilileri, Başkan Seçer’i ziyaretlerinden önce saha ziyareti de gerçekleştirdi. İşbirliği yapılan projelerle ilgili olarak saha ziyaretinde bulunan heyet, MESKİ’nin yakın zamanda hayata geçirdiği SCADA merkezini de inceledi.

Sağlıklı içmesuyunu iletmek anlamında önemli olan Mezitli İçmesuyu Projesi’nin 2021 yılında inşaat aşamasına gelindiği, “Erdemli İlçesi, Tömük – Arpaçbahşiş Kanalizasyon Şebeke, Atıksu Arıtma Tesisi ve Derin Deniz Deşarjı Projesi” ile “Akdeniz İlçesi Toroslar-Homurlu- Kazanlı(ilave) Kanalizasyon Projesi” için de AB Delegasyonu ile Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) arasında Aralık 2020’de hibe/kredi anlaşmasının imzalandığı bildirildi. Bu yıl içinde de İller Bankası ile Finansman, MESKİ ile de Alt Finansman Anlaşmalarının imzalanmasının hedeflendiği belirtildi.