Hemen hemen her yıl bu benzer yazılar yazıyorum. 12 Eylül 1980’de Kenan Evren Cuntası Atatürk’ün partisi CHP dahil bütün siyasi partileri kapattı. Cunta, yapılacak seçimlerde etkili olmamaları için; siyasi partilerin lider kadrolarına siyasi yasak getirdi. Yetmedi önde gelen kadrolarını Zincirbozan Askeri Kampında 121 gün göz altında tuttu. Mahkeme kararı olmadan Adalet Partisi Genel Başkanı Rahmetli Süleyman Demirel ve Cumhuriyet Halk Partisi Kars Senatörü, Cumhuriyet Senatosu Başkanı ve uzun süre Cumhurbaşkanı Vekilliği yapan Rahmetli Sırrı Atalay da. Cunta’nın mecburi ikamete tabi tutulanlardandı. Hapislik koşullarında bile partilerinin kuruluş günü kutlamalarını ihmal etmeyen CHP’lilerin demokrasi dersini bir 9 Eylül gününde yeniden yaşayalım!

ASKERİ KAPMTA AP VE CHP’LİLER KİMLERDİ? 

Cunta Çanakkale Zincirbozan Askeri Kampı’nda;

-          CHP’den; Sırrı Atalay, Metin Tüzün, Celal Doğan, Deniz Baykal, Ferhat Aslantaş, Süleyman Genç ve Yüksel Çakmur,

-          AP’den ise; Süleyman Demirel, Hüsamettin Cindoruk, Mehmet Gölhan, Ali Naili Erdem, Ekrem Ceyhun, Saadettin Bilgiç, Nahit Menteşe, Yiğit Köker, ve İhsan Sabri Çağlayangil var.

Bugün 98’nci kuruluş yıldönümünü kutladığımız CHP 38 yıl önce kapatılmıştı. Diğer partilerde günümüzde hiçbir eser kalmazken CHP 100’ncü yaşına doğru gidiyor.

ANADOLU VE RUMELİ MÜDAFAA-İ HUKUK CEMİYETİ’NDEN HALK FIRKASI’NA

Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı sıfatıyla, 8 Nisan 1923 tarihinde bir bildiri yayınladı. Bu bildiri metini aynı zamanda bir “seçim bildirgesi” ve kurulacak bir fırkanın programı niteliğindeydi.

Böylece; “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”, “Halk Fırkası”na dönüştürülmüş ve Mustafa Kemal Atatürk, 9 Eylül 1923’te İçişleri Bakanlığı’na başvurarak, “Halk Fırkası”nın kuruluşunu gerçekleştirdi.

CHP Kurtuluş Savaşı’nı örgütleyen ve yürüten “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”nin devamıdır. Başlangıçta “Halk Fırkası” olan partinin adı, 1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası”, 1935 yılında da “Cumhuriyet Halk Partisi” olarak değiştirilmiştir.

O GÜNLERDE KAPALI OLAN CHP’NİN HAPİS KOŞULARINDA KURULUŞUNUN KUTLANMASI

Şimdi sizi 38 yıl önce yaşanan ve günümüz siyasetçilerinin özellikle iktidar cenahının örnek alması gereken yaşanmış bir olayı genç kuşaklara aktaralım!

Olay şuyle: 9 Eylül 1983 günü Zincirbozan’da sürgünde yani hâkim ve mahkeme kararı olmaksızın 12 Eylül Cuntası tarafından Zincirbozan Askeri Kampı’nda tutulan CHP’liler kapatılmış Parti’lerinin 60’ncı kuruluş yıldönümünü kutluyorlar.

Olayı O zaman Zincirbozan askeri kampında tutsak olan ve 2018 yılının 25 Temmuz’unda yitirdiğimiz 15 ve 16 ncı dönem CHP İstanbul Milletvekili ve Gurup Başkan Vekil’liği de yapan Rahmetli Metin Tüzün’ün anlatımı ile aktaralım:

‘’8 Eylül Perşembe günü Sırrı Atalay, ben (Metin Tüzün) ve Süleyman Genç yürüyerek konuşuyoruz. Yarın 9 Eylül. CHP’nin kuruluşunun 60’ncı yıldönümü. 9 Eylül’ü Zincirbozan’da da olsa kutlamaya karar verdik. CHP’li arkadaşlara düşüncemizi açtık, hepsi sevindiler ve heyecanlandılar.

CHP’nin kuruluşunu kutluyoruz. 9 Eylül günü gündelik yaşantımızdan değişiklik olsun. Örneğin günlük keten pantolonları, yazlık gömlekleri çıkaralım, yerine sanki bayram günüymüş gibi kostümlerimizi giyelim ve o gün hiç üzerimizden çıkarmayalım. Bahçedeki Atatürk büstü önünde saygı duruşunda bulunalım, sonra oturup kendi aramızda sohbet edelim.

Adalet Partili arkadaşları meşgul etmeyelim diye haber vermedik. O gece tatlı, ama buruk bir heyecanla geçti. 9 Eylül Cuma günü sabahı erkenden kalktık. Sabah yürüyüşüne bizler kostümlü bir tarzda başladık.’’

Kampta bulunan askerler de șaşırmıştı, herkesin böyle gün ortasında ve bir "mecburi ikamet durumunda" lâcivert elbiseleriyle CHP’lilerin dolaşmasına şaşırmıştı! Kamp komutanı özür dileyerek yanlarına yaklaştı ve ne olduğunu sordu. Ne olduğunu öğrenince, "Affedersiniz!.." dedi, şaşırdı ve şaşkınlıkla "Bizim yapabileceğimiz bir şey var mı?" diye sordu.

Süleyman Demirel, ‘Nedir bu haliniz, sanki yabancılar gelmiş, ne için kostüm giydiniz?’ Diye sorunca, Sırrı Atalay, ‘’Bugünün bizim için önemli bir gün. CHP’nin kuruluşunun 60’ıncı yılını kutluyoruz. Sizi meşgul etmemek için haber vermedik’’ demiş. 

Demirel bir an durarak, ‘Öyle mi, tebrik ederim’ diyor. Dudaklarını sıkıp hafif hafif başını sallıyor.

Metin Tüzün devam ediyor. ‘’Biz sabah yürüyüşünü sürdürürken birden aklıma geldi. Arkadaşlardan ayrıldım yol kenarındaki kır çiçeklerinden 3 tane koparıp Atatürk’ün büstüne koydum. Sonra Sırrı Atalay’a; “Üzülme ağabey, büste çiçek de koyduk” dedim ve yaptığımı anlattım. 

Sırrı Atalay acı acı güldü ‘Sen sağ ol emi” dedi. Sonra kahvaltıya girdik yanımıza gelen AP’liler haberleri olmadığı için günlük kıyafetleriyle gelmişlerdi. Kahvaltıdan sonra saat 10.00’da Sırrı Atalay, Deniz Baykal, Süleyman Genç, Celal Doğan. Ferhat Arslantaş, Yüksel Çakmur ve ben Atatürk’ün büstü önünde saygı duruşunda bulunduk. 

Çevremizdeki görevliler şaşkın şaşkın bize bakıyorlardı. Saygı duruşundan sonra kaldığımız binanın arkasına geçtik, bir masayı hazırlayıp, etrafına CHP’li yedi arkadaş oturduk, birbirimizi tebrik ederek sarıldık. En gencimizden başlayarak partiye nasıl girdik, o günleri sırayla anlatarak o günü yaşamaya devam ettik.’’

DEMİREL’DEN SİYASİ ZARAFET ÖRNEĞİ

CHP’liler tören sonunda kendi aralarında sohbet ederken AP'lilerin tamamı da günlük giysilerini çıkarmışlar, kravatları takıp elbiselerini giymişler, başta Demirel olmak üzere kendilerine doğru geliyorlar. AP'liler kendi içlerindeki protokole göre sıralanmışlar, ellerinde bir kutu şeker, o anda hemen nasıl bulabildilerse de, gelip tek tek CHP'lilerin "Kuruluş Günü"nü kutluyorlar.

Herkesi yeniden duygusal bir hava kaplıyor. Gözleri nemleniyor. Demirel'in ağzından şu sözler dökülüyor; "Bu mantık olduğu sürece, ne bu parti ölür, ne de bu memlekette demokrasi ölür... Tutukluluk halinin surdüğü bir yerde, böyle bir yerde bile, tutukluluğunu unutup partisinin kuruluşunu kutlayan insanların var olduğu bir memlekette, ne parti ölür, ne de demokrasi... Hepinizi kutlarız." (Yalçın Doğan, Dar Sokakta Siyaset Tekin Yayınevi Sayfa 363).

1983 yılı 9 Eylül’ünde Zincirbozan ‘da partisinin kuruluşunu kutlayan rahmetli Sırrı Atalay, tam tamına 2 yıl sonra aynı güne denk gelen 9 eylül 1985’te yaşama gözlerini yumdu.

1950 yılında genç bir hakimken milletvekili seçildi. 1950-1980 arası milletvekili, Senatör, Cumhuriyet Senatosu Başkanlığı ve uzun süre Cumhurbaşkanı Vekilliği yapmıştı. Sırrı Atalay İsmet Paşa Hükümeti’nde Adalet Bakanı olarak da görev yapmıştı.

Hastalığı için gerekli olan parayı Emek Yeşiltepe’deki evini satarak karşılamıştı. Meşakatli yaşamı 66 yıl sürmüştü.

Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünün üstünde söz olur mu? O diyor ki: "Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi'dir”

Kuruluş felsefesini Kuvâyi Milliye ve Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyet’lerinden alan; Cumhuriyeti kuran, demokrasi ve çok partili sistemi kendiliğinden getiren, CHP’yi günümüzde de rayından çıkmış demokrasiyi yeniden rayına koymak için ulusal bir ruhla çok önemli görevler sürdürüyor.

CHP’li nice kutlu yıllara…