Darphane mi? Ranthane mi?

CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu, Sayıştay'ın "2021 Denetim Raporları" içeriğinde yer alan usulsüz ihaleleri, açıldığı gün Meclis'in gündemine taşıdı.

Purçu diyor ki;

-"Sayıştay bulguları ortada; Darphane Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılması gereken ihaleler doğrudan alım yöntemiyle gerçekleştirilmiş.

Bir bütün olarak verilmesi gereken işler parça parça bölünerek ihale kanunu dışına çıkartılmış.

Yetkililer bununla da yetinmemiş kurum dışında yaptırılan altın basımlarına ilişkin gelirler muhasebe kayıtlarına işlenmemiş.

Akla darphane mi yoksa ranthane mi sorusu geliyor?"

Purçu, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin şu sorulara yanıt vermesini istedi:

1-4734 Sayılı Kamu İhale Kanunda belirtilen ve Sayıştay tarafından tespit edilen; açık ilan usulü ile yapılması gereken ihalelerin doğrudan temin usulü ile yapılmasının gerekçeleri nedir?

2-4734 Sayılı Kamu İhale Kanunda belirtilen ve Sayıştay tarafından tespit edilen; açık ilan usulü ile yapılması gereken ihalelerin doğrudan teminle yapmak için "parçala, böl" usulü ile yapılması karar veren yetkililer hakkında açılan idari ve adli soruşturma var mıdır? Hangi kamu görevlileri hakkında işlem yapılmıştır? Sonuçları nelerdir?

3-Sayıştay raporunda belirtildiği üzere; kısımlara bölünerek, doğrudan temin usulü ile mal alımı yapılan şirketler hangileridir? Bu şirketlere doğrudan alım yolu ile yapılan alımların yaptırılan iş ve işlemlerin toplam tutarı nedir?

4-Bu firmalar hangi nitelikteki mal alımlarını gerçekleştirmiştir? Şirket bazında alım bedelleri ne kadardır?

5-Sayıştay raporunda belirtildiği üzere; kısımlara bölünerek mal alımı yapan 5 şirket hangi kriterler esas alınarak seçilmişlerdir? Darphane kurumundaki hangi yetkililer tarafından bu firmalara olur verilmiştir?

6-Darphane tarafından dışarda yapılan altın basım işinden elde edilen gelirin kurum muhasebe kayıtlarına yansıtılmamasının gerekçeleri nedir?

7-Darphane tarafından dışarda yapılan altın basım işinden elde edilen ve kaydı yapılmayan tutar ne kadardır?

8-Darphane tarafından dışarda yapılan altın basım işinden elde edilen gelirin kurum muhasebe kayıtlarına yansıtılmaması sonucu oluşan; kurumu zarara uğratan ve gelir kaybına sebebiyet veren kişiler hakkında soruşturma süreci başlatılmış mıdır?

9-2014-2021 yılları arasında altın baskı gelirinin kaydının yapılmaması ve hatanın düzeltilmemesinin gerekçeleri nedir? Bu yolla hangi bilgiler gizlenmek istenmiştir?

Purçu'nun bu çalışması ortaya koyuyor ki; AKP iktidarı giderayak hangi yandaşa ne peşkeş çekeriz anlayışı içinde.

Ne ihale yasasını ne hukuku ne de etik kurallarını umursuyor.

Para basmakla görevli Darphane yasaları darp edebilir mi?

Sayıştay raporu maalesef yasaların darp edildiğini açıkça ortaya koyuyor.

***

Mersin Mezitli saldırısı hakkında önce CHP'yi suçlayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu şimdi de çok çarpıcı bir suçlama daha yaptı:

-"Ben 6 yıldır İçişleri Bakanlığı yapıyorum, ilk kez Amerika tarafından bizden bir şey istendi, Emniyet Genel Müdürlüğümüzden ve istihbarat birimlerimizden, 'Şu eylem yapan silahların seri numaralarını sizden istiyoruz.'

Neden istediler? Bizim arkadaşlarımız da onlara çok güzel bir cevap verdi, İstihbarat Teşkilatımız. 'Siz ilk önce PKK'ya gönderdiğiniz silahların seri numaralarını bize gönderin, biz ondan sonra size göndeririz' dedi.

Bu eylem, Amerika merkezli bir eylemdir..."

Soylu'nun bu açıklaması üzerine;

-Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan neden sessiz?

-Neden Amerika'ya "Ey…" başlığı ile tepki göstermiyor Erdoğan?

-Dışişleri Bakanlığı neden Amerika'ya nota vermiyor?

-Amerika'nın büyükelçisi neden Dışişleri Bakanlığı'na davet edilip tepki gösterilmiyor?

-Mezitli terör saldırısının ve şehidimizin katillerinin arkasında Amerika varsa Türkiye neden hesap sormuyor?

Bu soruların yanıtını vermezler veremezler…

Önce CHP'yi suçla, sonra Amerika'yı suçla, iç siyasette milleti kandır.

İşte AKP'nin ucuz siyasetinin sonucu budur.

"Siyasi suikast" iddiasını hatırlıyorsunuz değil mi?

CHP lideri Kılıçdaroğlu şöyle demişti:

-"Siyasi suikastlar kaygım var."

Mezitli'de Polisevine yapılan terör saldırısı sonrası gerek Erdoğan'ın gerek Soylu'nun teröristin kimliği üzerinden CHP'ye yönelttikleri iftiralar şunu ispatladı;

-Siyasi suikast…

2023'te yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi öncesi akıllara elbette AKP'nin, 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasındaki kapkara dönemi geliyor:

-7 Haziran'da AKP tek başına iktidarı kaybetti.

-Terör olayları başladı.

-1 Kasım'da AKP yeniden tek başına iktidar oldu…

Muhalefet partileri o günkü terör eylemlerinin önümüzdeki 9 ay tekrarlanmaması için gerekli uyarıları bugünden yapmalılar…