18 yıldır iktidarda olan AKP neleri kurban etti?

Birinci sırada kuşku yok ki demokrasinin kurban edilmesi ve parlamenter rejim yerine tek adam rejiminin getirilmesi yer alır.

İkinci sırada kişilik haklarının ve özgürlüklerin sınırlandırılması yer alır. Sosyal medya yasası ile özgürlükler kurban edildi.

Medyanın kamu bankalarından sağlanan kredilerle yandaş ve besleme hale getirilerek kurban edilmesi üçüncü sıradadır.

 

Sabah+ATV medya grubu TMSF tarafından 2008'de 1,1 milyar dolar karşılığında Çalık Grubu'na satıldı...

Çalık'a, Vakıfbank ve Halkbank'tan yıldırım hızıyla 750 milyon dolar kredi verilerek yandaş yapıldı…

CHP'li Umut Oran o tarihte ekonomiden sorumlu olan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a ve başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da soruları yöneltti ama tatmin edici şeffaflıkta yanıtlar alamadı.

Değerli okurlarım,

Türkiye'nin en büyük medya grubu Doğan Holding kamu bankası Ziraat'tan verilen kredi ile Demirören grubunun oldu.

Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, "Ben 700 milyon dolarla kredi yapıyorsam bu, ülkenin ve Ziraat Bankasının gücüdür. Ben kimseden kısmadım ki" diye konuştu.

Demirören, Kanal D, CNN Türk, Hürriyet gibi medya kuruluşlarını alarak AKP'nin yandaşı yaptı.

Bu kredilerin ne kadarı ödendi, ne kadarı ödenmedi keşke açıklansa…

Değerli okurlarım,

-   5 milyon sığınmacıya harcanan 50 milyar dolar ile Türk ekonomisi kurban edildi.

-   S-400 inadı ile Amerikan F-35 savaş uçakları kurban edildi.

-   Uygulanan siyaset ile AKP Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyeliğini kurban etti.

-   2010 anayasa değişikliği ile yargı FETÖ'cülere kurban edildi.

16 Nisan referandumu sonucunda;

-   Kuvvetler ayrılığı tek adam rejimine kurban edildi,

-   Yargı siyasete kurban edildi,

-   Tarafsız cumhurbaşkanlığı partili hale getirilerek siyasete kurban edildi,

-   Bürokrasi siyasete kurban edildi,

-   Vatan toprağı 18 Türk adası, Yunanistan işgaline göz yuman AKP iktidarı tarafından kurban edildi.

Ülkemizin daha fazla kurban vermemesi için tek çözüm ilk seçimde iktidarın değiştirilmesidir. Bu konuda en büyük görev de halkı iktidar alternatifi olduklarına ikna edecek muhalefet partilerine düşmektedir.

Kalleş müttefik ABD

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9 Ekim 2019 tarihinde "PKK/YPG ve DEAŞ örgütlerine karşı Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Barış Pınarı Harekâtı" başlatıldığını açıkladı. 16 Ekim günü Trump'ın Erdoğan'a harekâtın başladığı gün gönderdiği alçakça ifadeler olan bir mektup ortaya çıktı.

Küstah Trump, mektubunda Erdoğan'a, "Bu işi doğru ve insancıl bir şekilde hallederseniz, tarih sizi iyi hatırlayacaktır. İyi şeyler yaşanmazsa, tarih sizi sonsuza dek bir şeytan olarak hatırlar. Sert adam olma." diye yazdı.

Bununla da yetinmedi ve "SDG başkomutanı Mazlum Kobani" dediği PKK uzantısı PYD/YPG terör örgütü başı teröristin mektubunu da ek olarak Erdoğan'a gönderdi.

Bu mektuplar da yetmedi;

Amerikan Temsilciler Meclisi;

-     Erdoğan ailesinin mal varlığını dondurma,

-     Halkbank'a yaptırım uygulama,

-     Ermeni soykırımını tanıma kararlarını oy birliği ile aldı.

17 Ekim günü Türkiye'ye gelen ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in Erdoğan ile yaptığı görüşme sonrası Türk ordusu Barış Pınarı harekâtını durdurdu.

Erdoğan'ın "tek bir terörist kalmayıncaya kadar inlerine gireceğiz…" sözü Fırat'ın doğusunda havada kaldı.

Trump ve Amerika, Fırat Nehri'nin doğusundaki petrol kaynakları açısından zengin Deyr-El Zor bölgesinde kontrolü terörist Kobani'nin PKK/PYD/YPG terör örgütüne teslim etti.

Alçaklıkta sınır yok

Değerli okurlarım,

- ABD'li petrol şirketi Delta terör örgütü PKK/PYD/YPG ile petrol üretim ve satın alma anlaşması yaptı.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, senatoda ABD'li şirket ile SDG arasındaki petrol anlaşmasını doğruladı.

AKP'nin başından bu yana sürdürdüğü yanlış Suriye politikası sonucunda bu korkunç gelişme yaşandı ve sonucunda ne oldu?

- Terör örgütleri; PKK/PYD/YPG terörünün finansmanı için inanılmaz bir maddi güce kavuştu.

Daha açık ve net yazayım,

AKP'nin yanlış Suriye ve dış politikası terör örgütlerini dolar zengini yapacak…

Sattıkları petrolden kazandıkları para ile terörü azdıracaklar…

Hatta sınırımızda bir terör devleti kuracaklar…

Değerli okurlarım,

Dışişleri Bakanlığı şu açıklamayı yaptı:

"ABD'nin uluslararası hukuku hiçe sayan, Suriye'nin toprak bütünlüğüne, birliğine ve egemenliğine kasteden ve terörizmin finansmanı kapsamına giren bu adıma destek vermesini esefle karşılıyoruz. Hiçbir meşru saikle gerekçelendirilemeyecek olan bu tasarruf asla kabul edilemez."

Dışişleri Türkiye'nin tepkisini bu açıklamayla ortaya koydu ama bu yeterli değildir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti terör örgütünün petrol kuyuları işletmesine ve devlet olmasına asla izin vermemelidir.