Hürriyet Gazetesi yazarı Deniz Zeyrek'in CHP milletvekili Enis Berberoğlu'nun hukuki durumunu yazdığı köşe yazısı şöyle:

"YARGITAY’ın Enis Berberoğlu kararı siyaset cephesini mutlu etti, ama buruk da bir tat bıraktı.

Memnun etti, çünkü bir insanın özgürlüğü çok kıymetlidir. Bir insanın bir gün dahi fazladan içeride tutulması en temel insan haklarından birinin büyük ihlali olduğunu siyasetçiler iyi biliyor. Neticede Enis Berberoğlu da tutuklandığı günden tahliye edildiği güne kadar infaz görevlileri ve yargı mensupları ve kolluk kuvvetleri dışında hiçbir insanın bulunmadığı bir cezaevi ortamında tutulmuştu. O nedenle, Enis Berberoğlu’nun içerde geçirdiği her gün normal bir tutuklulukta geçen bir günden katbekat daha ağırdı.

Karar siyaset cephesinde buruk bir tat bıraktı, çünkü Enis Berberoğlu’nun yargılama süreci ülkedeki yargı uygulamaları açısından izah edilmesi zor bir içtihatsızlık durumu yarattı ve sonucunda siyaset kurumunu zor bir ikilemin içine itti. Bu tespiti biraz açmak için süreci ve sonucu biraz detaylandırmakta yarar var:

Can Dündar, cezaevinde yazdığı kitabında yargılanmasına ve tutuklanmasına neden olan ‘MİT TIR’ları’ haberinin kaynağını “Solcu bir milletvekili arkadaşım” diye tarif etmişti. Kolluk kuvvetleri, Can Dündar’ın o dönemde görüştüğü milletvekillerini araştırmış ve Berberoğlu ile telefonla konuştuğunu tespit etmişti. Dündar ve Berberoğlu arasındaki görüşmenin HTS kaydı (konuşmanın içerik kaydı değil, sadece iki hat arasında bir görüşme yapıldığını gösteren kayıt) davanın tek somut delili olmuştu.

TBMM’de CHP’nin de desteği ile geçen geçici bir anayasa değişikliği ile haklarında dosyalar olan milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılmıştı. Berberoğlu da o milletvekillerinden biriydi ve hakkında hemen soruşturma açıldı. Yerel mahkeme başlangıçta milletvekili Berberoğlu’nu 25 yıl hapis cezasına çarptırdı ve daha önce pek sık görülmeyen bir uygulamayla karar duruşmasında tutukladı.

Dosyanın ikinci durağı olan İstanbul 2. İstinaf Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Yerel mahkeme istinaf mahkemelerinin böyle bir yetkisi olmadığını gerekçe göstererek dosyayı iade etti. Bunun üzerine İstinaf Mahkemesi’nin kendisi yargılama yaptı ve yerel mahkemenin 25 yıl hapis cezasını, 5 yıl 10 aya düşürdü. Yani bir kalemde 20 yılı sildi.

Dosyanın üçüncü durağı temyiz makamı Yargıtay’dı. Bu arada Enis Berberoğlu, 24 Haziran 2018’de yeniden milletvekili seçildi. Birçok hukukçu, Anayasa’nın 83. maddesi nedeniyle geçici 20. madde ile kaldırılan dokunulmazlığın yeniden geldiğini ve yargılama ile infazın dönem sonuna bırakılması gerektiğini savunuyordu. Berberoğlu’nun avukatları da bu görüşe dayanarak tutukluluğa itiraz etti. Ancak hem dosyanın görüldüğü Yargıtay 16. Dairesi, hem itiraz yeri olan Yargıtay 17. Dairesi başvuruları reddetti. İki daire de Berberoğlu’nun yeniden seçilmiş olmasının yargılamaya ve tutukluluğa engel olmadığı görüşünü savunmuştu.

Nihayetinde Yargıtay kararını verdi ve İstinaf Mahkemesi’nin kararını onayladı. Buna karşın Berberoğlu’nu, “cezanın infazı TBMM’deki yasama dönemi sonuna bırakılmak üzere” tahliye etti. Oysa aynı daire, benzer bir tahliye kararını Berberoğlu tutukluluğa itiraz ettiğinde de verebilirdi.

Şimdi top TBMM Başkanı Binali Yıldırım’ın sahasına geldi. Başka bir deyişle; yargı, akıllı bir manevra ile Anayasa’ya göre dönem sonuna bırakılabileceği söylenen bir yargılamayı tamamladı ve infaz meselesini Binali Yıldırım’ın önüne bıraktı.

Yıldırım, kararı TBMM Genel Kurulu’nda okutursa ve Berberoğlu’nun milletvekilliğini düşüren bir süreci başlatırsa, bir nevi “bir siyasetçinin infaz kararını veren siyasetçi” olacak. Bu duruma düşmek istemeyecektir. Berberoğlu’nu dışarıda ilk arayan isimlerden birinin Yıldırım olduğunu da hesaba katarsak, dönem sonunu bekleyeceği yorumunu yapabiliriz.

Unutmadan önemli bir detayı ekleyeyim: CHP de dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne götürecek. Böylece Yıldırım’a “Yargılama süreci henüz devam ediyor” deme ve dosyayı Anayasa Mahkemesi’nden karar çıkana dek rafta tutma fırsatı yaratılacak."