Adaletsizliğin hikayesini yazdı: AYM'deki tepeden inme Fidan ve hapisteki hak savunucusu Atalay

Gazeteci Timur Soykan, Gezi davasında hapis cezası alan ve tutuklanan Avukat Can Atalay ile AYM Üyesi İrfan Fidan’ı ele aldı ve hak ihlali başvurusuna verilen ret kararını anlattı.

Adaletsizliğin hikayesini yazdı: AYM'deki tepeden inme Fidan ve hapisteki hak savunucusu Atalay

Gazeteci Timur Soykan, BirGün gazetesinde “Bir adaletsizliğin ibretlik hikâyesi” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Timur Soykan yazısında, Gezi davasında hapis cezası alan ve tutuklanan Avukat Can Atalay ile AYM Üyesi İrfan Fidan’ı ele aldı.

Soykan, İstanbul Başsavcısı olduğu dönemde İrfan Fidan’ın siyasi kararlara imza attığına ve tepki çeken davalarda yer aldığına dikkat çekti. Soykan, bu süreçte Can Atalay’ın ise hak, hukuk mücadelesi verdiğini anlattı.

Soykan, Can Atalay’ın da aralarında bulunduğu Gezi tutukluların AYM’ye yaptığı hak ihlali başvurusunun ise İrfan Fidan’ın da imzasıyla reddedildiğini ifade etti.

İşte o yazı:

Gülşen tutuklandı ve gerici kuşatma ile hizmetindeki yargı magazin dünyasının bile gündeminde artık. Aynı gün Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Gezi kararı magazinsel olmasa da bataklığın dibi. Şöyle düşünün; Bir yargı mensubu siyasilerin talimatıyla size davayı açtırıyor, sonra yargının zirvesine siyasi talimatla yerleştirilip hak ihlali başvurunuza bakıyor ve reddedebiliyor.

Yani hukuksuzluğun başlangıcındaki kişi, ülkedeki yargı sürecinin sonundaki adalet kapısını yüzünüze kapatabiliyor. Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Mücella Yapıcı’nın Gezi Davası’nın karar duruşmasında tutuklanmasına dair AYM’nin kararı tam olarak budur.

Anlatacağımız AYM üyesi İrfan Fidan ile Silivri’de 4 aydır tutuklu olan Avukat Can Atalay’ın gerçek hikayesidir.

YIL 2012: KUMPASLAR DÖNEMİ

İrfan Fidan henüz AKP ve FETÖ’nün iktidar ortağı olduğu dönemde İstanbul’da özel yetkili cumhuriyet savcısıydı. Yıl 2012’ydi, aynı adliyede FETÖ kumpasları kurgulanıyordu.

Can Atalay, ‘İmam’ın Ordusu’ kitabını yazdığı için Odatv Davası’nda tutuklu yargılanan gazeteci Ahmet Şık’ın avukatıydı. FETÖ’nün sahte delillerini ortaya koyuyor, tutuklanma tehditlerine karşın basın ve ifade özgürlüğü için mücadele ediyordu.

Bir yıl sonra AKP-FETÖ ortaklığı kavgaya dönüşmüş, 17 Aralık yolsuzluk operasyonu yapılmıştı. Gezi Davası iddianamesini hazırlayan savcı, 17 Aralık yolsuzluk operasyonunu düzenlemişti. FETÖ’cü savcılar görevden alınırken yolsuzluk dosyalarını kapatmak için 17 Aralık dosyasına İrfan Fidan atanmıştı.

Mimarlar Odası’nın avukatı olan Can Atalay, Fetullahçı polis, savcı ve hakimlerin uydurma delillerle oluşturduğu Gezi soruşturmasında hedefti.

YIL 2015: İLK DAVADA BERAAT KARARI

İrfan Fidan, Ocak 2015’te İstanbul Başsavcıvekili olarak atandı. Barış Akademisyenleri’ne davalar açtı, tutuklama kararları verdi. Artık siyasi davaların adliyedeki kritik ismiydi.

Can Atalay, İstanbul’un doğasını, tarihini, kültürünü iktidarın yağmasından kurtarmak için mücadele ediyordu. Gezi Parkı, Validebağ, Kuzey Ormanları, Haydarpaşa Garı ve nicesini talandan kurtarmak için sokakta, adliyelerdeydi. Soma’da patronun para hırsıyla ölüme sürüklenen 301 madencinin yakınlarının avukatıydı. Gezi Davası’nda sanıklar 2015’te beraat etti.

15 Temmuz 2016 Darbe girişiminden 10 gün sonra İrfan Fidan, İstanbul Başsavcısı olarak atandı. 17-25 Aralık uydurma miladıyla ve AKP’nin suç ortaklığının gizleneceği yargı süreçleri başlatılmıştı. FETÖ’ye devleti teslim edenler korunurken bu çeteyle yıllardır mücadele edenler tutuklanacaktı. Cumhuriyet Gazetesi’ne operasyon yapıldı. FETÖ ile mücadele etmiş, kumpaslara uğramış gazeteciler, bu kez ‘FETÖ’cülükle suçlanıyordu.

Ahmet Şık, Aydın Engin, Akın Atalay, Musa Kart’ın arasında olduğu 12 gazeteci bu kez ‘FETÖ’ ve diğer örgüt suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Can Atalay yine gazetecilerin özgürlüğü için avukatlık yapıyordu.

YIL 2016: FETÖ SANIĞI SAVCININ FETÖ İDDİANAMESİ

İstanbul Başsavcısı İrfan Fidan’ın öğretmen kardeşinin darbe girişiminden sonra FETÖ soruşturması nedeniyle ihraç edildiği ortaya çıktı. İrfan Fidan tarafından Cumhuriyet Gazetesi soruşturması için görevlendirilen savcı Murat İnam’ın FETÖ’den 2 kez ağırlaşmış müebbet istemiyle yargılandığı ortaya çıktı.

Can Atalay’ın gazetecilerin avukatı olduğu davada gazete manşetleri, köşe yazıları, sayfa şekilleri suçlama konusu yapıldı. Yetmedi. ‘Telefonla sipariş verdiğin pideci’, ‘Arabanı bıraktığın oto tamirci’, ‘Evine parke döşettiğin ustanın oğlunun yemek yediği lokanta FETÖ ile irtibatlı’ denilerek gazeteciler hapis yattı.

İrfan Fidan döneminde Sözcü Gazetesi’ne FETÖ suçlamasıyla dava açıldı. Emin Çölaşan, Necati Doğru’nun arasında olduğu 7 gazeteciye FETÖ’ye yardım suçundan ceza verildi.

Ve İrfan Fidan, FETÖ’cü polis, savcı ve hakimlerin Gezi soruşturmasını raftan indirdi. Beraat ile sonuçlanan davayı FETÖ’cülerin delillerini kıymetlendirerek yeniden açtı. Osman Kavala 2017’de tutuklandı. Can Atalay, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman’ın da arasında olduğu 16 kişi hakkında müebbet hapis isteniyordu. Ali İsmail Korkmaz’ın katillerinden polis Mevlüt Saldoğan’ın zarar gördüğü gerekçesiyle Gezi Davası’na müdahil olması kabul edildi.

Can Atalay, Gezi Direnişi sırasında katledilen gençlerin, çocukların katillerinin yargılanması için mücadele ediyordu. Kendisinin yargılandığı dava duruşmalarında ise Gezi’nin haklı ve meşru bir direniş olduğunu anlatıyordu.

YIL 2020: YİNE BERAAT YİNE İRFAN FİDAN SAHNEDE

2020’de, İkinci Gezi Davası’nda da mahkeme hiçbir delil olmadığına hükmederek tüm sanıkların beraatine karar verdi. Ama İrfan Fidan, Osman Kavala’yı cezaevinden çıkamadan ‘Casusluk’ suçlamasıyla tutuklattı. Artık AİHM ve AYM kararlarını yerel mahkemelerin uygulamadığı günler başlayacaktı.

Can Atalay yargılanırken Soma’da katledilen 301 madenci, Aladağ’da tarikat yurdunda yanan 11 kız öğrenci, Çorlu Tren Katliamı’nda ölüme sürüklenen 25 kişi, Hendek’teki havai fişek fabrikasında ölümüne çalıştırılan 7 işçi için gönüllü avukatlık yapıyordu.

İrfan Fidan’ın adı ise yargı içinde örgütlenmiş İstanbul Grubu ile birlikte anılıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı, Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yakın İstanbul

Grubu’nun yargıda çok etkili olduğu öne sürülüyordu. Cumhurbaşkanı’nın avukatlarının bu yapıya yön verdiği konuşuluyordu.

Can Atalay, Soma, Aladağ, Çorlu davalarında polis şiddeti, soruşturma tehditlerine karşın adalet arayışına devam ederken İrfan Fidan’ın yönettiği İstanbul Adliyesi’nde FETÖ Borsası iddiaları eksik olmuyordu. Sezgin Baran Korkmaz’ın mal varlığındaki tedbirler kaldırılıp bazı suçlamalar ortadan kaldırılırken de İstanbul Başsavcılığı koltuğunda İrfan Fidan vardı.

ANAYASA MAHKEMESİ'NE TEPEDEN İNDİ

Ve İrfan Fidan, 3 yıl 8 ay İstanbul Başsavcılığı yaptıktan sonra Anayasa Mahkemesi’nin yolu onun için döşendi. 27 Kasım 2020’de HSK tarafından Yargıtay üyeliğine seçildi. İddiaya göre; seçim onun için ertelendi, seçilme şansı yüksek Yargıtay üyeleri adaylıktan çekildi. İrfan Fidan, Yargıtay’da 20 gün görev yapıp bir dosyanın kapağını bile kaldırmadan seçimde en yüksek oyu aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan AYM üyeliğine atadı.

İrfan Fidan’ın AYM üyeliği koltuğuna oturmasından günler sonra Gezi Davası’ndaki beraat kararını İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi bozdu.

25 Nisan 2022’de bir üyesi eski AKP milletvekili aday adayı olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi oy çokluğuyla ceza yağdırdı. Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet verildi. Can Atalay, Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman’ın arasında olduğu 7 sanık 18 yıl hapis cezası verilerek duruşma salonunda tutuklandı. Karara şerh düşen heyetteki hakim hiçbir delil olmadığını, beraat verilmesi gerektiğini anlatıyordu.

Osman Kavala, 5 yıldır, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden 4 aydır hapsediliyor.

Avukatları, Can Atalay, Mücella Yapıcı ve Tayfun Kahraman’ın tutuklanmasının anayasal hakların ihlali olduğu belirterek AYM’ye başvurmuştu. 25 Ağustos 2022 günü bu başvuru esasa bile girilmeden birkaç paragraflık kararla reddedildi. AYM yolunu kapatan kararda iki AYM üyesinin imzası vardı. Yargının en üst merciinde bu başvuruyu reddedenlerden biri İrfan Fidan’dı. İstanbul Başsavcılığı döneminde taraf olan, dosyayı raftan indiren, davadaki skandalların sorumlusu, AYM’ye tepeden inen İrfan Fidan. Kararda imzası olan diğer AYM üyesi ise eski Adalet Bakanlığı Bakan Yardımcısı Selahaddin Menteş’ti.

Bu hukuk garabeti ve Can ile İrfan’ın gerçek hikayesi, davayı açanın AYM’nin kapısını kapatmasıyla devam ediyor… Bakalım daha neler göreceğiz.

Etiketler
Gezi davası