Korkusuz yazarı Ahmet Takan, AKP eski İstanbul milletvekili Emin Şirin ile yaptığı konuşmayı köşesine taşıdı.

Takan'ın bugünkü yazısından ilgili bölüm şöyle:

Ülke alev alev yanıyor… Afgan sığınmacılar taburlar halinde sınırımızdan içeri giriyor… Bir yandan da sel felaketleri… Ekonomik krizi, pandemiyi bile unuttuk.

Saray iktidarı çay dağıtıyor!.. Cumhur İttifakı, seçim kanunu pazarlığı yapıyor, devlet kadrolarının bölüşümü için birbirini yiyor!..

Ülke yay gibi gerilmiş durumda. Sinirler gergin. Adli vakalar, sokak olayları patlama noktasında. Yolda yürürken bile can güvenliğimiz tehlikede. Kafası bozulan silahını çekiyor, sıkıyor. Yolda, sokakta, mahallede kavga çıkmadığı gün yok. Balık baştan kokar misali; herkes kendi çapında küçük bir Tanrı oluvermiş. Yargılıyor, hükmü veriyor ve cezayı kesiyor!..

Ortalık çapsızdan geçilmiyor. Sap yiyip saman bırakanlar ülkesi haline geldi canım memleketim!..

★★★

Böyle aşırı sıkıntılı ortamlarda sağ duyunun sesine ihtiyaç vardır. Olaylara daha tepeden, objektif bakan tecrübe her zaman lazımdır. Sağ duyulu, şahsi beklentisi olmayan uyarılara (haklılığı çeşitli konularda zaman içinde tescillenmiş isimlerin) kulak vermek gerekir. Gergin Türkiye’nin gündem maddelerini AKP eski İstanbul milletvekili Emin Şirin ile konuştum. Şirin, “Memleket yangın yeri iken siyaset konuşuyorsunuz diye tenkit edenler oluyor. Bilakis siyasetin özellikle konuşulması lazım. Zira bütün problemlerin temelinde sistemin bozukluğu ve çarpıklığı yatıyor. Bunu düzeltmenin  çaresi de siyaset” diyerek sözlerine başladı.

Emin Şirin ile söyleşimizi gündem maddelerinin öncelik sıralanmasına göre değil, akışına bağlı kalarak aktaracağım. Şirin, Cumhur İttifakı’ndaki çatlakları, planlanan seçim kanundaki değişikliklere bağlıyor, “AKP ve MHP’nin beraber yola devam edip etmeyeceklerinin dönüm noktası bu” diyor. Emin Şirin, şunları söylüyor:

“AK Parti iktidarını devam ettirebilmek için daraltılmış bölge seçim sistemi istiyor. Bu seçim sistemine MHP’nin itirazı var. Bu sistemin ne olduğunu biraz açalım ve örnekleyelim:

Türkiye’yi 120 seçim bölgesine ayırılacak, her seçim bölgesi de 5 milletvekili çıkaracak. Yeni seçim kanununda D’Hondt sistemi uygulanmazsa seçim bölgesinde birinci çıkan parti 5 milletvekilinin tamamını alacak. Yani, bu sistemde birinci parti çıkmak çok önemli. Bugünkü anketlere bakılırsa böyle bir seçim kanununda en karlı çıkacak partiler, AKP ve HDP. MHP ise çok az bölgede birinci çıkabileceği için parlamentoda temsil kabiliyetini kaybeder. Dolayısıyla MHP bugünkü seçim sisteminin devam etmesini ve AKP’nin kendisine yani Cumhur İttifakı’na mecbur kalmasını istiyor. Dolayısıyla bu seçim kanunu müzakereleri Cumhur İttifakı’nın devam edip etmeyeceğini belirleyecek.

Şu anda gündemde değil gibi görünüyor ama daraltılmış bölge sistemi üzerinde AKP ile HDP’nin bir iş birliğine girmeleri bu iş birliğinin içine HDP’nin istediği bazı anayasa maddelerinin konacağı yeni bir anayasa çerçevesinde beraber hareket etmeleri ihtimalini ciddi bir ihtimal olarak görmek lazım.”