KORKUSUZ yazarı Gürkan Hacır, Muharrem İnce'nin yanıt verirken zorlandığı soruyu köşesine taşıdı.

Hacır'ın bugünkü "Muharrem İnce’nin zorlandığı soru!" başlıklı yazısı şöyle:

Habertürk’te Muharrem İnce’yle yaptığımız 3 saatlik yayını daha önce yazmıştım.

O yazıda tek satırla geçtiğim bir soru vardı.

Sonra gündem oldu.

Memleket Partisi’nin çiçeği burnundaki genel başkanına sormuştuk.

“Anadilde eğitim hakkında ne düşünüyorsunuz?”

Muharrem İnce şaşkına çeviren bir cevap vermişti.

“Bu işi pedagoglara bırakmak lazım”

★★★

İnce’nin bu sözünü haklı bulmasam da anlayabiliyorum.

Ve kaçamak cevap verdiğini biliyorum.

★★★

Daha yeni kurulmuş bir parti…

Farklı tepkilere yol açabilecek bir çıkışı yapmaktan çekindi.

Zaten ertesi gün epey yüklenenler oldu…

Daha çok yolun başında… Hak veriyorum.

Yanlış anlamaya müsait konulara girmek istemiyor.

★★★

Ama bizim de görevimiz doğruyu yazmak…

Okuyucumuza ışık tutmak…

Daha önce kısaca yazmıştım.

Anadil eğitimi başkadır.

Anadilde eğitim başkadır…

İkisinin arasında dağlar kadar fark vardır.

Birincisini mutlak surette savunmalıyız… İstemeliyiz…

En temel haktır.

Ama ya ikincisi..?

Yani anadilde eğitim?

★★★

Bakın Lozan’ın 3. ve son fıkrası şöyledir.

“Resmi dil mevcut olmakla beraber, Türkçe’den başka dil konuşan Türk vatandaşlarına, mahkeme önünde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri hususunda kolaylık gösterilecektir”

Yani konuştuğu dilden başkasını bilmeyen bir yurttaşımız için zaten tercüman tahsis ediliyor.

Burada kastedilen Türkçe bildiği halde örneğin Kürtçe, Lazca, Arapça veya başka dilde savunma yapmak isteyenlerdir.

★★★

“Değişik etnik kökendeki yurttaşlarımızın ana dillerini öğrenme ve kültürlerini yaşatma hakkı vardır.

Ve bu korunmalıdır. Hatta daha da geliştirilmelidir.

(Meraklısı Ergun Özbudun Hoca’nın makalelerine bakabilir)

Ama ana dilde eğitim bambaşka şeydir.

Urfa lisesinde Kürtçe fizik, Rize lisesinde Lazca matematik, Artvin ortaokulunda Gürcüce kimya okuttuğunuzu, ayrıca bu gençlere tek tek üniversite açmanız gerektiğini düşünün.

Birbirine tamamen yabancı yetişmiş, bambaşka dillerle eğitim almış binlerce gençten tek bir ülkü tek bir ülke etrafında kenetlenebileceğini hayal etmeye çalışın.

Mümkün mü?”

★★★

Bakın üniter devlet sisteminin mabedi sayılan Fransa ne yapıyor?

Prof. Sibel Özel Hoca’nın makalesinden bir alıntı.

“2005 yılında bir kararla kabul edilen, Meclis’e hitapta bulunacakların Fransızca, Tahitice veya Polinezya dillerinden birinde konuşabileceklerine imkan veren hükmünün çıkarılmasını istemiştir.

Devlet Konseyi, 29 Mart 2006 tarihinde verdiği bir hükümle, Fransız Polinezyası’nın özerk statüsü ile ilgili Esas Teşkilat Kanunu’na (Yani Anayasasına) aykırı olduğu gerekçesiyle geçersizliğini ilan etmiştir.

Zira söz konusu Esas Teşkilat Kanunu Fransızca’nın, Fransız Polinezyası’nın resmi dili olduğunu ve özellikle kamu-hukuku kurumlarında kullanımının zorunlu olduğunu belirtmektedir”.

★★★

Üniter devletin tek resmi dili olur.

Bu dili bilmeyen yurttaşına devlet yardımcı olur.

Ayrıca vatandaşlarının anadilini daha iyi öğrenmesi ve geliştirmesi için de öncülük eder…

Aksi takdirde bölünmenin yolu açılır.

★★★

Wilhelm von Humboldt’un sözünü bir kez daha hatırlayalım.

“Gerçek vatan, aslında dildir. Vatandan en hızlı, en kolay uzaklaşma dil yoluyla olur; ve hatta en sessizce gerçekleşen yol da budur”

★★★

Üniter devletten vaz mı geçeceğiz, yoksa ısrar mı edeceğiz.

Ya da…

Üniter devletimizin kenarından kıyısından önce hukukla sonra ticaretle en sonunda da siyasetle yontmaya kemirmeye devam mı edeceğiz?

★★★

Muharrem İnce soruyu es geçmek zorunda kaldı ama…

Siz aklınızdan çıkarmayın…

‘Anadil Eğitimi’ başkadır.

‘Anadilde Eğitim’ başka.