Sözcü yazarı İsmail Saymaz, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin Melih Bulu'yu protesto ettikleri için gözaltına alınıp, tutuklanmasına tepki gösterdi. Saymaz, tutuklanan Doğu Demirtaş ile konuşmasını da köşesinde aktardı.

Saymaz'ın bugünkü yazısı şöyle:

Fotoğraflar düşüyor bir bir.

Ne Çin'de, Uygur Türklerinin çalışma kamplarından…

Ne Brezilya'da hükümet karşıtı gösteriden…

Ne Mısır'da cunta protestosundan…

Bu fotoğraflar geçen cuma Kadıköy sokaklarında çekildi.

Genç bir polis, sol eliyle üniversiteli kızın boğazını sıkıyor. Belli ki soluksuz kalmış ve canı yanıyor üniversitelinin.

Sokağın diğer ucunda polisler, kurbanlığı yere yatırır gibi üniversiteli erkeği sırt üstü deviriyor. Üçü beşi üzerine kapanıp bileklerine kelepçe geçiriyorlar.

Aynı anda, uzun saçlı delikanlının bir kolundan polis, diğerinden sevgilisi çekiyor.

Yanı başlarından sürüklenerek götürülüyor bir başkası.

Bir duvarın dibinde üniversiteli erkek öğrenci, boğazını kavramış polise “Suçum ne?” diye soruyor.

Senin suçun muhalif olmak, yakışıklı kardeşim.

Hak aramak, senin suçun.

Partili Melih Bulu'nun Boğaziçi Üniversitesi'ne atanmasına karşı çıkmak.

Suçun bu.

KOKAİN PARTİSİ Mİ VERDİLER?

Kadıköy'de sanki iç düşman ayaklanması bastırılır gibi, üniversitelilere korkunç bir şiddetle müdahale edildi.

Oysaki ne ellerinde birkaç pankarttan, ne dillerinde slogandan fazlası vardı.

Ne cana kıydılar.

Ne incitecek söz söylediler.

Suçları nedir?

İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti gibi, sokaklarımızda kanlı infazlara mı giriştiler?

Lüks otomobillerde kokain partileri mi verdiler?

Çocuklarının gözü önünde eşlerini mi kurşunladılar?

İÇ DÜŞMAN MUAMELESİ

Devlet, geleceğini teslim edeceği fizikçilere kulak vermesi gerekirken, copların kaldırma kuvvetini gösterdi!

Genetikçilere açık hava laboratuvarında biber gazı deneyi yaptırdı!

Siyaset bilimcilere, parti devletindeki hukuk pratiklerini yerinde kanıtladı!

Üniversitelilerin boğazını kavrayan, genç ve öfkeli polisin eli değildir.

Muhalefeti iç düşman olarak gören ve niteleyen iktidarın elidir.

Nefesi kesilen, yalnızca üniversiteliler değildir.

Düşünce ve ifade hürriyetidir.

Gösteri hakkıdır.

Demokratik hukuk devletidir.

Doğu Demirtaş

Tutuklanan Boğaziçili genç: Fikrimizi kimse dinlemiyor

Kadiköy'de şiddete uğrayanlardan birisi de dini değerleri aşağılayan resimler astıkları iddiasıyla 47 gün tutuklu kalan Doğu Demirtaş'tı. Fizik öğrencisi olan Demirtaş, başından geçenleri Sözcü'ye anlattı.

■ Kadıköy'de ne oldu?

Elimde Melih Bulu ile alakalı resim vardı. Polis 4-5 kez kafama vurdu. Polise dedim ki: “Bu ülkenin öğrencisiyim. Benim polisim niye bana vuruyor?” Müdürleri beni Emniyet'ten cezaevine götüren kişiydi. Dedim ki: “Abi niye işlem yapmıyorsunuz?” “Ben görmedim” dedi.

■ Eylemde neler yaşandı?

Polis “Dalıyoruz” dedi ve üstümüze koştu. Korkunçtu. Hakkımızı istemeyecek miyiz? Fikir söylememize izin verilmiyor. Polise dedim ki: “Ne şekilde ses çıkarırsak bizi dinleyeceksiniz?”, “Kanunu uyguluyoruz” diyor bazıları. Ama az önce vuruyorlar işte.

■ Sergi neden açıldı?

Kampüste polisler plastik mermi, su veya biber gazı sıkıyordu. Bir şey yapmamamıza rağmen şiddete maruz kalıyorduk. Dedik ki, herkes söylediği şeyi resim, müzik, sanatla anlatsın. Instagram'dan çağrı yaptık. 150'den fazla sanatçıdan 400 resim geldi. Bazıları anonimdi. Sadece öğrencilere değil, herkese açıktı.

■ Tartışma yaratan resim kimin?

O da anonim. Mahlasla göndermiş. Kim, bilmiyoruz.

■ Siz astınız diye tutuklandınız.

Twitter'da, “Kabe'yi yere atıp üstünde tepindiler” diye yazıldı. Panoya asılınca bizim astığımız iddia edilerek tutuklandık.

■ Kim astı?

Güvenlik görevlisi. Asan biz değiliz.

■ Cezaevi nasıl geçti?

İlk girdiğimizde sözlü saldırı oldu gardiyan tarafından. “Birbirinizi s…” dediler. Suç duyurusunda bulunduktan sonra iyi davrandılar. Üç dakika konuşunca herkes hak veriyor. Şu an üç dakika konuşacak şeyimiz yok. Fikrimizi kimse dinlemiyor. Dönüp bakınca hapse girdiğimizden beri her şey daha kötü.

■ Anneniz AK Partiliydi ve bu süreçte istifa etti.

Partinin kadın kollarındaydı, Sarıyer Belediyesi meclisindeydi. Bulu atanınca “Öğrenciler protesto edecek, polisler terörist deyip üstümüze gelecek” demiştim. Babam dedi ki “Devletine, vatanına bunu nasıl yaparsın.” Dedim ki “Vatan, AK Parti değil.” Tutuklanana kadar konuşmadık.

Birileri tutuklanınca kafayı yiyordum. Gazeteciler tutuklanıyor. Suçun ne olduğu belli değil. Ailem “Haklarında istihbarat vardır” diyordu. Ben tutuklanınca aileme dedim ki: “Benim de hakkımda istihbarat mı var?”

■ Anneniz istifa mı etti?

Annem ben tutuklanmadan önce istifa etti.

■ Talebiniz nedir?

Eskisi gibi rektörümüzü hocalarımız seçsin istiyoruz.

■ LGBTİ iddiasına dair yorumunuz nedir?

“LGBTİ'ler eylemde niye var?” diyeni duyuyorum. Hepimiz insanız. LGBTİ olmak yasak değil. Birisinin birisine aşık olmasına devlet karar veremez. Toplumun ahlakını bile onlar belirlesin istiyorlar. Öyle bir şey yok.