HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, "15 Temmuz, AKP'nin devlet içerisinde örgütlediği cemaatin bir darbe girişimiydi. Bu darbe girişimi, AKP ile cemaat arasındaki iktidar çatışmasının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. 15 Temmuz sonrasında yaşananlar ise darbenin el değiştirmesi, girişimin başka bir darbeye evrilmesidir." dedi.

Buldan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, geçtiğimiz yıl vefat eden eski milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat'ı anarak, onun eksikliğini her zaman hissettiklerini söyledi. Buldan, hayatını kaybeden yazar Adalet Ağaoğlu ile Doğu Karadeniz'de meydana gelen selde hayatını kaybeden altı vatandaşa Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.

Diyarbakır ve Gaziantep'te gerçekleştirilen terör operasyonuna değinen Buldan, güne yine "siyasi soykırım operasyonlarıyla başladıklarını" iddia etti. Buldan, "Kadınlara ve demokratik siyasete yönelik yapılan bu operasyonlar, hukuk dışıdır, siyasidir, zorbalıktır, darbedir, kadın düşmanlığıdır. Buradan bir kez daha şiddetle ve nefretle kınadığımı ifade etmek istiyorum." diye konuştu.

Halkın karşı karşıya bulunduğu sorunlar ve krizlerin her geçen gün derinleştiğini, halkın gündeminin belli olduğunu vurgulayan Buldan, "AKP, halkın bütün sorunlarını bir kenara bırakmış kendi iktidar hesaplarıyla uğraşıyor. Vatandaş ekmek derdinde ne yazıkki bunlar koltuk peşinde. İktidarları boyunca 25 milyon yoksul, milyonlarca da işsiz yarattılar." ifadelerini kullandı.

"Vatandaş iş ve aş istiyor, bunlar Ayasofya'yı gösteriyor"

Dağ gibi biriken sorunları unutturmak için kolay yollara başvurulduğunu ve insanların inançları üzerinden siyaset yürütüldüğünü savunan Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hakikatlerin üzerini de bu şekilde kapatmaya çalışıyorlar. Vatandaş iş ve aş istiyor, bunlar Ayasofya'yı gösteriyor. İnsanlar 'adalet' diye haykırıyor, bunlar 'fetih' diyor. Dolar ve enflasyon artıyor, bunların tek söylediği ve gösterdiği şey beka.

Ayasofya gibi tarihsel bir mirası ve inançları siyasetlerine alet etmekten bir dakika bile geri durmuyorlar. Bu işi siyasi bir şova dönüştürdüler. Ayasofya ibadete açıldı peki halka adaletin, refah ve huzurun kapısını ne zaman açacaksınız? 'Açım' diyen vatandaşa ekmek kapısını ne zaman açacaksınız? Yoksulluğun, israfın, şatafatın kapısını ne zaman kapatmayı düşünüyorsunuz? Vatandaş çöpten ekmek toplarken, işsizlikten intihar ederken Ayasofya'da nasıl ibadet etmeyi düşünüyorsunuz, buradan sizlere sormak istiyoruz."

AKP'nin iktidarları boyunca çözdüğü tek bir sorunun olmadığını söyleyen Buldan, "Sorunları çözmedikleri gibi yeni yeni sorunlar yarattılar. Kendilerini, Türkiye'nin önündeki en önemli sorun haline getirdiler." dedi.

Barolara ilişkin düzenlemenin geçen hafta TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştığını, muhalefetin, baroların, hukukçuların ve kamuoyunun uyarıları ile önerilerinin dikkate alınmadığını ifade eden Buldan, "Bu yasayla amaçları, savunmayı çökertmek, toplumu savunmasız bırakmaktır. Hedefleri; iktidarın adaletsizliğini ve hukuksuzluğunu savunan barolar oluşturmaktır." değerlendirmesinde bulundu.

İktidarın hedefinde şimdi de sosyal medyanın bulunduğunu savunan Buldan, "Havuz bunların yalanlarını anlatmaya yetmedi. Baktılar baş edemiyor, yurttaş muhalefetini sosyal medya üzerinden yürütüyor, şimdi bu alanı korkudan kapatmak istiyorlar. Böyle giderse bunlar yakında matbaayı bile yasaklayacak hale gelecekler. Çünkü aykırı bir ses duymak istemiyorlar. İtiraz hiç istemiyorlar. Hukuksuzluklarının, yolsuzluklarının ortaya çıkmasını istemiyorlar. Adalet tanrıçasına, Twitter kuşuna, Netflix'e düşman bir iktidar var. Bunlar çağa, ilerlemeye, aydınlanmaya karşı olan bir iktidardır." diye konuştu.

İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmenin tartışıldığını anımsatan Buldan, bunun tam anlamıyla "çağ dışılık ve karanlığı dayatmak" olduğunu savundu. Buldan, "Günde en az üç kadının katledildiği bir ortamda kadınların yaşamını güvence altına alacak adımlar atmak yerine İstanbul Sözleşmesi gibi kadın kazanımlarını ortadan kaldırmaya çalışmak kadın düşmanlığından başka bir şey değildir." dedi.

Yarın 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü olduğunu hatırlatan Buldan, 4 yıl önce yaşananlar alt alta toplandığında çıkan sonucun 15 Temmuz gecesinin çok daha ötesinde olduğunun altını çizdi. Buldan, sözlerine şöyle sürdürdü:

"15 Temmuz, AKP'nin devlet içerisinde örgütlediği cemaatin bir darbe girişimiydi. Bu darbe girişimi, AKP ile cemaat arasındaki iktidar çatışmasının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. AKP, cemaat iktidar kavgası Türkiye'yi bir darbe ortamına sürüklemiştir. 15 Temmuz sonrasında yaşananlar ise darbenin el değiştirmesi, girişimin başka bir darbeye evrilmesidir. OHAL ilanı, KHK'ler, tutuklamalar, kamudan tasfiyeler, demokratik siyasete yönelik operasyonlar, kayyum atamaları, medyanın susturulması, parlamento üzerinde vesayetin kurulması, adalet sisteminin yok edilmesi, yeni statükonun inşası bu darbe sürecinin aşamalarıdır. Kamudan 126 bin kişi işten çıkartıldı. OHAL, yedi kez uzatıldı. Milyonlarca insan işini, gelirini kaybetti. Demokratik eylemler, mitingler, grevler, hak talep etmek yasaklandı.

Bugün demokratik siyasete yönelik kapsamlı bir biçimde sürdürülen çökertme planını yıllar önce AKP ve cemaat birlikte hazırladı. 2009'da cemaat tarafından yürütülen KCK operasyonları ile 10 bin siyasetçi gözaltına alınıp, tutuklanmıştı. 15 Temmuz sonrası gözaltına alınan ve büyük çoğunluğu tutuklanan siyasetçi, belediye eş başkanı, gazeteci, aydın ve yazarın sayısı 15 binin üzerindedir. Dikkat edilirse HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması 15 Temmuz öncesidir. Bunlar, demokratik siyasete yönelik darbenin hazırlığını çok daha önceden planlamışlar, bunu da bir kez daha görmüş olduk. 16 Temmuz'da devreye koydukları darbe sürecinde 4 Kasım operasyonunu yaptılar ve Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ başta olmak üzere tüm arkadaşlarımızı, milletvekillerimizi, belediye eş başkanlarımızı rehin aldılar."

HDP olarak bir kez daha yollara çıktıklarını ve "Demokratik Mücadele Programının" ikinci aşamasını Meclis'te yaptıkları açıklama ile başlattıklarını ifade eden Pervin Buldan, "İlk aşamada kartopu gibi büyüyen demokrasi talebini ikinci aşamada barış, adalet, emek, eşitlik ve gelecek taleplerimizle bir araya getireceğiz." diye konuştu.