İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Sözcü TV'de Nevşin Mengü'nün sorularını yanıtladı.

Meral Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

* Dark’ın ikinci sezonunun yarısındayım. Hangi dizi olursa olsun haftada iki bölüm izlerim. Sindire sindire izlerim. Dark’ı çok ilginç buldum, dikkat edilirse bakış açıları var, alıştığımız türde bir dizi değil. Kemal Bey’in cevabı da çok hoştu. Anlaşarak yapmadık.

* Şimdi bu sosyal medyanın Erdoğan tarafından keyfi bir biçimde kapatılmaya çalışılması ciddiye alınacak bir şey. Sosyal medya geçmişte radyo gibi bugünün özgürlük alanıdır. Şimdi Esra Albayrak’ın doğumu üzerinden bir kampanya başlatıldı, bizler, sizler bu şekilde farklı iftira ve hakaretlere maruz kalmış kadınlarız. Albayrak’a yöneltilen hakaretlerin karşısında olduk.

* Daha önce Başak Demirtaş’a da benzer hakaretler edildi, bizler onların da karşısında olduk. Öte yandan sosyal medyada Nevşin Mengü’ye, Canan Kaftancıoğlu’na, bana yöneltilen hakaretlere herkes arkasını döndü görmezden geldi. Bu bir zihniyet meselesi, bunu sosyal medyayı kapatarak çözemezsiniz.

”BİZE YAPILANLAR DA ÇİRKİNDİ”

* Ben bana hakaret eden, iftira atan herkesi dava ettim ve bu insanların hepsi beraat etti. Eşimi aldattığım bile söylendi, bunu söyleyen kişi bile beraat etti. Beraat kararı veren hakime hanım için ben çıkıp şunu diyebilirim, “Bu hakime hanım, bir kadına yakışmayacak şeyler yapıyor, kasetleri var”. Bunu söylemek serbest belli ki. Sayın Erdoğan neleri serbest bıraktığının farkında değil. Yani bugün Esra hanıma yapılan ne kadar çirkinse bize de yıllardır yapılanlar o kadar çirkindir.

SOSYAL MEDYADA PAYLAŞILAN GÖRSEL

* (PKK ELEBAŞI ABDULLAH ÖCALAN’LI FOTOĞRAF) Özür dilemesinin anlamı yok benim için, ben hukuki haklarımı kullanacağım, uzlaşma falan da kabul etmiyorum. Kim olursa olsun, fikirlerine asla katılmadığınız bir insan da olsa ahlaki sınırları bilmeniz lazım. Ama bir dönüşüm başladı, “Ne yapsak yanımıza kâr kalır” diyerek hareket ettikleri bir dönemdeyiz.

* Biz Madımak ve Başbağlar’ın birlikte bakılması gerektiğini düşünüyoruz. Ben o yıllarda bir üniversitede öğretim görevlisiydim ve bir yerel gazetede de yazılar yazıyordum. Madımak ile ilgili yazım da var. Katliamdır tabii ki. Madımak zamanı İçişleri Bakanı Mehmet Tazeoğlu’ydu. Ben İçişleri Bakanı olduğum süreçte öğrenmek için Madımak’a baktım. O dönemle bu dönemin devlet anlayışı arasında fark var. O dönemde siyasetçi o kadar başat değildi. Soylu bana diyor ya “Stajyer bakan” diye. Ben o dönemde 40 yaşındaydım, kadınım. O dönem İçişleri Bakanı olduğumda benden korkmadı kimse, o kadar İçişleri Bakanı geldi geçti, bir tek benden korkmadılar.

* Kadına şiddetle ilgili kararlar aldım o dönemde. Mesela dayak yediniz karakola gelip şikayet ettiniz, o zamanın memurları aile terapisti gibiydi barıştırırdı. Ben barıştırmayacaksınız diye genelge yayınladım.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN ÇEKİLMEMİZ DOĞRU DEĞİL”

* İstanbul Sözleşmesi’ni okumuş biri olarak bunun karşısında durmam mümkün değil. Bu konuya dair kadın kuruluşlarının da çok fazla çalışması var, birlikte çalışmalar da yapıyoruz. Çünkü üniversite hocalığımdan beri kadın STK’larıyla çalışmalar yapıyorum ben. O sözleşmenin amacı, ev içi ve ev dışı şiddete karşı kadını korumak. Benim bunun aksini düşünmem, buna karşı davranmam mümkün mü?

* Bugünkü tartışmayı doğru bulmuyorum. İnsanların ya alkışlanacak ya da sövülecek bir pozisyona sokulması doğru değil. Ben bir anne olarak çocuğumun torunumun böyle olmasını ister miyim, istemem. Bu kişisel tercihim ama böyle düşünüyorum diye bu insanları dövmem mi gerekir. Canı isteyen canı istediği gibi algılayabilir. İşin özünü kaçırırsanız İstanbul Sözleşmesi gider, ortada kalırız, öncelik sıralarını doğru tespit etmek lazım. Benim açımdan öncelik İstanbul Sözleşmesi’nin çarptırıldığının düşürüldüğü konuları tartışmak yerine her evde acı çeken kadınların derdine derman olmak.

* Kişisel olarak düşüncelerim bir kenara, siyasetçi olarak LGBTİ’lerin haklarının gasp edilmesini doğru bulmam mümkün değil.

* Şiddet hep dindarlarda var deyip genelleme yapmak ne kadar yanlışsa, seküler camiada da şiddet yok demek o kadar yanlış ve gerçeği yansıtmıyor.

”ERDOĞAN’IN MASASINDA ERKEN SEÇİM VAR”

* Erdoğan’ın masasında erken seçim seçeneğinin durduğuna inanıyorum. Ekim-Kasım gibi yapılacak bir seçim olabileceğini düşünüyorum.

* Erdoğan’ın sokaktan kopması, yeni bir bürokrasi başlattı: Saray Bürokrasisi. Onun yerine, onun için çalışmalar yapan bir profesyonel ekiple yapıyor bunu. Dünyadan haberi var mıdır yok mudur bilmem ama kesinlikle sokaktan haberi yok.

CUMHUR İTİFAKI PARLAMENTER SİSTEME TAMAM DESE, ONLARLA ÇALIŞIR MISINIZ?

* Çalışmayız. Çünkü güçlendirilmiş parlamenter sistemin olması gerektiğini söyleyen benim. Referandumda eve çıktıktan sonra iki yılda ülkeyi getirdikleri nokta ortada. Biz iyileştirilmiş, güçlendirilmiş bir parlamenter sistem istedik. Bu sadece Meral Akşener ile olmaz sadece, diğer her parti, Babacan ve Davutoğlu’nun partisi de dahil güçlendirilmiş parlamenter sistemi destekliyor. Dolayısıyla Cumhur İttifakı bu sisteme geçmek istediğinde diğer tüm siyasi partilerle yapacak bunu, elbette biz de destek vereceğiz ama bu onlara katılmak, onlarla çalışmak anlamına gelmiyor.

* İşsizlere göre, asgari ücretliler daha iyi durumda. Asgari ücret açlık sınırının altında da olsa düzenli bir gelir, bu dönem işsiz kalanlar için durum çok daha vahim. 18 yılda bu ülkenin yoksul sayısı 22 milyona gelmise ve hâlâ bu insanlara yardım edilmekle övünülüyorsa sıkıntı var, bu sayı 30 milyona çıkar. Gençlerin yüzde 50’si imkan bulduğu takdirde yurt dışında okumaya razı.

* Türkiye’yi ekonomik anlamında bir tsunami bekliyor. Şimdiye kadar akrabalarını bakan yapan pek çok lider oldu ama kimsenin sesi çıkmadı, sebebi alanında uzman kişilerdi bunlar. Ama yeteneksiz akrabalarınızı bu görevlerin başına getiremezsiniz, belli ki bu işe yatkın değil, bütün ülkenin ekonomisinden sorumlu olmak için yeterli değil. İşsizlik rakamları ortada, bu rakamların en baştaki sebebi bu iş bilmezliktir.

”DAMADINA İŞ BULMAK ZORUNDA DEĞİLSİN”

* Rahmetli Özal’ın yeğeni bakanlık yaptı laf eden oldu mu hayır. Yani damat bakanın tüm ekonominin patronu olması yanlış. Sayın Erdoğan’a deniliyor ki bu iş tepetaklak gidiyor, damadına iş bulmak zorunda değilsin. Liyakatten bahsediyorum ben burada, Tarım Bakanı da benzeri.Enerji Bakanlığı döneminde ben çok doğru bulmasam da damat demedim. Ama siz sıfır ekspertiz bir adamı Türkiye ekonomisinin başına getirirseniz durum böyle olur

“PARA BULUNUR”

* Mesele para bulamamak değil. Demokrasiyi, hukuku ortadan kaldırdılar, liyakat gitti vesaire böyle bir sistemin içinde siz dışarıda bir fon olsanız; bunlar kafası bozulunca benim parama el koyar diye gelmezsiniz. Dünyada öyle bolluk var ki aklınız durur, yani para bulunur.Şeffaflığı, demokrasiyi getireceksiniz. Sürdürülebilir kalkınmadır önemli olan. İnşaata da tüh kaka demiyoruz. Ama öncelik üretimden yana olmalıdır.

Z KUŞAĞI

* Gezinin ilk 5 gününde bazı fotoğraflar dikkatimi çekmişti. Küpeli bir çocuğumuzla kapalı bir kızımızın çöp boşaltması. Bu nedir desen “Barıştık, eşitlik, adalet” derim. Başkası bana dedi ki ikisinin ayağında converse var. Tüketim alışkanlıkları aynı. İkisi de aynı tür giyiniyor gibi bir cümle ile karşılaşınca bu işin uzmanları ile bir çalışma başlattım. Profesyonel bir çalışma ile uzun süredir gençlerimizin üzerinde duruyoruz.Gençler dikte edilmekten rahatsız. Umudunu kaybetmiş çocuklar var. İlçelerin oto sanayisinde çalışmaya mahkum edilmiş çocuklarımız var. Sosyal medyada Sayın Erdoğan'a gönderme yapmam bunları görmediğimiz anlamına gelmez.Şaka yapılacak bir konu değil elbette dikkat çekilmesi gereken bir konuydu.

HDP İLE MÜZAKERE ETSEM “ETTİM” DERİM

* Ben net bir şey söyleyeyim. Faturalar hep bana kalıyor. Çünkü benim kimseye maliyetim yok. Hadi bana söylenenleri Sayın Erdoğan'a söylesinler de göreyim. Bir TV programında bana HDP'yi nereye konumlandırıyorsunuz dediler ben de PKK'nın yanı dedin. 10 gün sonra Sırrı Süreyye Önder “müzakere ettiniz” dedi. HDP'li yetkililer buna itiraz etti. Etmiş olsak ettim derdim ben kimden korkacağım.

“HASAN SUBAŞI KENDİ GÖRÜŞLERİNİ İFADE EDİYOR”

* Bu soruyu bana değil HDP’nin yöneticilerine sormak zorunda herkes. Bana Sayın Erdoğan’ın takımı bana FETÖ'cü dediler. Ben her seferinde hayır dedim. HDP'liler de çıksa dese ki bizim PKK ile işimiz olmaz vatanımız bayrağımız bir dese bundan en çok ben memnun olurum.Sayın Subaşı kendi görüşlerini ifade ediyor, bir başka arkadaşımız da kendi görüşlerini ifade edebiliyor. Bu partimizin görüşü olduğu anlamına gelmez

“İKİ TARAF DA BİR KARAR VERSİN ARTIK”

* HDP’nin ittifak sistemi içinde yer alması HDP'nin yüzde 9'un çıkmasına engel olur. Çünkü dindar Kürtler gider AKP'ye oy verir. Sistemin dışında ne kadar oy alıyor.24 Haziran'da ben Selahattin Demirtaş için hukuki bir soru soruldu hukuki bir cevap verdim. Ya Cumhurbaşkanı adayı yapmayacaksınız ya da yarışmadan eşitlik tanımanız lazım dediğimde ben PKK'lı oldum. Ama o dönem Pelvin Buldan beni faili meçhulcu ilan etti. İki taraf da bir karar versin artık.Bir İçişleri Bakanı Bizim kandil ile masaya oturduğumuzu iddia etti. Yahu kardeşim sen nasıl Bakansın. Varsa öyle bir bilgi belge elinde gereğini yerine getireceksin. 28 Şubat'ın Meral Akşener'ini siz kafir ilan edebiliyorsunuz. Ben ki kendini Dindar tanımlayan bir insanım, namazını da kılan bir insanım ben. Ama parmağımı uzatıp namaz kılacaksın diyemem. Kafir diyorsunuz siz.

İSTANBUL KONGRESİ

* Buğra Kavuncu’nun seçilmesini istemek gibi bir niyetim yok. Buraya da beni Buğra Bey getirdi. Ben Meral Akşener olarak bu partinin genel başkanlığına seçilmiş bir insanım İstanbul’da ikamet ediyorum. Diğer adayımız bana geldi aday olmak istiyorum dedi ben tamam dedim. Ersin Bey de benim atamamla gelmiş bir arkadaşımız. Buğra Bey’in atanmasında da benim imzam var. Benim istediğim belden aşağı propaganda yapan babamın oğlu olsa izin vermem anlayan anladı onu.

”ERDOĞAN AYASOFYA’YI AÇAMAZ”

* Ayasofya’yı Sayın Erdoğan’ın ne Danıştay’a ne bize ne vatandaşa sormasına gerek yok. Buranın açılmasına karşı çıkan yok. O yün yumağını attı, kimse dolaşmadı kendisi buna dolandı. Ben olsam ağzımdan çıktıysa yapardım ama Erdoğan yapamaz. Yaparsa da tebrik ederim.