Korkusuz Gazetesi yazarı Can Ataklı, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine yönelik düzenlediği Barış Pınar Harekatı'nın ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleşen görüşme sonrası durdurulmasını değerlendirdi.

Can Ataklı, ABD Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yazdığı küstah mektuba Trump'in söylediklerine cevap verilmemesine eleştirdi. Ataklı, "İşin en kötü tarafı ne biliyor musunuz? Teslimiyet anlaşmasını büyük keyifle imzalayan ve buna “zafer” diyenler, bu aşağılamaların, hakaretlerin birine bile cevap vermediler" dedi.

Can Ataklı'nın "PKK adına masaya oturan Amerika’nın her istediğini yapmaya “zafer” diyorlar!" başlıklı köşe yazısının ilgili bölümü şöyle:

"BUNU YAZMAK GEREK

Mektubun şokunu atlatmadan, birkaç şok daha yaşadık

Amerika Başkanı Trump, Cumhuriyet tarihindeki hiçbir iktidara karşı, kimsenin cesaret bile edemeyeceği bir küstahlıkla Erdoğan'a bir mektup gönderdi biliyorsunuz. Herkesi aptal yerine koyan saray efradı, bu rezil mektuba cevabın, operasyona başlanmasıyla verilmiş olduğunu ileri sürüyorlar.

Palavra tabii.

Mektubun operasyon başladıktan sonra geldiği gerçeği ortada olduğu halde, böyle bir yalanı nasıl söyleyebiliyorlar, insan gerçekten hayret ediyor.

Bu mektup 8 gün elde tutulmuş.

Madem “cevabımız operasyon” olmuş, o halde o an bu mektup açıklanır ve kamuoyunun gözü önünde çöpe atılırdı, sonradan “Çöpe attık” demek, espriden öteye geçemez.

Ancak mektup şokunu henüz atlatmadan Trump'dan arka arkaya başka rezil açıklamalar geldi. Hepsi de Türkiye'yi yerin dibine sokan, onurumuzu ayaklar altına alan açıklamalar bunlar.

Daha Türkiye'deki heyetlerden bir açıklama gelmeden Trump, “Ateşkesin sağlandığını” bir tweetle duyurdu ve “Milyonlarca insanın canını kurtardık” diyerek sevinç çığlıkları attı.

Bu açıkça, “Türkler, milyonlarca kişiyi öldürecekti ama ben engelledim” demektir.

Kısa bir süre sonra bu kez, “Bu sorunun çözülmesi için sert, haşin aşk gerekirdi o oldu” dedi.

Sert, haşin aşk, içinde şiddet olan aşkı anlatır, erkek kadını döver, çünkü çok seviyordur.

Bitmedi, Trump bir başka konuşmasında ise dehşet bir açıklama yaptı.

Dedi ki, “Ben, biraz kavga etmeleri gerekiyor dedim. Okul bahçesindeki iki çocuk gibi kavga etmelerine izin vereceksiniz, sonra da ayıracaksınız. Birkaç gün kavga ettiler ve oldukça şiddetliydi.

Biz oraya gittik ve bir ara vermelerini istedik. Kürtler müthişti. Biraz geri çekilecekler.”

Adam bizi açıkça YPG ile aynı kaba koydu ve üstelik “Bizim çocuklar” dedi. İşin en kötü tarafı ne biliyor musunuz?

Teslimiyet anlaşmasını büyük keyifle imzalayan ve buna “zafer” diyenler, bu aşağılamaların, hakaretlerin birine bile cevap vermediler."