Karar yazarı Akif Beki, "Ahmet Güneştekin’in Diyarbakır Keçi Burcu’ndaki sergisine diş gıcırdatanlar, tantana koparıyor. Halaya durma suçu bile buldular. Neresinden düzelteceğini bilemiyor insan." değerlendirmesini yaptı. 

Beki, "Galada, halay çekilmez değil. İtalyanca büyük, gösterişli şölen demek, nasıl çekilmez! Ve hayır, yas veya anma töreni değil sergi açılışıydı. Diyarbakır’da, Kardeş Türküler’in sahne aldığı bir galada halaya durmak değil durmamak kabahattir. Sergi, acı bir geçmişin hatıralarıyla yüzleştiriyor, bu doğru. Fakat hayır, kimse acıların üstünde tepinmedi. Süslenip püslenip tabutların arasında saygısızca, alay eder gibi moda resimleri de çektirilmedi." yorumunda bulundu.

Beki, yazısına şu sözlerle devam etti:

“Yoktunuz” gibi enstalasyonların önünde “Burdayım” demeye çekilmiş resimlerdi onlar. Yoklamada tanıklık bildirmek, duyurmak için verildi o pozlar. Hem bir sanat sergisinde resim çektirmek, densizlik değildir. Galaya, özene bezene giyinip gelmek de...

Ancak Hafıza Odası’na proje odası demek, densizce uydurulmuş bir yavedir. İmamoğlu, gazetecileri ve İstanbul sosyetesini yanına alıp HDP Eş Başkanı Mithat Sancar’la adaylık pozu versin diye, siyaseten tam da şimdi planlanmadı. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, 2 yıl öncesinden teklif etmiş, daha önce açılacakken salgın ertelemeleriyle bugüne kalmıştı. 

Ve hayır, halay fotoğrafında yoktum. İstemediğimden değil bilmediğimden, beceremediğimden. Yine hayır, Ertuğrul Özkök’ün halay gecesi için bir araya gelinmedi. Evet, performansı başarılıydı, gayreti takdire şayan. Fakat koca serginin, galasındaki bir halay karesine indirgendiği nerede görülmüş!

Galasından magazinel ayrıntı çıkarılması ise sanatı bozmaz, yanlış bilgi. Çok doğru; fırsat bu fırsat, katılanlara kişisel yahut siyasi hıncı olanlar, acısını sergiden ve Güneştekin’den çıkarmak istiyor. Güneştekin’in özel diş bileyenlerini de katın üstüne.

Sanatı eleştirilmez mi, eleştirilir, onu ayrı tutuyorum. Ama haklılık içerse bile başka neden yahut kişisel garezle bir sergiyi tu kaka etmenin neresi hakkaniyete sığar! Kişisel hırslarına sanatsal kritik maskesi giydirenleri de ayrı tutamıyorum.

Hem içeriden aldığım bilgidir; Diyarbakırlılar görmek için kuyruğa giriyor. Bu sergi, Diyarbakır’a büyük moral oldu. 2015’ten beri içine kapanmış bir şehre nefes aldırdı. Daha ne!

Fatih Altaylı hakkaniyetle yaklaşanlardan, doğruya doğru. Maksat şamata olsun, bir düzeltme de ona: Feryal Gülman’ın ayakkabısı Louboutin, çantası Hermes değildi. Markaları tutturamamış vesselam.