18 Mart tarihinde yayımlanan "Sopalı'da Corona Virüsünden 2 Kişi Hayatını Kaybetti" başlıklı haber nedeniyle yerel yayın yapan SES Kocaeli Gazetesi, Deutsche Welle İfade Özgürlüğü Ödülü’ne layık görüldü.

3 Mayıs’ta sonuçları açıklanan DW İfade Özgürlüğü Ödülü, bu yıl koronavirüs krizi kapsamında yaptıkları habercilik nedeniyle tehdit, şiddet ve tutuklama gibi tehlikelere maruz kalan gazetecilere verilmişti. 14 farklı ülkeden toplam 17 gazeteciye verilen ödüle Türkiye'den Nurcan Baysal ve İsmet Çiğit layık görülmüştü.

SES Kocaeli Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Çiğit, gazetenin 18 Mart tarihinde yayınladığı "Sopalı'da Corona Virüsünden 2 Kişi Hayatını Kaybetti" başlıklı haber sonrasında savcılık talimatıyla gece saatlerinde evinde gözaltına alınmıştı. Çiğit bir gün sonra serbest bırakılmış, ancak gazeteye de nisan ayında silahlı saldırı düzenlenmişti.

Ancak ödül, İsmet Çiğit’in haberi kendisinin yapmadığını, yasal sorumluluğunun da bulunmadığını belirttiği ve esas hakkedenin sitenin kendisi olduğunu belirttiği yazı ardından kendisinden alınarak SES Kocaeli tüzel kişiliğe verildi.

Gelişmeyi, dünkü yazısında duyuran İsmet Çiğit, özetle şunları söyledi:

Hikayeyi çok yazdım.

Bu nedenle uzun uzun tekrarlamayacağım.

Kısa bir özetle hatırlatmak istedim: 19 Mart günü gecesi saat 00.30 sıralarında evimin kapası çalındı.

Ben yatmış uyuyordum.

Üç tane polis gelmiş.

Savcının emriyle beni gözaltına aldılar.

Ellerime de kelepçe takıp, Emniyet Güvenlik Şube’ye götürdüler.

Yazarı olduğum SES Kocaeli internet sitesinde Derince Hastanesi’nde corona virüs hastası iki kişinin hayatını kaybettiği haberi çıkmış.

Bu haber hiç yalanlanmadı.

Ama coronadan iki kişi öldü haberi, ülkemiz yöneticilerini rahatsız etmiş.

Zaten benim şahsıma yönelik kişisel baskıların alabildiğine arttığı dönemde birileri, “Alın evinden şu adamı, kelepçeyi takın, göz dağı verin” demiş…

Oysa, olayla benim uzaktan yakından ilgim yok.

Ben SES KOCAELİ internet sitesinde resmen sorumlu değilim.

Haber benim imzamla çıkmamış.

Ama nöbetçi savcı nedense, neye dayandıysa, ya da kimden emir aldıysa polislere gidin İsmet Çiğit’i evinden alın, nezarete atın demiş.

Polislerle birlikte önce muayene için hastaneyi, sonra güvenlik şubeye ellerim kelepçeli halde gittim. Bu arada internete söz konusu haberi yapan ve sayfaya koyan Güngör Arslan geldi.

“İsmet Abi’yi bırakın. Haberi ben yazıp siteye koydum” dedi.

Polis, benim kelepçelerimi çözüp, saat 04.00’de serbest bıraktı.

Güngör’ü sabaha kadar nezarette tuttu.

Sonra sabah Güngör de serbest kaldı.

Çünkü ortada gazetecilik adına bir suç yoktu.

Doğru haber yayınlanmıştı.

Olay sadece bana yönelik, “Bak aklını başına al” şeklinde bir gözdağıydı.

Bu olay büyüdü.

Ben kelepçeli fotoğrafımla birlikte bütün ayrıntıları yazdım.

Türkiye’de yankı bulduğu kadar yurt dışında da yankı buldu.

Nitekim, beni Avrupa ülkelerinden meslektaşlar aradılar.

Röportajlar yapıldı.

Onlara da aynı şeyleri anlattım.

Sonra 23 Dünya Basın Özgürlüğü gününde, Avrupa’nın en saygın basın kuruluşlarından DW’nin geleneksel “Fikir özgürlüğü ödülleri”nin bu yılki sahipleri açıklandı.

Dünyada 17 kişiye bu yıl ödüle layık görülmüştü.

Biri de bendim.

Elbette sevindim, gurur duydum.

Ama ertesi gün bu ödülün haberini internet gazetesinde duyururken de açık açık yazdım, “Bu ödülü aslında ben hak etmedim” dedim.

Sevgili dostlar, özgür dünyada basın özgürlüğü çok önemli bir kavram.

Ülkemizde olup bitenleri de çok yakından takip ediyorlar.

DW’nin ödüllere karar veren komisyonu da benim yazımı tercüme ederek okumuş.

Geçen gün Almanya’dan aradılar, “İsmet B, siz kendi yazınızda bu ödülü hak etmediğinizi yazmışsınız. Ödül kurulu bundan çok etkilendi. Bu durumda sizin adınıza verilen ödülü yeniden gözden geçirdik. Gerçekten de SES Kocaeli internet sitesinde sadece köşe yazarı gözüküyorsunuz. Yasal sorumluluğunuzda bulunmuyor. Bu durumda ödülü sizden geri almak, kırıcı olur mu?” dediler….

“Hayır” dedim, tam tersine sevinirim… Almanya’dan arayan meslektaşım, “Biz bu ödülü SES KOCAELİ’nin tüzel kişiliğine veriyoruz o halde” dedi.

Şimdi bu durumdan, ben Almanya’dan ödül kazandım diye karalar bağlayıp, bu konuda saçma sapan yazılar yazan ilimizdeki bazı meslektaşlarım çok mutlu olmuşlardır.

Ama ben de mutluyum.

Yarım asra yaklaşan meslek hayatımda ilk kez yurt dışından bir ödül almıştım.

Kendi ellerimle, “Ben bunu hak etmedim” diyerek geri verdim

Ödül tarihe “SES Kocaeli ödülü” olarak geçti.

Yani, Güngör’ün, Ahmet’in, Zeki’nin, Sefer’in, Sündüz’ün, Nihat’ın, Seda’nın, Mine’nin, İnci’nin ve daha pek çok birlikte çalıştığım arkadaşımın ortak ödülü.

Bence doğrusu da buydu.

Son durumu yine benden öğrenin istedim.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.