Sözcü'ye yönelik algı operasyonunda karar duruşması yapıldı. Tüm iddiaların tek tek çürütüldüğü davada mahkeme Sözcü gazetesinin yönetici ve yazarlarına, basın ve hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek cezalar verdi. Baro başkanları ve hukukçular 'kara leke'yi değerlendirdi.

Sözcü'de yer alan habere göre, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirten avukatlar karara tepki gösterdi.

İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu:

*Bu karar, sadece mahkum olan gazetecilere değil, bütün medya dünyasına verilmiş bir gözdağıdır. Artık halkın haber alma özgürlüğünden söz edilemez.

*Bir baskı ya da tehdit gerekmeksizin bütün yazarlar için başlatılan otokontrol süreci, bu kararla pekiştirilmiş olmaktadır. Mahkum olan gazetecilerden “FETÖ'ye yardım suçu” nitelemesi çıkaran bir karar artık tuzun da koktuğunu anlatmaktadır.

*Karar, yargı reformuna ciddiyet atfedenlere ithaf olunur. Son çıkan pakette, TMK'ya eklenen ibare ile bu tür davalarda yaşanan sorunların aşılacağını umarak, ifade özgürlüğünün genişleyeceğine dair masallar anlatanlara da ders olsun.

Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan:

*Sözcü gazetesi yazar ve yöneticilerine  “FETÖ'ye bilerek ve isteyerek” yardım suçlamasıyla ceza verilmesi aklımızla alay etmektir.

*Bu karar dönüp dolaşıp, Yargı reformu diye açıklanan paketin ne kadar uygulanamaz olduğunu gösteriyor.

*Biz bu paket açıklanırken de şunun altını çizmiştik: Yargı bağımsız olmadıkça bu ülke hukuk devleti olmayacaktır.

Sözcü Avukatı Celal Ülgen:

*Uzun bir süreç yaşadık. Bu dava Sözcü gazetesinin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıp durdu.

*Sözcü gazetesini etkilemeye ve sesini kesmeye çalıştılar ama konuşmaya devam etti. Geldiğimiz aşamada bir yaptırımla karşı karşıyayız.

*Ben buna yargı açısından pirus zaferi diyorum. Verdikleri ceza bugüne kadar görmediğimiz ve karşılaşmadığımız 3 yıl 4 ay seviyesinde.

*Yani mahkeme de Sözcü gazetesinin FETÖ’yle ilgisinin bulunmadığını kanaat getirdi ki indire indire verdikleri cezayı 3 yıl 4 aya indirdiler.

*Beraat etmesi gereken gazetecilerin ve FETÖ düşmanlığıyla bilinen gazetecilerin FETÖ propagandasından dolayı ceza alması, gazetecilerin lekelenmeme hakkını ihlal etmiştir.

*Türkiye’de yargı bağımsız değil. Bunu sağır sultan bile biliyor. Türkiye’de yargı ve yargıçlar büyük bir korku içinde.

*Türkiye’nin en çok korkan mesleği yargıçlardır. Yargıçlar kendilerinden korkuyor. Kendilerinden korktukları için bağımsız davranamıyorlar.

*Yargıçlar kendilerinin ve çocuklarının geleceklerinden korktukları için topu bir üst mahkemeye atıyorlar.

*Bugün gördüğümüz kararında bir yerde ağır ceza mahkemesi yargıçlarının topu ellerinden atmak istemelerinin sonucu olduğunu düşünüyorum.

*Önümüzde istinaf süreci var. İstinafa gideceğiz ardından Yargıtay süresi var. Yargıtay’a da gideceğiz ama umarım istinaf sürecinde yeni bir mahkeme çıkarmazlar.

*Türkiye’de sulh ceza mahkemeleri giyotin gibi işliyor. İşin temeline, bütününe bakmak lazım. Bir taraftan Türkiye’nin içinde bulunduğu Kanal İstanbul ya da Katar İstanbul, öte yandan yargı bağımsızlığı sorunu var.

*Egemen olanlar tek başına bir sorunla meşgul olmamızı istemiyor. Bir kısmımız Sözcü davasıyla, bir kısmımız Kanal İstanbul'la uğraşsın istiyorlar. Bu oyunlara gelmeyeceğiz.

*Türkiye aydınlık günlere mutlaka kavuşacak. Bu işin başka yolu yoktur.

*AK Parti’nin pili bitmiştir. Şarjla dolmuyor. Yakın bir gelecekte daha aydınlık ve güzel günlere ulaşacağız. Bize düşen ne varsa mahkum olmaksa mahkum olacağız. Cezaevinde yatmaksa cezaevinde yatacağız. Aydınlık Türkiye sevdasından vazgeçmeyeceğiz.

Sözcü Avukatı İsmail Yılmaz:

*Yerel mahkemenin verdiği karar hukuka aykırıdır. Bu aykırılığın nedeni: Delilsiz bir dosyadan müvekkillerimize haksız ceza verilmiştir.

*Bu cezaların hiçbir şekilde kabul edilecek tarafı yoktur. Üstelik son çıkan yargı reformu düşünce suçlarını suç olmaktan çıkarmıştır. Buna rağmen yargı reformu hiçe sayılmış, görmezden gelinmiştir. Demek ki yargı reformu boşuna çıkarılmıştır. Uygulanmayan yasanın hiçbir değeri yoktur.

*Günümüz yargısı haksız ve hukuka aykırı kararlarla son zamanlarda gündeme gelmektedir. Yargıya güven, azalmaktadır. Bu tip davalarında bunda etkisi vardır. Bundan sonraki süreçte, mahkemenin bu kararına gerekli itirazları yapacağız. İlk olarak, istinaf talebinde bulunacağız.

*Bu nedenle dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilecek. Oradan hukuka uygun adil bir karar verileceğine inanıyoruz. Şayet aksi yönde karar çıkıp istinaf talebimiz reddedilirse bu durumda Yargıtay’a temyiz başvurusu yapacağız.

*Çünkü bu tip suçlarda 5 yılın altında ceza verilse bile Yargıtay yolu açıktır. Sözcü davası baştan sona hukuka aykırı yöntemlerle başlatılmış ve sürdürülmüştür. Yüksek yargının bu yanlışları görüp düzelteceğine ve adil bir karar vereceğine inancımız tamdır.

*Bu nedenle dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilecek. Oradan hukuka uygun adil bir karar verileceğine inanıyoruz. Şayet aksi yönde karar çıkıp istinaf talebimiz reddedilirse bu durumda Yargıtay’a temyiz başvurusu yapacağız.

*Çünkü bu tip suçlarda 5 yılın altında ceza verilse bile Yargıtay yolu açıktır. Sözcü davası baştan sona hukuka aykırı yöntemlerle başlatılmış ve sürdürülmüştür. Yüksek yargının bu yanlışları görüp düzelteceğine ve adil bir karar vereceğine inancımız tamdır.

*Bu nedenle dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilecek. Oradan hukuka uygun adil bir karar verileceğine inanıyoruz. Şayet aksi yönde karar çıkıp istinaf talebimiz reddedilirse bu durumda Yargıtay’a temyiz başvurusu yapacağız.

*Çünkü bu tip suçlarda 5 yılın altında ceza verilse bile Yargıtay yolu açıktır. Sözcü davası baştan sona hukuka aykırı yöntemlerle başlatılmış ve sürdürülmüştür. Yüksek yargının bu yanlışları görüp düzelteceğine ve adil bir karar vereceğine inancımız tamdır.

Avukat Hüseyin Ersöz:

*Sözcü gazetesinde yayınlanan haberler sebebiyle gazetenin yazarları ve muhabirleri hakkında verilen cezalar, Basın Özgürlüğü ve İfade Hürriyeti’nin ihlalini oluşturur.

*Benzer haberler başka gazetelerde, diğer basın mensupları tarafından yayınlanırken ve bunlar suç kabul edilmezken Sözcü gazetesinde çalışan gazeteciler hakkında cezaya hükmedilmesi, basın özgürlüğünü ihlal etmenin ötesinde, özgür basın üzerinde bir baskı oluşturmaya hizmet edecektir.

*İfade hürriyetinin ihlali niteliğindeki bu hükmün istinaf incelemesinde düzeltilmesi ve hukuka aykırı nitelikteki bu kararın tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması gerekmektedir. Kendisini demokratik ve hukuk devleti olarak tanımlayan ülkelerde bu tarz kararlarla karşılaşmazsınız.

*Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in bu konudaki özgürlükçü içtihatları ortadayken yerel mahkeme tarafından verilen karar, bu içtihatlarla prensipleri ortaya konulan özgürlükçü yaklaşımı yok saymak anlamına gelir ki bunun geçmişteki gerici bir hukuk yaklaşımının benzeri olduğu açıktır. Bu yaklaşımın yaşadığımız çağda ne hukuk adamları ne de basın mensuplarınca kabulü mümkün değildir.

Emin Çölaşan’ın Avukatı Serhan Özdemir:

*Verilen karar siyasidir. Emin Çölaşan'dan yıllarca kimsenin FETÖ’ye FETÖ demediği yıllarda FETÖ demiş bir duayen gazeteciden FETÖ’cü ve FETÖ’ye yardım eden bir profil çıkarmak sadece FETÖ’cüleri sevindirir.

*Bu kararı hukuk çerçevesinde değerlendirmek çok güç. Basın özgürlüğüne vurulmuş bir darbedir bu. Bu heyetin bu kararı vermesi sanıklara bir leke vurmaz, asıl bu kararı verenlere leke vurur.

Avukat Yiğit Acar:

*Sözcü'nün yazar ve yöneticileri hakkında verilen bu karar aslında Sözcü'ye yönelik kapsamlı şekilde sürdürülen yıldırma, sindirme politikasının bir sonucudur.

*Soruşturmanın başından beri suça konu eylem olarak sadece gazete haberleri ortaya konabilmiştir.

*Halbuki iddianamede suç delili olarak gösterilen haberlerin tümü kamu yararı içeren, görünür gerçeklik ilkesine uyan ve güncel haberler olarak toplumun haber alma hakkına hizmet eden basın faaliyetidir.

*Yargılama evresinde de net biçimde ortaya konmuştur ki Sözcü aslında FETÖ ile en ciddi şekilde mücadele eden basın kuruluşudur.

*Mahkemenin bu derece hukuka aykırı bir hüküm kurması, yargının siyasetin etkisinde kalmaya devam ettiğinin yeni bir ispatıdır.