TRT tarihinde ilk kez 7 Aralık 2019’da ana haber bülteni yayınlanamadı.

Gerekçe olarak “seste yaşanan bir sorun” gösterildi.

Yıllarca TRT’de çalışan Yağmur Tunalı konuyla ilgili Karar Gazetesi’nde kaleme aldığı yazıda ana haber bülteninin yayınlanaması için “rezalet ötesi” yorumu yaptı. Tunalı, sorunun temelinde “bizimkiler” anlayışının yattığını yazdı.

Yazının bir bölümü şöyle:

TRT tarihinde bir ilk yaşandı. Rezalet ötesi bir ilk bu. 7 Aralık’ta TRT ana haber bülteni yayınlanmadı. Hayır, daha doğrusunu söyleyeyim: “Yayınlanamadı”.

Olan şudur: Televizyon ve yayın işi pek çok meslek gibi usta-çırak ilişkisiyle yürür. Âlet alırsınız ama onu kullanacak insanı yetiştirmek ustalar eliyle olur. İşte TRT’de biz bunu kaybettik. Türkiye bu devam zincirini koparmış bir memlekettir. Böyle bir cinayet işlenmiştir. İşte sonucu da budur. Günde bir defa haber yayını yapan TRT1, bir bülteni hazırlayamamış ve görülmemiş bir skandala imza atılmıştır.

Bunun sebebini son on beş yılda TRT’de ne yapıldığından aramak lazımdır. Şimdi EYT konuşuyoruz ya, TRT’de bunun tam tersi yapılmıştır. Hem de üç defa. Üç defa, 2007, 2011 ve 2018’de emekliliği gelenlerin kurumdan ayrılması için teşvik kanunları çıkarılmıştır. Bunların hepsi de, emekli maaşına belli bir yüzde eklenerek düşünülmüş kanunlardır. Hem bu yapılmış, hem de emekliliği gelip de bu teşvikten yararlanmak istemeyenler için tehdid ve şantajlara girişilmiştir. Hatta sonuncuda, 903 sayılı KHK’da bu tehdid ve şantaj doğrudan kanun metnine yazılmıştır. Görülmemiş bir uygulamadır. Sadece bu son KHK ile 1800 kişi emekli olmuş, 169 kişi de o tehdide uygun olarak sürülmüştür.

O ÜÇ TEŞVİK KANUNU SEBEPTİR

TRT1 Ana Haber Bülteninin yayınlanamamasının sebebi işte o üç kanundur. Kurum boşaltılmıştır. Trt’de iş bilen, dosya bilen, devleti ve dünyayı bilen yayıncı hemen hemen kalmamıştır. Yerlerine beş bine yakın personel alınmıştır. TRT’nin personel sayısı azalmamıştır. Bununla berber yaptığı iş azdan azdır. Artık bu kurum bir yayın ve yüksek eğitim kurumu niteliğini kaybetmiştir. Herhangi bir özel televizyon kuruluşu, personel seviyesi ve yayın kalitesi açısından TRT’den geri değildir. Kuruma alınan beş bin kişinin ne yaptığı konuşulmalıdır. Çalışanları pek azdır. Yayında zaten yüzde seksen beş oranında program dışarıya yaptırılmaktadır. Bu feci durumu yıllardır gündeme getiren ve tartışan bir Türkiye’de yaşamıyoruz. Kaç yönlü israf içinde, iş bilmez yöneticiler elinde bu büyük kurum çatırdamaktadır.

Bilinsin ki Ana Haber Bülteni’nin yayınlanamaması bir alarm değildir. Bu olayla yıkım herkesin görebileceği şekilde tamamlanmıştır. TRT bu yıkımdan sonra yeniden kurulacak bir müessesedir. Çünkü 17 bin liradan başlayarak 40 bin liraya kadar maaş alan sözleşmeliler bu yayın beceriksizliğini hazırlamışlardır. Onları buraya dolduran iş bilmez yöneticilerin derdi tasası ne devlettir, ne millettir, ne de yayındır. Bizi rezil etmişlerdir. Onları rezil edecek ve bizi rezil olmaktan kurtaracak şartları hazırlayan olay işte bu ana haberi yayınlayamamaktır. TRT’deki bu ilk ve büyük rezalet aklımız başımıza getirmelidir. Tez elden konunun üzerine gidilmelidir.

“Bizimkiler” anlayışı yıkım getirdi, bunu gördük. Ehliyet ve liyakati gözetme gereği bir kere daha ortaya çıktı. Anlayalım ve bilelim ki “Bizimkiler” batırdılar. Bir daha tekrar edeyim: Kim olursa olsun, iş bilen ve işini düzgün yapan memurlara ihtiyacımız var. Yine bilelim ki iş, iş başında öğrenilir. İş, iş bilenden öğrenilir. TRT, pek çok kurum ve meslek gibi öyle bir yerdir. Âlet alırsınız ama onu yönetecek insanı yetiştirmezseniz o mükemmel âletler size hizmet etmez.

Ayak bağınız olur. Beş-altı yıl önceydi. Bir TRT müfettişi dostum sabah kahvesine davet etmişti. Odasına girdiğimde bir genç kız oturuyordu: Yeni alınan prodüktörlerden(yapımcı) biriymiş. Müfettiş Bey tanıştırırken, “Mutlaka tanırsınız, Yağmur Bey!” dedi. Kız durakladı, biraz sonra “ Hayır maalesef!” dedi. Ve devam etti: “Bize eskilerle konuşmayın dediler, onun için tanışamadık…” Bunu o zaman bir kaç kere duymuş fakat inanamamıştım. O kızdan duyunca artık inanmamak mümkün değildi. Olanlar da bunu gösteriyordu. İşte bu haber bülteninin hazırlanamaması veya sunulamasının ana sebeplerinde biri bu kör cehaleti körükleyen kör düşmanlıktır.

NE YAPMALI?

Yapılacaklar bellidir. Bu vakte kadar yapılanların yapılmaması birinci şarttır. Bu haber bültenini yayınlayamayanlar, daha önce de birçok hatalar ettiler. Yalan yanlış haberler uydurdular. Habur Sınır kapısının kapatıldığı gibi, Türk İstihbârâtı’nın Suriye Muhaberâtı’yla ortak operasyon yaptığı, askerlik süresinin uzatıldığı gibi asılsız son dakika haberleriyle temel yanlışlara da imza attılar. Bir şey denmedi ve yapılmadı. Artık hatadan dönme vaktidir.

Bu ekip devre dışı bırakılacak ve üst yöneticilerden de gerekenler sorulacaktır. Hep söylüyoruz: Devlet hayatında görülmemiş hesap kalmamalıdır. Yoksa onlar toplumu çürütür. TRT ve Türkiye, bir daha ana haber yayınlanamayacak duruma düşürülmemelidir. Bu utancı bir daha yaşamamalıyız. Bunlar küçük hatalar değildir. Affedilemez. TRT’yi kanun zoruyla, tehdid ve şantajla boşaltmanın sonucunu iyi görmek ve değerlendirmek zorundayız. Bunu isteyen kim olursa olsun yanlış yapmıştır. Devlete millete bütün bütüne zarar ziyandır. Olan oldu. Şimdi bu köklü hatayı nasıl düzelteceğimizi bu bakış açısıyla konuşacağız.