AYM’nin basın özgürlüğü vurgusu ile yıllık frekans ücretlerini ödeyemeyen kurumların yayınlarının durdurulmasına ilişkin yasa maddesini iptalinin ardından RTÜK üyesi Taşcı, Cumhuriyet’ten Ozan Çepni'ye konuştu.

AYM’nin hükmünü “yerinde bir karar” olarak değerlendiren Taşcı, “Türkiye’de son dönemde giderek artan çok kanallı teksesli yapı karşısında bu iptaller, basın özgürlüğü alanını daha da daraltmakta. Neredeyse farklı düşünenler seslerini duyurabilecek kanallar bulamıyor. Bu yetmezmiş gibi bir de frekans iptalleriyle özgürlük alanı daraltıldı” dedi.

KRİZ ETKİLEDİ

Frekansları iptal edilen yayıncıların çoğunluğunun yerel basın olduğunu belirten Taşcı, “Frekansları iptal edilenler arasında kuşkusuz RTÜK’ün uyarı ve çağrılarına kasıtlı olarak kulak tıkayan ve uymayan kötü niyetli yayıncılar var. Ancak son dönemdeki ekonomik krizin yayıncıları da etkilediği bir gerçek. Çok sayıda yerel yayıncı neredeyse yayın yapmaya yetecek düzeyde gelir dahi elde edemiyor, reklam gelirleri yayıncılık sektöründe çökmüş durumda. Yasanın yerel yayıncıları yok sayan, ulusal yayın yapan büyük aktörlerle aynı kategoride değerlendirmesinin sakıncaları burada da ortaya çıkmıştır” diye konuştu. 

YASA GÜNCELLENMELİ

RTÜK’ün yayın durdurma kararları aldığı toplantıda tek karşı oyu kullanan üye olan Taşcı, şöyle devam etti:

“AYM’NİN KARARI DA

gözönünde tutularak yasa güncellenmelidir. Benim bu iptallere karşı oyumun temel gerekçesi ülkenin ekonomik koşulları da göz önünde bulundurularak son uyarıların da yayıncılara yapılıp, belli süreler verilip buna da uyulmaması halinde frekans iptali yoluna gidilmesi gereğidir. Diğer türlü gerçekten iyi niyetle yayıncılık yapmaya çalışan ancak ekonomik kriz nedeniyle bu olanağını yitiren yayıncılar çok ağır bir cezayla karşı karşıya kalmış oluyorlar. Aşamalı ara yaptırım formülleri de uygulanabilmeli ancak yasa bu haliyle buna olanak vermiyor. AYM’nin kararı yerinde olmuştur ve yol gösterici niteliktedir. Hem üst kurul hem de yasa koyucu bu gerekçeleri göz önünde tutarak yasayı revize etmeli ve en ağır ceza olarak son çare frekans iptaline gidilmelidir. Aksi takdirde Türkiye’de yayıncılık sektörünün gelişmesi, ilerlemesi olanaklı değildir.”