Türkiye’nin en güzel kadınlarından biri… Yakında bir Karadeniz albümü ile yeniden hayranlarının karşısına çıkacak olan sesiyle ve oyunculuğuyla dikkatleri üzerine çeken ünlü oyuncu Şevval Sam, Sözcü'den Hale Ceylan Barlas'a pandemiden siyasete, güzellikten modaya pek çok konu hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı.

Öncelikle corona virüsü ile başlamak istiyorum. Malum gündem pandemi… İnsanların pandemiden ders alacağını düşünüyor musunuz?

Vaka sayısının artışına bakılırsa insanlar hala pandemiden, dönüşüm yaratacak kadar korkmuşa ve ders almışa benzemiyor. Felaket hep başkalarının başına gelecekmiş gibi düşünme eğilimimiz var. İnsan kendi başına gelmeden ders almıyor hiç birşeyden. Global açıdan da bu böyle. Şu ana kadar beşyüzbin kişi ölmüş virüsten. Beş milyon olursa belki ders alır.

Pandemiden sonra size göre yeni normal nasıl olmalı?

Aslında yeni normal için erkendi; öte yandan insanlar çalışmak zorunda…çünkü sistem böyle kurulmuş, çarkın dönmesi gerekiyor. Pandemi çarka çomak soktu, ancak dünya hazırlıksız yakalandı. Koşullar ne olursa olsun, dikkatli ve bilinçli olmaya devam etmek zorundayız.

Corona virüsü nedeniyle setler ara verdi ama iki aylık bir süre sonrası yeniden tüm diziler yeniden setlere döndü. Siz sete dönmekten endişe duyuyor musunuz? Gittiğinizde ne gibi önlemler almayı düşünüyorsunuz?

Biz bu süreçte bazı şeylere -nispeten- daha kolay hayır diyebiliyor olabiliriz ama gerçekten çalışmak zorunda olup hayır diyemeyen insanlar var. Bizim burada kendimizi kayırmak gibi bir lüksümüz yok. Ben müzisyenlerim için ya da set ekibi için çalışmalıyım. Bu ortak bir kader… Az önce söylediğim gibi dikkatli, bilinçli, temkinli ve mesafeli olmaya devam etmek zorundayız.

Toplumsal duyarlılığı yüksek olan, susmayan bir sanatçısınız. Görüşlerinizden dolayı işlerinizin sekteye uğradığı oldu mu?

Oldu evet… Barışçı olmak, her türlü ayrımcılığa karşı durmak, her varlığın yaşam hakkını savunmak… Bunlar evrensel değerler ve prensipler… Bazen bazılarının hoşuna gitmeyebiliyor bunların dile getirilmesi; ancak ben kalbimdeki niyetten her zaman çok emin oldum. Düşüncemi ve durduğum yeri de hiç bir korku veya menfaat değiştiremez.

Siyasi görüşlerin, sahne almayı, para kazanmayı etkilediği bir ortamda çalışmak size neler hissettiriyor?

Üzücü ve can sıkıcı… Sanat, siyasetler üstüdür. Geçici bir süre bundan etkilenebilir sanatçılar; ancak halk sizi kalbine aldıysa bir kere, sırtınız daha da yere gelmez. Sizi asla yalnız bırakmazlar.

Konser vermeyi özlediniz mi?

Çok özledim. Sahneyi izleyiciye uzak kursalar, itiraz edip yakınlaştıran, aralarına girip onlarla sarmaş dolaş şarkı söyleyen biri olarak, yeni süreçte çok zorlanacağımı düşünüyorum. Yine de onlarla uzaktan da olsa birlikte şarkı söylemek hasretimi dindirecek.

Güzelliğinizi ve formunuzu neye borçlusunuz? Özel reçeteleriniz var mı?

Özel bir reçetem yok. Benim için sağlık, güzellikten önde geliyor. Beslenme çok önemli. Cilt temizliği çok önemli. Biraz sporu hayatıma sokamamaktan şikayetçiyim ama bazen o kadar yorgun oluyorum ki, spora halim kalmıyor. Alışkanlık haline getirmek lazım.

Kadın erkek herkesin vazgeçilmezi olan botoks için birkaç yıl önce verdiğiniz bir röportajda uzak durduğunuzu söylemiştiniz. Hala aynı fikirde misiniz?

Botoks konusunda hala aynı fikirdeyim. Mimiklerim bana lazım. ‘Güzel olmalıyım’dan daha güçlü motivasyonlarım var. Bunun yakıştığı insanlar var, ben onlardan değilim. Yüz yogasının faydası olduğunu düşünüyorum. Bunun haricinde, ifadeyi değiştirmeyecek manipülasyonlar olmalı, saç boyamaktan hiç bir farkı yok bence. Yeter ki siz, kendinizden başka biri olmayı arzulamayın.

Modayı es geçmeyelim… Trendleri takip edip uygular mısınız yoksa kendi modanızı kendiniz mi yaratırsınız?

Dokuz yıldır stil danışmanım Esra Başıbüyük ile çalışıyorum. Beni çok iyi tanır, kendimi nasıl ifade etmek istediğimi ya da bana yakışanı, benden çok daha iyi bilir. Bana sorsanız, karakteristik bir iki parça kıyafetle yıllarca yaşayabilirdim. Şimdi onun sayesinde giyinmekten keyif almaya başladım.

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Kendim olmak… Ama bunun içinde bazen boho, bazen elegan, bazen gipsy, bazen sofistike, bazen şık, bazen rahat olmak… İnsanın farklı ruh halleri ya da giyinmek için farklı tarzları taşıması gereken farklı mekanlar, ortamlar oluyor. Her tarzın kendi kimyamla uyumlu olduğu hali diyelim.

Albüm hazırlığı içinde olduğunuzu biliyoruz. Yıllar sonra yeniden albüm çıkarma fikri nasıl oluştu?

En son 2016'da çocuklar için bir uyku öncesi ve uykuya hazırlık albümü hazırlamıştım; 10 şarkı ve 2 masaldan oluşan ninni albümü. Oyunculuğa 2008 yılında 8 yıl sürecek bir ara verdiğim süreçte boş durmadım ve 8 albüm çıkardım. Önce “Bodrum Masalı” ardından “Yasak Elma” ile oyunculuğa tekrar geri döndüm. Yoğunluktan albüme odaklanamıyordum. Pandemi süreci benim için bu açıdan da verimli geçti. Uzun zamandır planladığımız ikinci bir Karadeniz albümü projesi vardı. Onu hayata geçirdik. Karadeniz'e bir türkü de ben armağan etmek istedim ve bir karadeniz şarkısı besteledim. “Kopsun bir Fırtına” koydum adını.

Biraz albümden bahseder misiniz?

Dinleyicinin uzun zamandan beri benden bir Karadeniz albümü beklentisi vardı. Bu albümde benim yaptığım bir bestenin de olması, benim için çok heyecen verici. Her zamanki gibi aşk şarkıları da olacak ama Karadeniz'in coşkusunu yansıtan neşesi bol bir albüm olsun, en büyük dileğim.