Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Boğaziçi Üniversitesi’ne atadığı Naci İnci’nin okul içindeki müdahaleleri artarak devam ediyor. İnci, son olarak çalışanların büyük emekleriyle ayakta kalan Mithat Alam Film Merkezi’nin (MAFM) genel koordinatörü Zeynep Ünal ve proje etkinlikler yöneticisi Elif Ergezen’in görevine son vermiş ve kampüse girişini engellemişti.

Konuyla ilgili Ünal ve Ergezen, Diken’den Mehmet Baran Kılıç'a açıklamalarda bulundu. Ayrıca oyuncu Hasibe Eren, yönetmen, senarist ve yapımcı Emin Alper ve Ayvalık Uluslararası Film Festivali Direktörü Azize Tan MAFM’nin önemi ve başına gelenlerle ilgili görüşlerini paylaştı.

"BİR TEBLİGATLA İŞTEN ATILDIK"

Ocak başında Naci İnci’nin yönetim kurulu başkanı olduğu Boğaziçi Üniversitesi Vakfı’ndan bir ihtarname aldıklarını ve ‘Bugün işe gelmediniz, neredeydiniz’ gibi sorularla karşılaştıklarını belirten Ünal ve Ergezen, “Görevimiz gereği festivallerle etkinliklere katılmak, ofis dışında bulunmak zorundayız. Soruşturmaya böyle gerekçeler sundular. Biz, ihtarnamelerle sorulan tüm bu sorulara cevap verdik ve savunmalarımızı gönderdik. Bununla ilgili başka gelişme olmadı. Yedi ay sonra geçtiğimiz pazartesi işten atıldığımıza dair tebligat yapıldı. Biz cuma günü ofisimize gitmek istediğimizde de kampüse girişimiz engellendi” dedi.

Ünal’la Ergezen, 15 senedir merkezde hep bu düzenle çalıştıklarını söylerken bu düzeni kuranın da bu özgür ortamın üretkenliğine güvenen Mithat Alam’ın olduğunu belirtti. Ünal ve Ergezen “Bu 15 yıl boyunca bir kere bile bununla ilgili rektörlükten bize bir soru sorulmadığı gibi, en ufak bir sorun da yaşamadık. Bunu bugün yaşıyor oluşumuzun Boğaziçi Üniversitesi'nde neredeyse iki seneye yakın bir süredir yaşadığımız hak gasplarıyla ilişkisini kurmak herhalde kimse için güç değildir” dedi.

"PANDEMİDE ETKİNLİKLER YASAKTI AMA BİZ YİNE ÇALIŞTIK"

Rektörlük tarafından MAFM’ye ihtarnameler aracılığıyla uzaktan çalışma kararının alınması, o süreçte etkinliklerin ve projelerin durmuş olması, merkezin çıkardığı Sinefil dergisinin çıkarılamamış olması gibi iddialar da soruldu. Ünal’la Ergezen’in bu iddialara yanıtı, “Zaten kampüs içindeki etkinlikleri pandemi önlemleri kapsamında rektörlük bizzat kendi kararıyla yasaklamış olduğundan fiilen etkinlik düzenlemek mümkün değildi. Kaldı ki biz yine de çevrimiçi olarak etkinlik ve atölyelerimizi gerçekleştirdik. Bizi bu kafa bulandırıcı tartışmalara çekmenin hesaplı bir davranış olduğunu, bir şiddet türü olduğunu da düşünüyoruz. Bu kararın gerisindeki niyet en kısa süre içinde kendini deşifre edecektir” oldu.

Ayrıca üniversite yönetimi Sinefil dergisinin çıkarıldığı matbaayı pandemi döneminde kapatmıştı yani derginin çıkarılma şansı yoktu.

"REKTÖRLÜK, MAFM'YLE İMZALANAN SÖZLEŞMEYİ İHLAL ETTİ"

MAFM, büyük bir vizyonla hayata geçirilen çok özgün ve özerk bir yapı. Merkez, Mithat Alam’ın bağışıyla okulla imzalanan özel bir anlaşmayla kuruldu. Sözleşmeye göre MAFM’nin genel koordinatörü Mithat Alam Eğitim Vakfı (MAEV) tarafından atanır ve Mithat Alam’ın vefatıyla beraber MAFM için kullanılmak şartıyla yaptığı bağışın tasarruf hakkı da MAEV’ye geçmiştir. Ünal’la Ergezen bununla ilgili, “Dolayısıyla aslında bizi işten çıkarma ve yerimize bir görevlendirme yapma yetkisi sadece MAEV’e ait. Bu, sözleşmeyle de güvence altına alınmış bir durum” dedi.

EMİN ALPER: YAĞMA VE TALAN ZİHNİYETİNİN SON HALKASI

Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan yönetmen Emin Alper, Ünal’la Ergezen’in işten çıkartılmasını ‘Boğaziçi’ne uzun bir süredir hakim olan yağma ve talan zihniyetiyle artan utanmaz saldırıların son halkası’ olarak değerlendiriyor. Alper, “Bir avuç zorba, Boğaziçi’nde medeni, iyi, güzel ve anlamlı olan ne varsa ona saldırıyor. Doktoramı tamamladığım Atatürk Enstitüsünün demokratik yollarla seçilmiş müdürü Prof. Cengiz Kırlı hocamızın görevden alınması da bunun diğer bir örneği” diyor.

"MİNYATÜR DARBECİLİK"

Emin Alper bu hamlenin acısının sektörde sonradan çıkacağını belirterek, “MAFM yıllarca sinema sektörüne akademisyen, yönetmen, senarist, eleştirmen yetiştirmiş; bunun de ötesinde öğrenciler için kültürel bir vaha oluşturmuş bir kurumdur. Memleket için nadide ve lüks sayılabilecek güzellikte bir oluşumu, tamamen bireysel gayret ve inisiyatiflerle ortaya çıkarılmış bir merkezi tepeden inme yöntemlerle ele geçirmek minyatür darbeciliktir” dedi.

Alper, ayrıca “Bu hareket Rahmetli Mithat Alam’ın hatırasına yönelik de bir hakarettir. İki hafta önce Boğaziçi sinema kulübünün yönetim kurulunu görevden alan kayyım bütün okulu da belli ki kayyımlarla yönetmeye kararlı” dedi.

Alper, MAFM’nin kendisinin Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra kurulduğunu ama buna rağmen Merkez’in sağladığı imkanlarla ilk kısa filmini çektiğini dile getiriyor. Alper “Merkezin film kütüphanesinden onlarca film izledim. Düzenlediği söyleşilere katıldım. Merkez benim ve benden sonraki genç kuşakların hayatında hep çok önemli oldu” diyerek Merkez’in üzerindeki etkisini anlatıyor.

AZİZE TAN: MAFM BİRÇOK SİNEMA BÖLÜMÜNDEN DAHA AKTİF

Ayvalık Uluslararası Film Festivali Direktörü Azize Tan da merkezin özerk yapısını ve ilgili sözleşmeyi vurgulayarak “Özellikle de sinema konusunda çok değerli katkıları olan bir merkezle ilgili niye böyle bir tasarrufta bulunulduğunu anlayamadım. Mithat Alam miras olarak bıraktığı bu merkez aracılığıyla öğrencileri sinema sevgisi etrafında buluşturan özgür bir üretim alanı oluşturmaya çalışmıştı” dedi.

Tan, MAFM’nin birçok sinema bölümünden daha aktif olduğunu dile getirerek öğrencilerin ilgili oldukları alanlarda kendilerini geliştirmelerine hatta mesleki kariyerine sinema sektöründen devam etmesine olanak sağladığını ve burada tanıştıkları insanlarla ileride beraber çalışma şansı verdiğini söylüyor.

Tan, MAFM’nin önemiyle ilgili şunları söyledi: “Burada sözlü tarih çalışmaları yapılıyor; öğrenciler film üretimi için teşvik ediliyor, film çekmeleri için imkân sağlanıyor, söyleşiler, film gösterimleri, seminerlerle sinema konusundaki bilgilerini pekiştiriyor. Buradan çıkan pek çok kısa film ve sinema kariyerine devam eden yönetmen oldu. Bu bağımsız üretim ortamı hem ciddi bir arşiv oluşturulmasını hem de çok sayıda sinemacının yetişmesine vesile oldu. Bunun kaybı sektörümüz açısından olumsuz olacaktır”.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nda da (İKVS) uzun yıllar çalışmış olan Azize Tan MAFM’yla bağını eski zamanlara dayandırıyor. Tan şunları söyledi: “MAFM’yle birlikte Gus van Sant, Neil Jordan, Ken Russel, Claire Denis gibi pek çok yabancı yönetmenin master class programlarını düzenledik. Merkezdeki öğrencilerle yarattıkları sinerji bu master class’ların çok verimli geçmesine neden oldu. Gelen yönetmenler öğrencilerden, sinema bilgilerinden ve soruların kalitesinden çok etkilendiklerini söylediler hep. Ayvalık Uluslararası Film Festivali kapsamındaki Genç Sinema programımız çerçevesinde festivale davet ettiğimiz Boğaziçi Üniversitesi’nden öğrencilerin hepsinin MAFM’yle bağı var. Bu da bize sinemayla olan ilgilerini ve orada çalışarak kendilerini bu konuda geliştirmeye ne kadar istekli olduklarını gösteriyor."

Tan, Mithat Alam’la ilgili de “Mithat Bey çok özel bir insandı, tutkuyla sevdiği sinema alanında gençlere bir imkân yaratmak için hem maddi hem manevi çok katkıda bulundu. Altyazı Dergisi’nin yaşamasını sağladı. Yolu Mithat Alam Film Merkezi’nden geçenlerle hem özel hem de profesyonel hayatımda hep iletişim halinde oldum. Umarım merkez eskiden olduğu gibi özerk yapısını koruyarak varlığını sürdürmeye devam eder” dedi.

HASİBE EREN: MAFM OYUNCULAR İÇİN ÖNEMLİ BİR KAYNAK

Oyuncu Hasibe Eren de MAFM’yi sinemayla uğraşan herkesin yolunun düştüğü 22 yıllık önemli bir okul olarak tanımlıyor. Eren “MAFM, film arşiviyle, sinemamıza emek veren ustalarla yapılan Görsel Hafıza Projesi çalışmasıyla, düzenlenen söyleşilerle biz oyuncular için de önemli bir kaynak oluşturuyor. Film kütüphanesiyle de hafıza ve tarih dolu bir mekan” dedi.

Eren, son yaşananları üzüntüyle takip ettiğini belirterek “Bu, kötü yazılmış bir senaryo gibi. Merkezin iki yöneticisinin görevden alınıp işlerine son verilmesini kaygı verici buluyorum. Umarım bir an evvel bu karardan geri dönülür ve bu hata telafi edilir” dedi.