Ünlü yazar Orhan Pamuk, İtalya'nın eğitim kurumlarından biri olan Istituto Veneto di Scienze, Lettere ed Arti, İtalya Başbakanı Mario Draghi’ye yaptığı "Venedik'i deniz seviyesinin yükselmesinden kurtarın" çağrısına yazdığı bir mektupla destek verdi. Pamuk, Istituto Veneto di Scienze, Lettere ed Arti adına Başbakan Mario Draghi’ye yazdığı mektupta aynı zamanda bir Venedikli olduğunu hatırlattı.

Istituto Veneto di Scienze, Lettere ed Arti'nin çağrısında İtalya'nın lagün kenti Venedik'in küresel iklim değişikliği nedeniyle bu yüzyılın sonuna kadar sular altında kalabileceği uyarısı yapıldı. Popüler kanının aksine Venedik’in sular tarafından hızla yutulmayacağını ancak yavaş yavaş parçalanıp çökeceğinin belirtildiği çağrıda, iklim değişikliğinin neden olduğu ciddi insani ve ekolojik felaketlerin küresel ısınma kontrol altına alınmadığı takdirde katlanarak daha da kötüleşeceğinin altı çizildi.

Uyarı metninde hava sıcaklıklarındaki artışla beraber, 2100 yılına kadar deniz seviyesinde 44-76 cm.'lik bir yükselme olacağı ve bu durumun şehirde sürdürülemez ekolojik hasara neden olacağı belirtildi.

YALNIZCA BİR İSTANBULLU DEĞİL BİR VENEDİKLİ OLARAK SESLENDİ

Pamuk ise başbakan’a seslendiği mektupta, bir zamanlar Venedik’teki Ca Foscari Üniversitesi’nde edebiyat dersleri verdiğini ve kendisine yalnız bir İstanbullu değil, bir Venedikli olarak seslendiğini hatırlattı. Başbakan’ın vereceği kararın yalnız Venedik’i değil, dünyanın bütün eski kentlerini korumak için önemli bir misal teşkil edeceğini söyleyen Pamuk, İtalyan yazar Calvino’nun Görünmez Kentler adlı kitabını hatırlatarak Venedik’in dünyanın bütün eski kentlerinin bir örneği olduğunu vurguladı.

Orhan Pamuk'un mektubunun tam metni şöyle:

"Sayın Başbakan, Dear Mr Prime Minister, Signior Primo Ministro, 2009 yılının baharında bir sömestir Venedik’te Ca Foscari Üniversitesi’nde karşılaştırmalı edebiyat dersleri verdim. Yaşadığım yerin güzelliğinden dolayı o günlerin hayatımın en sihirli günleri olduğunu belirtmek için söylemiyorum bunu. Sizlere Venedik’te yaşamış, orada ekmeğini kazanmış biri olarak, bir Venedikli olarak şehrin içinden de seslendiğimi ifade etmek için belirtiyorum. Yalnız bir İstanbullu olarak değil, Venedikli olarak da size en içten duygularımla sesleniyorum.

'VENEDİK'İ KURTARMAK SİZİN ELİNİZDE'

Ca Foscari’ye derse giderken sabahları San Samuele durağından bir gondolla hemen karşıya Ca Rezzonico durağına geçer, Ca Macane’de durup, bahar sabahının sessizliğinde bir kahve içer, bu şehirde olmanın beni neden bu kadar büyülediğini düşünür, büyük bir Palazzo’nun aynalarla kaplı salonunda ders verirken tarihin yaşatılmasının ve geçmişi korumanın insanoğlunun en büyük erdemlerinden biri olduğunu kendiliğinden anlardım.

Dersten sonra, misafir edildiğim Palazzo Malipiero’ya dönüş yolunu ayaklarım kendiliğinden uzatır, Rialto’ya doğru yürürdüm. Ama her seferinde olduğu gibi Do Draghi’de ya da San Pantalon’da, San Tomà Kilisesi civarında bir yerde ara sokaklarda kaybolurdum, öyle ki en sonunda çok daha karmaşık yollardan ara sokaklardan Rialto Köprüsü’ne vardığımda aradan saatler geçmiş olurdu. Rialto’dan misafir edildiğim Palazzo’ya giden yolu da iki ayda ezberlememe rağmen, bu sokaklardan her seferinde sanki ilk defa geçiyormuş gibi, gördüğüm her şeye hayran olarak ağır ağır yürür, bazan bu kısa yolda bile kaybolurdum. Çünkü daha sonra anladığım gibi, Venedik sokaklarında kaybolmak coğrafyada değil, tarihte kaybolmak gibi sarsıcı bir duyguydu.

Kafam bu metafizik değişimin (transformation) ve bu duygunun etkisindeyken gördüğüm yerlerin adlarını aklıma kendiliğinden gelen bir şiirin mısraları gibi tekrarlardım.

'İşte Santa Maria Della Salute!' derdim kendi kendime. 'İşte bir konuşma yaptığım Teatro La Fenice... İşte Della Madonna Dell’Orto Kilisesi... Accademia Köprüsü, San Giorgio Maggiore, Palazzo Santa Sofia... San Marco Meydanı... San Zaccaria Kilisesi, Correr Müzesi...'

Bazan da Venedik’e benden çok önce gelmiş yazarların kitaplarını okur, uzun yürüyüşlerimde hayaller kurardım. Byron işte burada Palazzo Mocenigo’da kalmıştı. Thomas Mann’ın kahramanı, Venedik’te Ölüm’de, Lido’dan ayrılmak için bunun gibi bir vaperottaya binmiş olmalıydı. Burası da Venedik’te geçen romanların en güzellerinden birini, Aspern Papers’i yazan Henry James’in kaldığı Palazzo idi.

Sayın Başbakan, bildiğiniz gibi en iyi 'Venedik romanını' bir İtalyan, Italo Calvino yazmıştır. Ama olaylar başka bir yerde geçer. Görünmez Kentler’de bir Venedikli, Marco Polo, Çin İmparatoru, Kubilay Han’a (Kublai Khan) Venedik’ten Pekin’e giderken yolda gördüğü kentleri anlatır. Benim gibi Venedik’in labirentlerinde ve tarihin içinde kaybolmayı sevenler, dikkatli okurlar, dar sokaklara asılmış çamaşırlardan, kulelerden ve başka belirtilerden anlatılan her şehrin aslında Venedik olduğunu anlarlar.

İşte bunu yalnızca bir İtalyan düşünebilirdi!. O halde büyük İtalyan yazarı Italo Calvino’nun verdiği ilhamla söyleyelim:

Venedik Pekindir... Venedik Boston’dur, Venedik Kyoto’dur, Venedik Kalküta’dır, Venedik St. Petersburg’dur, Venedik, Madrid, Hamburg, Paris ve İstanbul’dur. Ve Venedik’i kurtarmak, bütün insanlığı, bütün şehirleri, Lagos’u, Kahire’yi, Sao Paulo’yu, New York’u, Hong Kong’u kurtarmak olacaktır.

'VERECEĞİNİZ KARAR BÜTÜN İNSANLIK İÇİN ÖRNEK OLACAK'

Çünkü Sayın Başbakan vereceğiniz önemli karar, yalnız Venedik’i kurtarmaya yaramayacak... Bütün insanlık için örnek olacak ve bundan sonra şehirlerimizi kurtarmanın, muhafaza etmenin, hafızamızı, zekâmızı ve kimliğimizi kurtarmak olacağını anlayacağız.

Sayın Başbakan, Venedik’i ve dünyanın diğer bütün görünmez kentlerini kurtarmak sizin elinizde!"