Akdeniz Üniversitesi'nde felsefe okuyan Süleyman Kızıltaş isimli öğrenci, intihar eden üniversitelilerle ilgili konuştu.

Kızıltaş'ın açıklamaları şöyle:

"KYK yurtlarında gerçekleşen intiharlara için ses olmaya çalışacağım. Yurtta kalmak bir seçim değil çaresizliktir. Bu çaresizliğin en büyük nedeni üniversite yerleşkesi etrafında bulunan ev kiralarının fahiş fiyatlarıdır. KYK yurtlarındaki yemekler yandaş yemek şirketlerine ihale edilmektedir. Günden güne gramajlar düşürülerek ucuz ve kalitesiz yemeklerle öğrencileri zehirlemektedir. Sorulduğunda ise ekonominin kötü olduğu gerekçe gösterilmektedir.

Dünyayı gezmemizi isteyenler, üniversiteden yaşadığımız şehrin merkezine gidemiyorken hangi koşullarda yaşamaya çalıştığımızdan, millet bahçelerinde çay içip, yuvarlanacağımızı söyleyenler çayın bardağının kaç lira olduğundan ve günde 10-15 liraya çalıştığımızdan haberdarlar mı?

Necip Türkiye Cumhuriyeti bünyesine aldığı 8 milyon Suriyeli insana ev sahipliği yaparken üniversitelerinde bulunan 8 milyon öğrencisine sahip çıkamamıştır. Yurtta kalan öğrencilerin yurt personeli tarafından baskı altında bırakıldığı, özel hayatının ihlal edildiği, manevi danışmanlık altında bazı tarikat ve dini cemaatlere taraftar toplandığı ve siyasi parti propagandası yapıldığı apaçık bir gerçektir. KYK yurtları devlet yurdu görünümlü cemaat, tarikat ve siyasi parti yandaşlarının at koşturduğu ölüm yurtları haline gelmiştir.

İntihar eden arkadaşlarımı rakamlarla ifade edip onları kolay unutulur konumda bırakmayacağım. Yaşama tutunacak nedenleri ardı ardına ortadan kaldırılırken bütün beklentileri gözlerine ütopik bir hayal gibi gelmeye başlarken soruyorum size. Bu kararları intihar olarak mı görmeliyiz?

Onca uğraşıya ve yağmura rağmen köpüklü suları dahi yerde kalan kanlarını temizmeye yetmedi. Gidin bakın, izleri hala ordadır.

Son 40 günde benim bölümümde bulunan Halil, Muhammed, Emre ve adını sayamadığım daha niceleri aramızdan ayrılmıştır.

Halil'in intiharından sonra medyada çeşitli spekülasyonlae yaratılıp, felsefe okuyan öğrencilerin intihara meyilli olduğu haberleri yayılmıştır. Bu apaçık namussuzluktur.

Kendimizi özgürce ifade edebildiğimiz alanlar sınırlanıyor. Sosyalleşebileceğimiz zeminler bulmakta zorlanıyoruz.

Yalnızca adam kayırma ile iş bulunabilecek ülkede, kayyumların atandığı üniversitelerde potansiyel işsiz olarak yetiştiriliyoruz.

İnsanları birbirlerine benzettilerki kolay yönetilebilsinler. Bugün ben bu konuşmayı yapacağımı arkadaşlarıma iletirken, 'dikkat et' yanıtını alıyorum. Bu ülkenin ne hale geldiğinin özetidir. Şimdi size soruyorum. Bir insanın yaşadığını hareket ettiğinden anlıyoruz değil mi? Biz dikkat etmekten, hareket edemiyoruz."