DGM’ler denince akla gelen ilk isimlerden olan Demiral, işkenceli sorgulara bizzat katıldığı, odasında eylemci öğrencileri dövdüğü iddialarıyla biliniyor.

UĞUR MUMCU SORUŞTURMASINA EL KOYAN SAVCI

Demiral, ilk olarak Uğur Mumcu soruşturmasına el koyması ile hatırlanıyor. Uğur Mumcu’nun öldürüldüğü haberinin ardından Ankara’daki 1. Bölge Nöbetçi Savcısı olan Ahmet Soylu, suikast yerine koştu. Karşısında Ankara Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) Başsavcısı Nusret Demiral’ı buldu. Demiral, Savcı Soylu’ya, olayı kendilerinin soruşturacağını söyledi. Soylu, tuttuğu bir tutanakla olay yerinden ayrıldı. Mumcu dosyası artık DGM savcılarındaydı. Demiral, Uğur Mumcu cinayeti soruşturmasında asker kökenli DGM Savcısı Ülkü Coşkun’u görevlendirdi.

Yine Demiral'ın; Güldal Mumcu ve avukat Emin Değer’e söylediği "Devlet isterse çözer, siz güçlü ailesiniz. Hükümette gerekli baskıyı oluşturun, gerekli mesaj ve talimat verilsin, çözümlensin ya da bu birimleri doğrudan bana bağlatın, ben de söz veriyorum, çözerim" sözleri de unutulmayan ifadeler arasında yer alıyordu.

Mumcu cinayetinde savcıların yürüttüğü soruşturmada elle tutulur bir sonuç çıkmadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde faili meçhul cinayetleri araştırmak için komisyon kuruldu. Aralarında Uğur Mumcu’nun da olduğu birçok cinayeti araştıran komisyon 1995’te çalışmalarını yaptı ve raporunu açıkladı.

Raporda Uğur Mumcu cinayetiyle ilgili yürütülen soruşturmaya dair çarpıcı tespitler yer aldı. Raporu hazırlayan milletvekilleri "İdarenin, yanlış yapan kamu görevlisini ne pahasına olursa olsun savunması gerektiği uygulaması ve düşüncesinden vazgeçilmesi sağlanmalı. Devlet kendi içerisinde görev suçu işleyenleri ne pahasına olursa olsun yargıya teslim etmelidir" ifadelerini kullandı.

Meclis raporunda DGM Başsavcısı Nusret Demiral ve DGM Savcısı Ülkü Coşkun’la ilgili soruşturma açılma talebi de yer aldı. Milletvekilleri yaşadıklarını şöyle anlattı:

Nedeni tarafımızca anlaşılamayan bir nedenden ötürü komisyonumuzun çalışmalarını engelleyen ve hukuka aykırı olarak Emniyet Müdürlüğü’nün bilgi ve belge akışını kesen, komisyonumuzun görev alanına giren faili meçhul siyasal cinayetlerle ilgili bilgi ve belgeleri komisyonumuza vermeyen, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı Nusret Demiral ve Ülkü Coşkun'un eylem ve işlemlerinin takdiri için raporun bir örneğinin Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu’na tevdii..."

1997'DE KURULAN KOMİSYON

1997'de Meclis'te Uğur Mumcu cinayetini araştırmak için komisyon kuruldu. Komisyonun raporunda da Nusret Demiral'la ilgili çarpıcı satırlar yer aldı:

"Emekli Ankara eski DGM Başsavcısı Nusret Demiral Komisyonumuza iki defa bilgi vermek üzere davet edilmiştir. Nusret Demiral 24/02/1997 tarihli yazısında 'Mumcu cinayetinin, halen Ankara DGM Savcılığında devam ettiği, araştırma komisyonunun yargısal bir görev üstlenemeyeceği, görevde iken de bu konuda bilgi ve belge vermediğini bundan böyle de bilgi vermeyeceğini belirtmiş, ikinci defa da aynı mahiyette bir cevap vererek komisyona gelmekten ısrarla kaçınmıştır. Uhdesinde hiçbir yargısal görev bulunmamasına rağmen DGM'nin tüm görevli savcılarının bilgi vermesine karşılık Nusret Demiral'in bilgi vermekten kaçınmasının sebeplerinin irdelenmesi gerektiği kanaatini oluşturmuştur."

Meclis komisyonu Ülkü Coşkun’u da dinledi. Coşkun, “Uğur Mumcu'nun telefonla konuştuğu numaraları PTT'den sormanın akıllarına gelmediğini” söyledi. Deneyimli bir DGM Savcısının bu sözleri ciddiyetsiz bulundu. Milletvekilleri hazırladıkları raporda konuyla ilgili “Mumcu'nun telefon konuşmalarının soruşturulmadığı, incelenmediği, zamanında kayıtların PTT'den alınmadığından kayıtların silinmesine sebep olunduğu kesinleşmiştir. Bu konuda DGM Savcılığının görev kusuru olduğu, kanaat ve sonucuna varıldığından ilgililer hakkında soruşturma açılmalıdır” ifadelerini kullandı.

SAVCI DEĞİŞTİ, YENİ SAVCI ÖLÜ BULUNDU: DEMİRAL'IN TALİMATIYLA OTOPSİ YAPILMADI

Uğur Mumcu cinayeti dosyası Ülkü Çoban’dan sonra savcı Kemal Ayhan’a verilmişti. Ayhan, soruşturma üzerinde ciddi çalışan savcılardan biri olarak anılıyordu.

Kemal Ayhan, dosya üzerinde çalışırken evinde ölü bulundu. Savcı Ayhan’ın naaşı Nusret Demiral’ın talimatıyla otopsi yapılmadan toprağa verilmişti. Demiral yıllar sonra konuyla ilgili yaptığı açıklamada "Çok şişman bir çocuktu. Kalp krizinden gitti. Tabii bir ölüm olarak tespit edildi. Şüphe çekecek hiçbir şey yok" dedi.

DENİZ GEZMİŞ-YUSUF ASLAN’I SORGULADI, DEP’LİLERE İDAM İSTEDİ

Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan’ı idama götüren süreçte sorgularını yapmasıyla da anılıyor.

Nusret Demiral, Türkiye Birleşik Komünist Partisi liderleri Haydar Kutlu ve Nihat Sargın, DEP’li milletvekillerinin davaları, Doç. Dr. Bahriye Üçok, Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Madımak katliamı gibi birçok sansasyonel davada savcılık görevini üstlendi.

“Madımak bir tahrik sonucu oldu” sözleri tepki çeken Nusret Demiral, emekliliğinin ardından siyasete atıldığı 1995’te MHP’yi “Ezan Türkçe okunsun” diyerek ‘baraj altına çekmek’le suçlanıp disiplin kuruluna sevk edildi. Ve ardından siyaseti bıraktı.

HEP MİLLETVEKİLLERİNİN DOKUNULMAZLIKLARININ KALDIRILMASINI İSTEMİŞTİ

DGM Başsavcısı Nusret Demiral her şeyin çok gergin olduğu bir ortamda 22 HEP milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlamış ve bunu meclis başkanlığına göndermiş, TBMM Başkanı olan Cindoruk bu dosyaları kabul etmeyerek o dönem Başbakan olan Demirel’e geri göndermişti…

Cindoruk’un fezlekeleri reddetme gerekçesi ise ders gibiydi: “Demokrasinin içeriğine ve Anayasa’ya aykırı olan bu fezlekeyi TBMM’nin ve rejimin kimliğini savunmak amacı ve kararlılığı ile geri gönderiyorum, işleme koymuyorum” demişti…