"Olan biteni, şahit olduğum kadarıyla, kayda geçmesi için özetlemek istiyorum" diyen Sütlü'nün sosyal medya hesabından aktardıkları şöyle:

Boğaziçi Üniversitesi güney kampüsünde gün boyunca olan biteni, şahit olduğum kadarıyla, kayda geçmesi için özetlemek istiyorum:

Öğrenciler tarafından “direniş çadırı” olarak adlandırılan bir tente, aylardır rektörlük önünde aynı yere, araç geçişini ve binaya yaya giriş-çıkışını kesinlikle engellemeyecek bir biçimde, kuruluyor.

Bugün, öğlene doğru (11 gibi), bu tenteye ÖGB tarafından el konulduğunu haber aldık. Sonrasında öğrenciler başka bir tente bularak onu kurmaya çalışınca yine ÖGB müdahalesi, akabinde de güney meydana yüzlerce üniformalı polis ve gözaltı aracının doluşmasıyla karşı karşıya kalmışlar. Buraları -mış’lı anlattım çünkü bugün 12-13 arası dersim olduğu için nöbete katılamadım ve bu kısmına şahit olamadım. Saat 13 gibi dersim bitince güney meydana ulaştım.

Ulaştığımda öğrenciler, müdahale sonucu parçalanmış olan tentenin etrafında rektörlüğün önünde durmaktaydı ve bazı hocalarımızla birlikte öğrenci temsilcileri polis amirleriyle müzakere halindeydi.

Polis çadırın/tentenin kaldırılması gerektiğini söylüyordu. Oldukça uzun süren bu müzakere esnasına öğrenci temsilcilerinin bazı kararlar için dönüp tüm öğrenci grubuna danıştığına, polis amirlerinin de arka tarafta duran tanımadığım ekose ceketli bir şahsın yanına giderek danıştığına bir çok defa şahit oldum. Müzakere sonucu çadırın güney meydan dışında bir yere taşınması üzerinde uzlaşıldı.

Hatta polis amirleriyle birlikte hocalarımız öğrenci faaliyetleri binasının önüne giderek oranın uygun olup olmadığını sordular. Polis orayı da güney meydan dahilinde sayarak izin vermedi ve “alternatif çimler” olarak bilinen, meydan dışındaki alanda uzlaşıldı.

POLİS SÖZ VERDİ, ÖĞRENCİLER KABUL ETTİ

Polis, çadır oraya götürülürse kampüsü terk edeceğine söz verdi. Öğrenciler kendi aralarında tartışıp oylama yaparak çadırı oraya götürmeyi kabul ettiler ve bunu yaptılar.

Çadır gittikten sonra polis söz verdiği gibi kampüsten çıkmak yerine, rektörlük önünde durmaya devam eden öğrencilerin yolu kapattığını belirterek dağılmaları gerektiğini söylemeye başladı. Bahsi geçen yol, yaya/araç karışık kullanılan, girişinde otomatik bariyer olan ve nadiren araç geçen Arnavut kaldırımı bir yol. Öğrenciler, bir araç gelmesi durumunda açılarak yol vereceklerini beyan ettiler ama polis yolun boşaltılması konusunda ısrarcı oldu.

AMİR, EKOSE CEKETLİ ŞAHISLA REKTÖRLÜK BİNASINA GİRDİ

Öğrencilerin yine rektörlük önünde ama yolu kapatmadan, araç geçişine müsaade edecek şekilde durabilecekleri dile getirildi. Amir ise “bunun kabul edileceğini sanmam ama bir sorayım” dedi. Nereye sorduğunu bilmiyoruz tabi ama kendisinin bu lafı ettikten sonra ekose ceketli şahısla birlikte rektörlük binasına girerek 2 saat falan çıkmadığına şahit oldum.

Onlar içerideyken, öğrenciler rektörlük önünde, ÖGB ve polisle iç içe de olsa bir forum yaparak ne yapacaklarını açıkça tartışmaya başladılar. Hatta bu tartışma sırasında, “madem polis müzakerede verdiği sözü tutmadı, o zaman biz de alternatif çimlere götürdüğümüz çadırı buraya geri getirelim” fikri bile oylandı ve reddedildi.

Saat 5’e yaklaştığında, alternatif çimlere götürülmüş olan çadırın geri getirilmemesine, rektörlük önünde kısa bir açıklama yapılıp sabah el konulan çadırın geri istenmesine, saat 6’ya kadar bu talebin cevabının beklenmesine, saat 6’da da güney kapıya çıkılıp (kapının iç tarafında) basın açıklaması yapılarak dağılmaya karar verdiler.

POLİS ÖĞRENCİLERİN ETRAFINI SARMAYA BAŞLADI

Bunun üzerine polisin hareketlendiğini ve öğrencilerin etrafını sarmaya başladığını fark ettik. Polis amirleri gelerek öğrencilere, 6’ya kadar burada beklemenize izin vermeyeceğiz, kapının iç tarafında açıklama yapacaksanız şimdi çıkıp yapmanıza izin veririz ama 6’da değil, şimdi burayı boşaltıp gidin dediler. Bunun üzerine öğrenciler rektörlük önündeki yolu açarak çimenlere geçtiler ve 6’ya kadar çadırımızın verilmesini beklesek mi yoksa şimdi mi çıksak diye 5 dakika kadar karar vermeye çalıştılar.

Bu sırada biz hocalar da, öğrencilerimizin sağlıklı bir şekilde çıkabilmesine yardımcı olabilmek için, çadırlarını merak etmemelerini, bizim kalıp çadırlarını teslim alabileceğimizi belirttik. Aynı zamanda polisin, şimdi giderseniz müdahale etmeyeceğiz, bakın size gitmeniz için koridor açıyoruz dediğine şahit olduk.

Öğrenciler bu güvence üzerine açılan koridordan ilerleyerek güney kapıya çıkarak açıklamalarını yapmaya ve sonrasında dağılmaya karar verdiler. Bu sırada polis öğrenci kitlesini iki ayrı gruba bölerek iki ayrı çembere almıştı ve rektörlüğün önündeki boşalan yola gözaltı araçlarını sokulmuştu.

YA SİZ GELİN YA BİZ ALACAĞIZ DEDİLER

Rektörlüğe yakın çemberdeki öğrenciler koridordan geçerek çıkışa doğru yönlenirken uzak çemberdeki öğrenciler de dağılmak üzere aynı tarafa yöneldi. Bu sırada polisin, sanırım dağılmakta olan bu iki grubun birbiriyle temas etmesini engellemek amacıyla, artık steplerin önüne gelmiş olan yakındaki öğrencilerin önünü kapatarak tekrar çembere aldığını gördük ve bu noktadan sonra işler karıştı. Polisler bu öğrencileri gözaltı aracına doğru yönlendirerek ya siz gelin ya biz alacağız dediler.

Bu öğrenciler sivil polis ve çevik kuvvet tarafından yaka paça gözaltına alınırken uzak taraftaki öğrenciler de çevik kuvvet tarafından zıt yöne doğru “süpürüldü”. 3 gözaltı aracı öğrencilerimizle doldurularak yola çıktı. Kalan öğrenciler meydanın diğer tarafında toplanıp konuşarak dağılmaya karar verdiler.

"GÖZALTI OLMAYACAK" DENMESİNE RAĞMEN GÖZALTINA ALINDILAR

Tekrar polise gidip dağılmak istediklerini söyleyerek gözaltı olmayacağına dair söz istediler. Polis gözaltı yapmayacağını söyledi. Her ne kadar öğrencilerin çoğu bu söze güvenmekte haklı olarak tereddüt etseler de yavaş yavaş dağılarak meydanı boşalttılar. Öğrencilerimiz bugün barışçıl ve demokratik protesto haklarını kullanabilmek için ellerinden gelen ne varsa yaptılar. Polisin her dediğine de uydular. Çadırı meydanın dışına götürdüler, yolu açtılar, 6’ya kadar beklemeden dağılmayı kabul ettiler.

Bütün bunlara rağmen gözaltına alınmaktan kurtulamadılar. Bugün Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin, rektörlük-özel güvenlik-polis iş birliğiyle nasıl marjinalize edilerek baskılanmaya çalışıldığına yakından şahit oldum.