Türk Tabipleri Birliği (TTB), emekçilerin yüzde 80’inden fazlasının ‘tam kapanma’dan muaf olduğuna dikkat çekerek, “Çarklar dönerken bulaş zinciri kırılamaz! Aç kapa politikalarıyla salgınla mücadele olmaz” açıklaması yaptı.

Birgün'de yer alan habere göre; TTB Pandemi Çalışma Grubu tarafından dün çevrimiçi düzenlenen basın toplantısında, ‘tam kapanma’ olarak adlandırılan 17 günlük sürece ilişkin eleştirilerde bulunuldu.

Bu eleştirilerden bazıları şöyle: “Kısıtlamalar, çalışanların sadece yüzde 17’ini kapsadı. Gündelik gelirle yaşayan insanlar eve kapatılıp küçük esnafın işyerleri kapanırken, sermaye güçlerinin üretim çarklarına dokunulmadı. Ama bulaş riskinin en az olduğu açık alanlar kapatıldı, insanların parka çıkması dahi engellendi, yaşlılar ve çocuklar eve hapsedildi.

Önlemler anlamından koparılarak tamamen keyfiyet içerisinde yaşama geçirildi. Ölümler yüksek hızda devam ederken sosyal cinayet tanımı, sosyal kırım tanımına dönüştü. Pandemiden çıkışın anahtarı etkili ve güvenli aşıların yaygın ve hızla uygulanmasında; ancak aşı programı böyle devam ederse toplumsal bağışıklık için gerekli aşılı nüfus oranına yakın tarihte ulaşılamayacağı açık.”

ÖNCE OKULLAR AÇILMALI

Toplantıda açıklamayı okuyan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, 17 günlük sürecin sonunda açılmanın nasıl olması gerektiğine değindi. Dr. Fincancı, kısıtlamaların kaldırılmasında önceliğin ilkokullar, okul öncesi eğitim kurumları, köy ve belde okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon kurumlarına verilmesi gerektiğini vurguladı. Zorunlu olmayan üretim ve hizmetlerin (konaklama-eğlence, AVM’ler, inşaat sektörü vb.) sınırlanmasına devam edilmesi gerektiğini belirten Fincancı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Salgın kontrolü tam sağlanana kadar restoran vb. işletmeler açılmamalı. Kapalı tutulan ya da kapasitesi sınırlanan tüm sektörler ve bu sektörlerde çalışanlara temel ücret sağlanarak ekonomik destek verilmeli. Toplu katılım olan etkinlikler ve toplantılar salgında tam bir kontrole ulaşılana kadar çok büyük oranda sınırlanmalı. Salgın kontrolü kısmen sağlanana dek şehirlerarası seyahat sınırlaması sürmeli. Açık alanlarda toplanma sınırlandırılabilir; ancak bu alanlar hiçbir zaman tam olarak sınırlandırılmamalı; her zaman parklara, bahçelere erişim devam etmeli.”

Fincancı, açıklamayı şu sözlerle noktaladı: “İnsanların çalıştığı, yani işverenlerine ait olan zamanlarda dışarıda olmasına izin verilirken kendilerine ve ailelerine ait olan hafta tatillerinde eve hapsedilmeleri, ancak ekonominin öncelendiği, insanın ötelendiği bir düzenin uygulaması olabilir.”