Kamuoyunda İsmailağa cemaatinin önde gelen isimlerinden olan, Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’nün yeniden gündeme getirdiği “Türkiye’de Selefi örgütlerin silahlanması” tartışması sürüyor. 

Cumhuriyet'ten Zehra Özdilek'in haberine göre, tartışmayı değerlendiren ilahiyatçı Mustafa İslamoğlu, “Cübbeli, burada ne yapmaya çalışıyor, onu bilmiyorum. Birileri onu kullanıyor olabilir. Kimin kullandığını kendisi daha iyi bilir. Tarikatları işin içine katmıyor. Oysaki teröre bulaşmışlık selefilik ile sınırlı değil” dedi. 

İlahiyatçı Nazif Ay, “Mahalle aralarında kermes düzenleyen, küçük çocuklara ve gençlere yönelik kurs ve konferanslar tertip eden selefi dernekler, aslında göstere göstere resmi kurumlara alternatif olduklarını ispat etmektedirler. Selefiler, daha çok İstanbul’un geri kalmış ilçelerinde örgütlenmektedir” ifadelerini kullandı. 

NAZİF AY: ‘BELEDİYELERE YAPIŞMIŞLAR’

İlahiyatçı Nazif Ay, konuşmasına şöyle devam etti:

Yazılarımda, kitaplarımda hem tarikat ve cemaatlerin hem de selefi örgütlerin siyasal iktidarı ele geçirme ideallerinin olduğunu ve bir gün mutlaka darbeye kalkışacaklarını örneklerle açıklıyordum. 

Cihat argümanıyla İslam dünyasını terörize etmeye çalışan Siirt merkezli Selefi gruplardan Hizbullah, sırf onların içyüzünü deşifre ettiğim için beni ölümle tehdit etti. Selefilerden bir kısmı silahlı mücadele yöntemini benimsemiş olsa da diğer bir kısım selefiler ise laik düzene sert bakışın dışındaki vahşet yöntemlerini onaylamazlar. Ama selefiler genel yönelimle seküler anlayışa karşı tahammülsüzdürler. Önceleri, camilerde resmi görevli hocalara uyarak namaz kılmayan selefiler, son dönemlerde menfaatları gereği, genel kabullerinden görünürde uzaklaşmışlardır. Şimdilerde İslamcı politikaların propagandasını ve reklamını yapmakta, belediyelere yapışmış asalaklar olarak yaşamlarını sürdürmektedirler. 

Bazı belediyelerin çay bahçelerindeki bölüşümün paydaşlarıdırlar. Türkiye’de kurucu lideri Salih Mirzabeyoğlu’nun olduğu İBDA-C de bir selefi örgüttür. İBDA-C’nin silahlı mücadele anlayışıyla ne kadar paralel olduğu ancak istihbarat birimlerince tespit edilebilecek birçok dernek ve vakıf faaliyetlerine devam etmektedir. Uluslararası alanda İsrail ile yaşanan Mavi Marmara meselesinin altında selefi radikalliğinin bulunduğunu söylersem konunun ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır. 

İLAHİYATÇI MUSTAFA İSLAMOĞLU: NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?

İlahiyatçı Mustafa İslamoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

Selefilik deyince bir çuval açıp tümünü doldurmak hakkaniyetli ve doğru değildir. Selefiliği bir düşünsel tercih olarak seçen barışçıl selefiler de var. Bunun yanında cihatçı terör örgütlerinin birçoğu selefi örgütlerdir. Selefilik özü itibarıyla Kuran’ın yanına hadisi de koyan, hadis ne dediyse onunla hareket eden bir akıl.

Özü itibarı ile siyasete ve güce talip. Güce talip olduklarında çıldırıyorlar. Cübbeli, burada ne yapmaya çalışıyor, onu bilmiyorum ama bir şey yapmaya çalışıyor ya da ona bir şey yaptırıyorlar. Çok zaman olduğu gibi. Birileri onu kullanıyor olabilir. Kimin kullandığını kendisi daha iyi bilir. 

Tarikatları işin içine katmıyor. Oysaki teröre bulaşmışlık selefilik ile sınırlı değil. Mesela Türkiye’de Selefiler beni de kâfir ilan ettiler. Nedeni, hadise eleştirel yaklaştığım için. Hadis kültüreldir, dinin bir parçası değildir. Kuran’ın paraleli ilan edilemez. IŞİD, 3.5 yıl önce benim gibi eleştirel yaklaşan yazar ve akademisyenin fotoğrafını internete koyarak altına da bir yazı döşemişti. 

İBDA/C, IŞİD, El Kaide gibi 6 örgüt beni tehdit etti. İnsana yönelik şiddet kullanımı selefilerle sınırlı değil. Sufilerin şiddet yanlısı grupları da var. Hatta Türkiye’de silahlı mafyatik tarikatlar da var. Devlet arada operasyon düzenliyor ama al al bitmiyor. Arada kulağıma geliyor, farklı illerde dernek adı altında örgütleniyorlar. Bunların içinde şiddete bulaşanları da var bulaşma yanları da var.