Büyük finansal kuruluşların kara para aklama operasyonlarındaki rolüne dair FinCEN belgelerinden Reza Zarrab da çıktı. Zarrab'ın para akışının gerçekleşmesi için kurduğu ağda hangi bankanın nasıl kullanıldığı ifşa oldu.

Sözcü gazetesi yazarı Murat Muratoğlu, FinCEN belgelerinde ifşa olan Reza Zarrab'ı yazdı.

"Türkiye'de en büyük rezaletin raf ömrü taş çatlasa bir aydır… Sonrasında unutulur. Alışılır. Eskimeye yüz tutar ve kapanır. Hatta suçu ortaya çıkartan suçlanır!" diyen Muratoğlu, "Yabancı yayın organlarını takip etseniz bu belgelerin Türkiye'nin aleyhineolduğunu göreceksiniz. Kimlerin isimlerinin geçtiğini illa tahmin edersiniz. İyi de bunları Türkiye'de kim anlatacak? Kim anlatsa vatan haini olacak. Zira çoğunluk inanmayacak. Yabancı güçlerin oyunu sanacak" ifadelerini kullandı.

Murat Muratoğlu'nun Sözcü'deki yazısı şöyle:

İngiltere merkezli Standard Chartered Bankası'nın 2007-2016 yılları arasında Zarrab için toplamda 5.8 milyar doları aşan 37 bin 533 adet para transferi gerçekleştirdiği ortaya çıktı!

Üstüne kuryesi Türkiye'de 800 milyon dolar rüşvet dağıttıklarını açıkladı! Şaşırdık mı?

Türkiye'de en büyük rezaletin raf ömrü taş çatlasa bir aydır… Sonrasında unutulur. Alışılır. Eskimeye yüz tutar ve kapanır. Hatta suçu ortaya çıkartan suçlanır!

★★★

Zarrab Türkiye'de gündemi yeteri kadar meşgul etti, millet sıkıldı diye olay kapanıyor mu sanıyorsunuz? Dünyada işler öyle yürümüyor!

O kapanan bizim erozyona uğramış ahlakımız, hukuk ölçümüz. Rüşveti alanlarrahatça dolaşıyorlar yüzsüz yüzsüz!

★★★

Yabancı yayın organlarını takip etseniz bu belgelerin Türkiye'nin aleyhineolduğunu göreceksiniz. Kimlerin isimlerinin geçtiğini illa tahmin edersiniz.

İyi de bunları Türkiye'de kim anlatacak? Kim anlatsa vatan haini olacak. Zira çoğunluk inanmayacak. Yabancı güçlerin oyunu sanacak!

Bu ülkede iktidar partisinin oy kaybına neden olacak her türlü haber milli meseledir, ihanettir! Hakkında yapılacak her türlü yorum dış mihraklar ile işbirlikçiliğidir.

★★★

Zarrab'ın ortağı Babek Zencani, ifadesinde Türkiye'de rüşvet dağıttığını, kendisinin yüzde 2 aldığını, yüzde 5'ini Dubai'de, yüzde 5'ini Türkiye'de dağıttığını söyledi.

Zencani parayı, altına çevriliyor, kendisine ait havayolları şirketiyle Türkiye'ye sokuyordu. Zarrab devreye burada giriyor, Türkiye'deki şirketleri aracılığıyla Dubai'ye naklediliyordu.

Dubai'deki sarraflar tarafından eritilip ziynet eşyası şekline getiriliyor. Bu ziynet eşyaları teknelerle İran'a yollanıyor ve tekrar eritilip sisteme külçe altın olarak sokuluyordu.

★★★

Zencani; ”Türkiye'de rüşvet verdim” dediyse de, Meclis bu rüşvetin araştırılmasını AKP'nin oylarıyla ret etti! Bize göre o rüşvet değildi! İyi de para nereye ve kime gitti?

Aynısını Amerika'da Zarrab anlattı. Şema çizdi, para akışını gösterdi. Araştırma önergesi yine AKP oylarıyla ret edildi! Sahi Meclis bugüne kadar hangi yolsuzluğu araştırmayı kabul etti?

★★★

Bu adamlar kendilerine atfedilen bunca suçu tek başlarına işlemedi ya! İlla Türkiye'den birilerini ve bazı kurumları kullanarak işi kotardılar… Bazı kurum dediğimiz de köşedeki bakkal değil herhalde…

Uyarılara, zamanın Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın “ABD'nin yaptığı kendisini bağlar, bizim çok sayıda uluslararası anlaşmamız var” diyerek karşılık verdi. Kendisi de malı götürenlerden biriydi… Sonra cami falan yaptırdı!

★★★

İşin ilginci gerçekten masum olan fakat suçlu bulunan ve Amerika'da tutuklanan Hakan Atilla'nın avukatları suça itiraz etmediler. İfade ve delillere “tamam”dediler. Sadece “Atilla yapmadı” diye savunma verdiler. Suçu kabul edip, sabitlediler.

Amerika'ya da desene “bu karar yok hükmünde!” Diyemezsin! İstesen de istemesen de küresel para piyasalarının bütün yönetimi kendilerinde…

Bizimkileri kutluyorum; bırakın ülke ekonomisini yönetememelerini bir de tüy diktiler üzerine… Gelelim şimdi ceremesine…