Kadınların elde ettikleri kazanımları korumak için, AKP'ye yakın muhafazakar çevrelerin ise Türkiye'nin çekilmesi için mücadele verdikleri İstanbul Sözleşmesi hakkındaki tartışmalar sürüyor.

Söz konusu itirazlar arasında en ilgincini ise Fatih Altaylı bugün köşesinden yayınladı. Konyalı bir okurundan gelen mektubu "Sözleşmeye, muhafazakar bir bakış" başlığı ile paylaşan Altaylı'ya yazılan mektuba göre, İstanbul Sözleşmesi yüzünden IŞİD'ci olan bile var.

İşte öğretmen adayı olduğunu belirten o okurun Fatih Altaylı'ya yazdığı akıllara zarar mektup:

Merhaba Fatih Bey,
Ben Konya’dan bir okurunuzum.
Biliyorsunuz Konya muhafazakar bir şehir ve AK Parti’nin kalelerindendir. İstanbul Sözleşmesi’ne olan itiraz sanıldığı gibi yeni değil, şehirde uzun süredir konuşuluyor.
Daha doğrusu sözleşme değil halk dilinde asıl kanunlar konuşuluyor. Çünkü halkın sözleşmeden haberi bile yoktu. Son dönem yandaş yazarların gündem yapması ile haberleri oldu.
Dediğim gibi asıl tepki kanunlaradır. Çünkü evlilikte Konya gibi muhafazakar bir şehirde boşanmalar arttı, cinayetler arttı, sorunlar geri dönüşü olmayan bir yola girdi.
Boşanmalar yüzünden iki tarafın aileleri arasında derin husumete varan olaylar bile cereyan eder oldu.
Eskiden evlilikte bir olay anlaşmazlıklar veya kavga yaşandığı zaman kadın annesinin evine küs giderdi. Sonra ya erkek özür diler pişmanlığını bildirir veyahut iki tarafın ailesinin büyükleri tarafından uzlaştırılır, kadın ve erkeğin geri birleştirilmesi sağlanırdı.

Şimdi ise en ufak tartışmada polis çağrılıp erkek kadını döverken kadın da erkeğe o anda vurmuş olsa dahi kadının beyanı esastır denilerek uzaklaştırma cezası veya tekrarı halinde hapis cezası filan veriliyor.

Bu, erkeğin annesinin evine gitmesi anlamı taşıyor. Psikolojik travma yaşayan erkek daha da hırçınlaşıp bırakın tekrar aynı evde beraber almayı intikam alma derdine düşüyor. Uzaklaştırma alıp cinayet işleyen Konya’da vakalar haberlere konu oldu.

Hatta bir tanıdığım kişi uzaklaştırma sonucu eşinden soğudu, sonra boşandı. Daha sonra derin boşluğa düştü ailesi dağılmış çocuğunu göremez oldu, ardından kendini dine verdi. Radikal kesimlere katıldı ve nihayetinde IŞİD’cilere ev kiralayan, onlarla görüşen birisine dönüştü bu mülayim arkadaşımız. Şimdi ise IŞİD’e yardım yataklıktan cezaevinde yatıyor.

Ben bu görüşleri savunduğum için yazmıyorum sadece durum tespiti için yazdım. Muhafazakar kesimin alışmış bir aile modeli için son derece sıkıntılı bir şeyden bahsediyorum.

Ha kadın da bu kanundan dolayı çok mutlu mu bizim burada, sanmıyorum.

Çünkü boşanan kadın çalışmak zorunda kalıyor veya ailesinin yanına dönüyor.

Toplum nezdinde ikinci sınıf görülüyor. Artı uzaklaştırma veya başka ceza alan erkeğin kendine bir zarar verebilme korkusuyla yaşıyor.

Veyahut çocukları varsa çocuğun kimde kalacağı, nasıl görüleceği konusunda eski eşiyle tekrar konuşması, anlaşmazlık durumu olduğu için tekrar kavganın olması aşikardır.

Size yazıyorum çünkü benim okuduğum, izlediğim, beni tarafsız gözle okuyup anlayabilecek ülkede gazeteci diyebileceğimiz üç beş kişiden birisiniz.

Sağcısı solcusu herkes aklıselim bir şekilde tartışıp ortaya daha güzel, aileyi güçlendiren kanunların çıkarılıp uygulanması arzusunu taşıyorum.

Ben bekar, 33 yaşında işsiz, atanamamış bir öğretmen adayı olarak size başarılar diliyorum.