Korkusuz Gazetesi yazarı Hüsnü Mahalli Sevr'in 100. yıldönümünde bölgedeki gelişmeleri yazdı.

Hüsnü Mahalli, "Bu kafayla bu coğrafyada hiçbir sorun çözülmeyecektir. Günlük ajitasyonlarla vasat kültürlü insanlar kandırılabilir ama sorunlar giderek derinleşir. Belki yeni Sevr olmaz ama kesin başka türlü Sevr’ler olacaktır." ifadelerini kullandı. 

Hüsnü Mahalli'nin yazısı şöyle oldu:

10 Ağustos Sevr’in 100. Yıldönümü.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında yenilen Osmanlı’ya dayatılan Sevr’le emperyalist ülkeler Anadolu’yu paylaşma planları doğrultusunda Ermenilere ve Kürtlere birer devlet “ikramında” bulunmaya çalıştılar ama olmadı.

Sevr’den 4 yıl önce Saykes-Bicot Anlaşması’yla bölgenin haritalarını çizen dönemin emperyalist ülkeleri Fransa ve İngiltere bir yıl sonra bu kez Belfour Deklarasyonu ile Filistin’i Yahudilere “ikram ettiler”.

Anadolu’da kurulan genç Cumhuriyet’in Sevr’i reddetmesiyle emperyalist ülkeler bölgedeki ülkelerini paylaştıktan sonra oturup düşünmeye başladılar:

Dört ülke ve ulusu ilgilendiren Sevr yerine Müslüman Araplarla Yahudilerin konusu olan Filistin’e yoğunlaşmak.

Böylece Suriye, Irak, İran ve Türkiye bütün enerjilerini Kürtlerle kavgaya harcarken İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin katılımıyla emperyalist ülkeler Fransa ve İngiltere dünya Yahudilerini Filistin’e taşıyacak ve İsrail devletinin kurulmasını sağlayacaklardı.

Nitekim de öyle oldu.

Türkler, Araplar, Persler ve Kürtler birbirlerini boğazlarken dünyanın dört bir yanından Filistin’e taşınan Yahudiler İsrail devletini kurdu ve bugün bu ülke herkese kafa tutuyor.

Akıl dışı bir olay!

100 yılda değişen hiçbir şey yok.

Dört ülke bugün de Kürtlerle uğraşıyor.

Türkiye, Suriye, Irak ve İran.

Bazen de kendi Kürtleriyle savaşan ülkelerden biri diğer ülkelerin Kürt’lerine destek veriyor.

Örneğin PKK ile savaşan Ankara uzun yıllar Iraklı Kürt liderler Mesut Barzani ve Celal Talabani’ye her türlü desteği verdi.

Arap Baharı’nın başlangıcında PYD/YPG’ye ‘Esad’a ayaklanan size her türlü yardımı yaparız” diyen Ankara “Hayır” yanıtını alınca PYD-YPG’ye savaş ilan etti onlar da gidip ABD’yi müttefik seçtiler.

Hikaye değişmiyor.

Sevr’de İngiltere ve Fransa şimdi ABD.

Hepsi de NATO içinde Türkiye’nin müttefiği.

Tezgah aynı.

Bu kafayla bir 100 yıl sonra da buna benzer yazılar yazılacaktır.

Ama bir 100 yıl sonra bu coğrafyada herkes perişan olmuş olacak.

İsrail hariç.

Araplar kendi aralarında tepişirken, Araplarla Türkler kavgaya tutuşmuşken, Araplar, Türkler ve Persler Kürtlerin haklarını görmemezlikten gelmeye devam ederken ve son olarak etnik kavganın yanısıra mezhepsel çekişmeler hızını almışken bu coğrafyada hiç kimse iflah olmaz.

OLMAZ.

OLAMAZ.

Herkes dolaylı-dolaysız İsrail için çalışıyor.

Yedi milyon nüfusuyla İsrail 350 milyon Arap ve 1.7 milyar Müslümanla dalga geçiyor.

Elbette var olan işbirlikçi yönetimler yüzünden.

İktidarda kalmak yani diktatör olmak uğruna her şeyi yapıyorlar ve yapacaklar.

Örneğin halklarını yoksul, cahil ve safsatalara inanmış bireyler haline getirmek.

Bu tür bireylerden oluşmuş toplumları ya da sürüleri gütmek çok daha kolay.

O da olmazsa azıcık ajitasyon ve hamaset her şeyi bitirir.

Sonrası bildik hikaye!

İçerde gerginlik, kavga ve çatışmalar yetmezse gelsin dış savaşlar.

En renkli örnek Saddam Hüseyin.

Kürtlerle savaştı.

Şiileri boğazladı.

Yetmeyince İran’a saldırdı.

O da az gelince Kuveyt’i işgal etti.

Tam 19 yıl önceydi ama bugün Saddam yok.

Ülkesi işgal edildi ve kendisi asıldı.

Temmuz 1979’da Saddam, Cumhurbaşkanı El-Bekr’i devirerek onun yerine geçtiğinde bir Irak Dinarı 3.5 İngiliz Sterlin ediyordu.

Bugün ise 1 Dolar 1200 Irak Dinarı ediyor.

Başka örnekler de var ama işe yaramıyor.

Çünkü olup bitenlerden hiç kimse ders almıyor.

Almadıkları gibi geçmişin figür ve sembollerine özenenler var.

Onun için başımız beladan kurtulmuyor ve kurtulmayacak.

Bu kafayla bu coğrafyada hiçbir sorun çözülmeyecektir.

Günlük ajitasyonlarla vasat kültürlü insanlar kandırılabilir ama sorunlar giderek derinleşir.

Belki yeni Sevr olmaz ama kesin başka türlü Sevr’ler olacaktır.

OLACAKTIR.

Diyalektik, doğanın kuralları ve ihanetin kaçınılmaz hafifliği.

Sonra da “Coğrafya kaderdir” denilecek.

Peki ya ihanetler!

GENETİKTİR!