Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Bağ’ın rektörlük görevi dışında 22 ayrı koltukta oturduğunu bugünkü köşesine taşıdı. Prof. Dr. Bağ’ın üniversite rektörlüğüne vekaleten atandıktan sonra yaptıklarını sıralayan Zeyrek, “Üniversitelerin özerklikten, bilimsellikten her geçen gün biraz daha uzaklaştığı bir dönemde, rektörlüklere “siyasi referanslı ama liyakatsiz” atamalar yapılmaya devam edilirse biz daha çok “piyes” izleriz” ifadelerini kullandı.

Deniz Zeyrek’in “Yetenekli Bay Bağ!” başlıklı yazısı şöyle:

Denizli’deki Pamukkale Üniversitesi’nin (PAÜ) Rektörü Hüseyin Bağ, 2017’den bu yana eşi Derya Bağ’ı kendi üniversitesinde prestijli ve yüksek maaşlı bir kadroda istihdam etme mücadelesi veriyor! Bugün sizi o “ibretlik mücadele”yi anlatan “piyes”le baş başa bırakacağım:

-Baş kahramanımız Hüseyin Bey, sadece eşi Derya Hanım konusunda değil, hayatın her alanında “azimli” ve “yetenekli” biri. 2015’te rektörlük seçimlerine girer, üçüncü olur ama yılmaz.

-Biraz da “şanslı”: 15 Temmuz darbe girişiminden sonra görevden alınan Rektör Hüseyin Bağcı’nın boşalttığı koltuğa vekaleten oturtulur.

-Aynı zamanda “hırslı” ve “çalışkan”: O koltukta “asaleten” kalmak için, 16’sı dekanlık, 3’ü yüksekokul, 2’si enstitü ve bir de teknokent olmak üzere 22 koltuğa daha aynı anda oturur.

-Ve “mütevazı”: “Bu nasıl iş” diye soranlara “zor ama yapmak zorundayım” karşılığını verir.

-Bir de “kıvrak zekalı”: Asaleten atamayı yapacak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gözüne girmek için müthiş bir zeka örneği gösterir ve nokta atışı yapar. Sosyal medyaya “güçlü bir Türkiye için #bendevarım” mesajını yazarak, 16 Nisan 2017’deki Cumhurbaşkanlığı Sistemi Referandumu’nda “evet” vereceğini ilan eder. Kullandığı oy Türkiye’yi daha güçlü yapmaz ama kendisine “güç” olarak döner. Zira referandumdan sadece üç gün sonra Erdoğan’ın imzasıyla “asaleten” rektör atanır.

-“Yeniliklere açık” biri Hüseyin Bey: Yeni sistemi hemen kavrar. Eşiyle ilgili operasyon düğmesine basar ve eşini sekreter olarak atar. Atama bilgileri kamuoyuna sızınca “yasal olarak sorun yok” diye geçiştirmeye çalışır. Gelin görün ki “kuralcı yönetici” YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, “yasaya uygun olsa da etik ilkelere uygun değil” diyerek atama işleminin iptalini talep ister. Derya Hanım istifa etmek zorunda kalır.

-Aynı zamanda “öfkeli” bir yönetici: Hırsını, bilgiyi sızdırdıklarını düşündüğü 11 personelden çıkarıp hepsini görevden alır. Yetinmeyip 11 kişi arasındaki en yetkili ismi “kendisine suikast planlamakla” suçlar.

-Su uyur, Rektör Bağ “uyumaz”: Konu gündemden düşer düşmez yeniden harekete geçer, bu kez, Ekim 2018’de Derya Hanım’ı Dil Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne bilgisayar işletmeni olarak görevlendirir. Haber ses getirir ama ilki kadar kıyamet koparmaz.

-Tam bir “girişimci” olan Rektör Bağ, bir de dillere destan “kepçe operasyonu” yapar. Mart 2020’de Türkiye’nin en büyük yerli tohum projesi sayılan “PAÜ Bitki Güvenliği ve Tarımsal Biyoteknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi”ne (BİYOM) ait tarlaların ortasından kanal geçirmek ister. Merkezi yöneten bilim insanları kendisine engel olmak isteyip, merkezde gece nöbeti tutsa da o yılmaz. Sabah erkenden bir kepçeye atlar ve tarlalara dalar. Kampüse ihaleyle yaptıracağı park ve kafe alanlarının kanalizasyonunu oradan geçirmek zorunda olduğunu haykırır.

-“Savaşçı” yanı hep ağır basar: BİYOM Yöneticisi Prof. Fevziye Çelebi Toprak’ın Rektör Bağ’ın kepçesinin önüne yattığı o görüntü Türkiye üniversitelerindeki “bilim insanlarıyla ihale insanları arasındaki mücadelenin fotoğrafı” gibi tarihe geçer.

-Piyesimizin son perdesinde Rektör Bağ, eşi ile yeniden sahnede (Bu kez 7 Temmuz’da eşine özel bir “öğretim görevlisi” ilanına çıkar). Konu bir kez daha kamuoyuna yansır ve yine büyük tepki çeker. YÖK, hızlı bir şekilde soruşturma açar.

Piyesin finali bugün tamamlanacak. Sonucu siz de merak ediyor musunuz?

YÖK Genel Kurulu bugün acil toplanacak. Muhtemelen Rektör Bağ, “soruşturmanın selameti açısından” açığa alınacak. YÖK Denetim Kurulu da harekete geçecek. Kendisi ya “sağlık” gibi gerekçelerle istifa edecek ya da başarısız olmuş, sorun yaratmış her yönetici gibi “dış mihrakların, FETÖ’nün, PKK’nın oyunu” diyerek son kararı verecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gölgesine sığınmaya çalışacak. Sizce hangisini tercih eder?

Her piyeste bir kıssadan hisse olur ya!

Bu piyesinki de şudur: Üniversitelerin özerklikten, bilimsellikten her geçen gün biraz daha uzaklaştığı bir dönemde, rektörlüklere “siyasi referanslı ama liyakatsiz” atamalar yapılmaya devam edilirse biz daha çok “piyes” izleriz. Bu arada olan da üniversitelerimize olur!