Eski GATA Yüksek Bilim Konseyi Üyesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Levent Doğancı, TBMM Savunma Komisyonu’nda Cumhur İttifakı ortağı MHP’nin gündeme getirdiği “askeri hastanelerin yeniden açılması” talebini Cumhuriyet’e değerlendirdi.

Askeri hastanelerin ve GATA’nın kapatılmasındaki yanlıştan önce, bu kurumların FETÖ’nün eline bırakılmasının yanlış olduğuna dikkat çeken Doğancı, “Fethullah Gülhane’de bir günde yapılanmadı. GATA’da 1986-87’de Sızıntı dergileri çıktı. Büyük mücadele de edildi ama ondan sonra rölantiye alındı, ‘bunları kazanacağız’ dendi. Halbuki bunlar kazanılmazdı. Bunlar, küçük yaşta alınıp bu ideoloji doğrultusunda yetiştirilmiş insanlar” dedi.

GATA’daki FETÖ yapılanmasında “ağababaların” cezalandırılmadığını söyleyen Doğancı, şunları kaydetti:

“Bu işin ‘patronları’ olanlar ya büyük paralar vererek dışarı çıktılar, kaçtılar yahut bir süre sonra zaten dosya açılamadığı için serbest bırakıldılar. Bunlar hâlâ özel hastanede çalışıyorlar. FETÖ’nün ayak takımı içeride.”

‘SİLAH ARKADAŞLIĞI ŞART’

Doğancı, askeri sağlık sisteminin önemine de dikkat çekti. “Cephede sağlık görevlisi en önde, çatışmanın içindedir” diyen Doğancı, “Güneydoğu operasyonlarında, Kore’de, Kıbrıs’ta şehit ve gazilerimiz var. Her takımın, her manganın içinde müdahale edebilecek sağlıkçılar vardır. Bir sivilin bunları algılaması mümkün değil. Bir sivil sağlık memuruna, ateş altındayken ‘yaralımı al çıkar oradan’ diyemezsin, burada silah arkadaşlığı lazım. Askeri sağlık sisteminin temeli en uçtaki cepheden başlar, en son cephe gerisindeki Gülhane’ye kadar gelir. Bu bir zincirdir, eğer bu zinciri kırdıysanız bu zinciri tekrar kurmanız 50- 60 yıldır” diye konuştu.

ÖN CEPHEDE KIZILAY VAR

Askeri hekimin muharip sınıf sayılması gerektiğine dikkat çeken Doğancı, “Hekim silah taşımaz ama cephenin en ucundadır. Biz hiçbir zaman rütbe peşinde de değiliz. ikinci büyük yanlışlık da odur. Doktorun kendi rütbesi vardır” dedi. Doğancı, sistemdeki en büyük hatalardan birinin anabilim dalı başkanlıklarını sınırlandırmak olduğunu da söyledi.

TSK’nin geniş bir alanda operasyonel görev aldığına dikkat çeken Doğancı, “Ordunun, askeri sağlık sistemine muazzam ihtiyacı var. Şu an Suriye’de yaralanan askeri alıp Kilis Devlet Hastanesi’ne getiriyorsunuz. En ön cephede yer alan Kızılay haricinde hiçbir şey yok” dedi.

Doğancı, cephe yaralanmasıyla sivil yaralanmasının farkına da dikkat çekerek, “Yüksek hızlı gelen mermilerin tedavisi, patlamaların, NBC’lerin tedavisi başkadır. Bunu sivilde pek yapamazsınız. Askeri psikiyatristler yaralanma sonrası travmada özel çalışırdı. Eskiden askerde ‘Askeri hastaneye kapağı attık mı yaşayacağız’ psikolojisi vardı. Bunun en büyük örneği de Diyarbakır Askeri Hastanesi’ydi. Buraya gelen yaşıyordu. Bu da askerin motivasyonuydu. Askeri sağlık sistemi güvenceydi. Fransız ve İngiliz ordusuna bakıyorsunuz, bizden daha küçük bir ordu. Ama sağlık sistemleri çok daha iyi. Ameliyat yapabilecek zırhlı personelleri var. Ve bunlar hiçbir zaman cephe gerisinde değil en uç noktadalar. Türk ordusu, dünyada en çok operasyonda bulunan ordulardandır. Müttefik dediğimiz ülkelerle çatışma içine giriyoruz. Böyle bir ordunun sağlık sisteminin olmaması düşünülemez” dedi.