CHP Ordu Milletvekili Dahiliye Uzmanı Dr. Mustafa Adıgüzel basın mensuplarının Sağlık Bakanı’na bu akşam şu 4 soruyu yöneltmesini istedi.

Adıgüzel'in sorulmasını istediği sorular şu şekilde:

1.           Testi negatif çıkan ancak tomografi sonucu klinik bulguları ile Covid-19 teşhisi konulup öyle de tedavi edilen kişileri, niçin vaka ve ölüm sayılarına dahil etmiyorsunuz?

2.           Bilim Kurulu’nun aldığı kararlar niçin basına açıklanmıyor?

3.           Sağlık çalışanları arasında ayrımcılık yapan yöneticiler hakkında ne tür işlemler yapacaksınız?

4.           Maske dağıtımındaki karmaşayı ortadan kaldırmak ve işin maddi boyutu ile ilgili oluşabilecek şaibeleri önlemek için SGK sistemi üzerinden eczane ve medikalcilere yetki vererek ücretsiz dağıtmayı neden düşünmüyorsunuz?

 

Adıgüzel konuyla ilgili şu açıklamaları yaptı:

 

“Testi negatif çıkan ancak tomografi sonucu ile klinik bulguları ile Covid-19 teşhisi konulan, bu şekilde de tedavi edilen, hatta ölüm olduğunda da defin işlemleri koronavirüsten ölüm şeklinde yapılan kişileri niçin vaka ve ölüm sayılarına dahil etmiyorsunuz. Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği ve tüm dünyada her ülkenin uygulamak durumunda olduğu ICD teşhis kodlama sisteminde neden Cobid-19 bölümünü kullanıyorsunuz. Bu seçeneğin kullanılmaması için neden doktorlara farklı seçenekler işaretlenmesi için yönerge gönderiyorsunuz.

Sayılar gerçekçi ve şeffaf bir şekilde aktarılmadığı için denetim mekanizması da eksik kalıyor, alınması gereken tedbirler de…

  Sokağa çıkma yasağı konusunda işi yokuşa süren bir tarzla adeta taksit taksit çıkarılarak getiriliyor. Önce 65 yaş üstü, sonra da 20 yaş altı vatandaşlara sokağa çıkma yasağı geldi. Ancak aradaki yaş grubu her gün işe gidip gelmek zorunda ve bu virüsü evde oturanlara da taşıyor. Sağlık Bakanının ekranlara gösterdiği hastalığın yaş gruplarında dağılımı ile ilgili tabloda çok açık bir şekilde 20-60 yaş arasında hastalık bariz bir şekilde yüksek. Bilim Kurulu’nda hiçbir tıp insanının bunu görüp müdahale etmemesi mümkün değil. Bu nedenle aldığı tavsiye Bilim Kurulu kararları kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

 

Geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile de paylaştığım; sağlık çalışanlarına kamu hastanelerinde yapılan ayrımcılık ve kayırmacılık konusuna Sağlık Bakanlığı’nın derhal el atması gerekir. Bunu yapan yöneticiler hızlı bir şekilde tespit edilip, görevinden alınmalı ve haklarında işlem başlatılmalıdır.

 

Bu süreçte en güncel konulardan biri de maske konusudur. Başlangıçta, “herkesin maske takmasına gerek yok” dendi. Ama şimdi tüm vatandaşa maske tak deniyor. Şimdi PTT üzerinden milyonlarca vatandaşa nasıl maske ulaştırılacak? Bu işin toplanan yardım paraları ile de ilgisi olabileceğini düşünüyorum. Yapılan işlerin denetlenebilir olması gerekir. Kaç yüz milyon TL bağış toplandığı ve ne kadar maliyetten kaç milyar maske dağıtıldığının kayıt altında olması için en sağlıklı sistem dağıtımın TC kimlik numaraları ile eczaneler üzerinden yapılmasıdır. Nasıl TC kimlik numaramız ile eczaneden ilacımızı alabiliyorsak aynı şekilde maskemizi de alabiliriz. Aksi takdirde ne kadar maske dağıtıldığı, belediye vb kurumlarda nasıl ve hangi bedelle fatura edildiği gibi şaibeler olacaktır.

Sağlık çalışanlarının önemli bir kısmının halen maske bulmakta zorlandığı, hatta bazı hastanelerde çalışanların maske ürettiğini görüyoruz. Bu süreçte ne bu şaibeleri açıklayabilirsiniz, ne de yurtdışına yapılan yardımları. O nedenle bu iş çok acil bir şekilde düzene konulmalıdır.