Yılmaz Özdil, bugünkü Şevket, Sinan, Mustafa başlıklı yazısında şehitlerimizi yazarken Suriyelilere göndermede bulundu. 

İşte Özdil'in yazısı...

Burası, Adana…

Göç İdaresi Müdürlüğü'nün önü.

Her kadının kucağında bir veya iki çocuk.

Hangi açıdan çekersen çek, her fotoğraf karesinde en az on çocuk var.

Hepsi Suriyeli.

Bu fotoğrafın aynısını İstanbul'da Ankara'da İzmir'de Antalya'da Bursa'da çekmek mümkün… Doğuran, getirip kaydettiriyor.

Asrın liderimiz geçen hafta açıkladı, “Türkiye'de sekiz yılda 516 bin civarında Suriyeli bebek dünyaya geldi” dedi.

Asrın liderimizin kalbini kırmak istemem ama, bu söylediği resmi rakam, gerçek rakamın anca yarısı.

Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi'nin verilerine göre, Türkiye'de günde ortalama 395 Suriyeli bebek dünyaya geliyor.

Sekiz yılda ne eder?

1 milyon 150 binden fazla eder.

Denizli'nin toplam nüfusundan fazla.

Komple Sivas'ın iki katı.

Komple Edirne'nin üç katı.

Bu kadar Suriyeli çocuk dünyaya geldi Türkiye'de.

Katlanarak artıyor.

(Resmi rakamlara göre 4 milyon 400 bin işsizimiz var.

Tobb başkanı ne diyor?

“Suriyeli işçi çalıştırana teşvik verilecek” diyor.

Aferin.)

(Türkleri işten çıkarana da ekstra teşvik verin, daha güzel olur.)

Konya il sağlık müdürü, sırf Suriyelilere hizmet veren bir kadın doğum hastanesi açacaklarını müjdeledi.

Konya'da her yıl dört bin Suriyeli kadın devlet hastanelerinde doğum yapıyormuş, yoğunluk nedeniyle sıkıntı yaşanıyormuş, bu yüzden sırf Suriyelilerin doğum yapacağı bir hastane lazımmış, parayı dert etmeyelimmiş, çünkü parayı zaten Avrupa Birliği veriyormuş.

Nasıl olsa kimse sormuyor…

Avrupa Birliği, Suriyeli kadınların rahat rahat doğum yapmasını bu kadar önemsiyorsa, Suriyeli kadınları neden kendisi almıyor?

Ve, bakın üç şehit daha geldi Suriye'den.

Binbaşı Şevket.

Teğmen Sinan.

Onbaşı Mustafa.

Geçen hafta dört şehidimiz daha vardı.

Suriyelileri Allah analı babalı büyütsün ama…

Biz kendi kınalı kuzularımızı ve onların çocuklarını ağaç kovuğunda mı bulduk birader!