Cemal Yıldırım, Kasım 2016’da KHK ile ihraç edildiğinden bu yana Ankara’nın birçok yerinde eylem yaptı. Diyarbakır’da HDP önündeki eylemden sonra dün AKP Ankara İl Başkanlığı önündeydi. Ancak polisin tavrı Diyarbakır’daki gibi olmadı. Polislerin arkasını dönmesini fırsat bilip dövizini açtığı anda gözaltına alındı. Polislerle tartışması ve gözaltına alınışı toplam 1,5 dakika sürdü.

Artı Gerçek'ten Derya Okatan Cemal Yıldırım ile konuştu. Yıldırım'ın haberi şöyle;

Cemal Yıldırım, sokakları terk etmeyen KHK’lilerden birisi. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi mezunu olan Yıldırım, mücadeleye uzak bir isim değil. Üniversitede öğrenci hareketi içerisinde yer almış. 1998 yılında girdiği Ankara Defterdarlığı Muhasebe Müdürlüğü’nde ise sendikal hareket içerisinde yer almış. İki dönemi şube başkanlığı olmak üzere dört dönem Büro Emekçileri Sendikası’nda yöneticilik yapan Yıldırım, 22 Kasım 2016’da ilan edilen KHK ile ihraç edildi. O günden bu yana da Ankara’nın pek çok yerinde eylemler yapıyor.

Yıldırım ihraç edildiğinde önce konfederasyonu KESK ile birlikte hareket ediyor. KESK’in her hafta yaptığı eylemlere katılıyor. Yüksel Caddesi’nde Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın eylemine polisin sert bir müdahalesinin ardından destek amacıyla bir süre bu eyleme de katılıyor.

EVDE ANCAK BİR HAFTA DURABİLİYOR

KESK eylemleri sonlandırdıktan sonra, kendi deyimiyle evde ancak bir hafta durabiliyor.

“Evde duramayacağımı anladım. Zaten AKP bizi toplumdan yalıtmak, eve hapsetmek istiyor. Evde oturdukça ruhsal bir girdabın içerisine giriyorsunuz. 60’a yakın KHK’li intihar etti. Bir şey yapamamak duygusu insanı psikolojik olarak girdaba sokuyor. Bir darbe sürecinde nelerle karşılaşılabileceğini de biliyoruz geçmiş deneyimlerden. Korku atmosferi yaratılıyor. Ama ben zaten sürekli sokakta olan birisiydim, hem öğrencilik dönemimde hem sendikal dönemde. Yapmam gerekenin bu olduğunu, yapmazsam kendimi, kendi kimliğimi inkar etmiş olacağımı düşündüm.”

İLK ADRES İŞYERİ ÖNÜ

Ve bu düşünceyle, KESK’in de bu yöndeki kararı üzerine 13 Mart 2017 tarihinde işyeri önünde eyleme başlıyor. Yıldırım’ın buradaki eylemi ilk 2 ay hafta içi her gün, sonraki 8 ay haftada bir gün ve sonra tekrar 2 ay boyunca her gün olmak üzere bir yıl devam ediyor.

İşyeri önündeki eyleminde önceleri arkadaşları selam vermiyor. Çünkü açığa alınmakla tehdit ediliyorlar. Ama sonra bu korku aşılıyor ve destek ziyaretleri, çay ikramları başlıyor.

“AKP’nin yarattığı en büyük yıkımlardan bir tanesi işyeri içindeki dayanışmayı ciddi oranda yok etmiş olmasıydı” diyen Yıldırım, eyleminin bu durumu tersine çevirdiğini anlatıyor. Sadece üzerinde bir önlük ve slogan atmadan sürdürdüğü eylemin bir diğer etkisinin de diğer insanlarda cesaret yaratması olduğuna işaret ediyor.

Defterdarlık önündeki eyleme iki ayın sonunda iki kişi olarak devam ediyorlar. Yıldırım’ın anlatımına göre, eylem arkadaşı Zeynep Yerli, aktif bir sendikalı bile değilken bir anda kendi hakkının sonuna kadar peşinden koşan mücadeleci birisine dönüşüyor.

Ülkede atmosfer daha da sertleşince slogan dahi atmadan sürdürdüğü eyleme polisin saldırısı başlıyor. Yıldırım, bunun üzerine eylemlerini yeniden her güne çıkarıyor. Her gün işyeri önüne gider gitmez gözaltına alınıyor.

İKİNCİ ADRES SAKARYA CADDESİ

2 ay boyunca her gün aynı şey yaşanıyor. Sonra Cemal Yıldırım, eylemi Sakarya Caddesi’ne taşıyor. Her cumartesi yaptığı eylemlerde de zaman zaman gözaltına alınıyor. Eylemi çeşitlendirmek için bazen kitap okuyor, bazen talebini su ile yazıyor.

Buradaki eylemi sürerken, korktukları başına geliyor. Bankacı olan eşi de açığa alınıyor. Daha sonra da Bölge Müdürlüğü’ne çekiliyor.

SOHBET EYLEMİ

Gözaltına alınmasını protesto etmek için 5 günlük açlık grevi de yapan Cemal Yıldırım, her gün yaşanan gözaltılar nedeniyle kendini ifade edemeyince eylemini “sohbet”e dönüştürüyor:

“Çıkıyorsunuz, bir dakikada gözaltına alınıyorsunuz. Kendinizi ifade edemiyorsunuz. Tekrara dönüşünce Sakarya Caddesi’ni cumartesi günleri sohbet alanına dönüştürdüm. Böylece kalabalık gruplar oluşmaya başladı. KHK’lılar geldi, hiç tanımadığım insanlar geldi. Mesela oğlu polislikten atılmış bir anne, Hava Harp Okulu öğrencisinin annesi geldi. İnsanların kendilerini ifade etmek için kanallara ihtiyacı var. Bir şeyler yapmak istiyorlar ama çıkacakları yer yok.”

AKP ÖNÜNÜ HİÇ DÜŞÜNMEMİŞ

Anayasa Mahkemesi ile İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu önünde ve Güvenpark’ta da basın açıklamaları yapan Yıldırım’a “AKP önünde eylem yapmayı hiç düşünmüş müydünüz?” diye soruyorum.

Gülerek, “Aslında hiç düşünmemiştim. HDP’den sonra düşündüm” diyor.

“Bu sefer belki gözaltına alınmam diye düşündünüz mü?” sorumuza ise “Yok, bu sefer daha sert alınırım diye düşündüm” yanıtını veriyor.

İBB ÖNÜNDEKİ EYLEMDE DE GÖRDÜK

Yıldırım, AKP önündeki eyleminin amacını şöyle açıklıyor: “Defalarca AKP’nin ikiyüzlülüğünü yaşıyorsunuz. Ondan önce İBB’den atılan işçilerde de gördük. Sanki demokratik bir ortam var, insanlar kendilerini rahat rahat ifade ediyorlar da çıkmıyorlar gibi. Bu topluma gösterilmesi gereken bir durum. Bunu AKP kendi eliyle bize verdi. HDP binasının önünde devlet organizasyonuyla bir oturma eylemi var. Polisler yemek getiriyor, İçişleri Bakanı ziyaret ediyor… AKP, biz KHK’lılara ve tüm toplumsal muhalefete izin vermiyor, 3 yıldır baskılamaya çalışıyor. Bu sahtekarlığı göstermek için AKP önünü seçtim.”

‘5 DAKİKA DA OLSA KARARLILIK GÖSTERMEK GEREKİYOR’

Kamuoyunun ilgisini hatırlatarak eylemin amacına ulaştığını söyleyen Yıldırım, şunları ifade ediyor: “Bireysel eylem gibi gözükse bile doğru zaman ve doğru yerde yapılan eylemin etkisinin önemli olduğunu düşünüyorum. Toplumda birikmiş bir enerji var, çünkü çok ciddi haksızlık var. Herkesin yapabildiği kadar bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyorum. Cesaret gerekiyor. Bazen eylemi küçümsemek açısından 5 dakikalık eylem diye eleştiriyorlar. 5 dakika bile sürmüyor, daha az. Ama bu 5 dakika da olsa 1 dakika da olsa oraya çıkma kararlılığını göstermek gerekiyor. Göstermediğiniz zaman her şey güllük gülistanlık gibi görülüyor. Sessiz kaldıkça insanlar faşizme alışılıyor. Faşizm sıradanlaştırılacak bir şey değil. Maalesef toplumsal muhalefetin bu kadar suskunluğu insanlar üzerinden sanki sıradanmış gibi bir etki yaratıyor. Çok güçlü, dirençli, sürekli bir sol muhalefetle bu yasaklar kırılabilir.”