Sevilay Yılman, bugünkü "Boşuna çabalamayın! Çünkü cinayetler devam edecek!" başlıklı yazısında, "pes ettim ben ve dönüp dolaşıp aynı şeyleri söylemekten, aynı yorumları yapmaktan bıktığım için de bundan böyle “kadına şiddet”, “kadın cinayetleri” ile ilgili yorum yapmamaya karar verdim." ifadelerini kullandı. 

"Kadını sadece ve sadece namusun timsali, değişik bir yaratık, ikinci sınıf cins gibi gören anlayış bugün hâlâ toplumun tüm katmanlarında hakimken beyhude bütün çabalar."  diyen Yılman'ın yazısından o bölüm şöyle:
 

İki gündür memleketin gündeminde olan Emine Bulut cinayetine dair başta kendi köşe komşularım olmak üzere medya dünyasında yazılanları, yapılan yorumları okudunuz.

Söylenecek her şeyi söyledikleri için “Kadına şiddet” başlığının altına aynı şeyleri tekrarlayıp boşuna vaktinizi almayacağım.

Nihayetinde biz ne yazarsak yazalım… Ne dersek diyelim…

Kadın dövülüyor, kadın öldürülüyor…

Ve hepimiz, herkes şunu biliyoruz ki; Emine Bulut cinayeti son olmayacak.

Hepimiz biliyoruz ki, dün Kırıkkale’de yaşanan vahşetin bir başka biçimi yarın bir gün memleketin başka bir şehrinde yine yaşanacak!

O nedenle; “Bunun önüne nasıl geçilir, kadına şiddetin son bulması için neler yapılabilir?” sorularının yanıtlarına bir kez daha cevap arayarak boşa ahkam kesmeyeceğim.

Çok net söylüyorum…

Biz istediğimiz kadar yazalım, çizelim, haykıralım ya da bu şiddetin son bulması için önerilerde bulunalım hep beraber…

Ne yazık ki başa çıkmamız mümkün olmayacak.

Neden?

Ee çünkü bu işin kökten hallolması için bu toplumun sahip olduğu bazı anlayışların kökten değişmesi gerekiyor.

Daha açık yazayım…

Bugün batıda bir ülkede ancak ve ancak kırk yılın başında olan bir kadın cinayetinin bu ülkede sık sık görülüyor olmasının asıl nedeni sahip olduğumuz kültürden kaynaklıdır.

Batı kültüründe kadın insan… Bu ülkenin tamamında değilse bile büyük çoğunluğuna göre kadın sadece kadın!

Bu bakış açısı, kadına dair bu anlayış rafa kalkmadan kadına şiddetin, kadın cinayetlerinin önüne geçilmesi mümkün değil.

Bu değişim olmadan yaptığımız şey havanda su dövmekten öteye geçmiyor.

Geçmeyecek de!

Kadını sadece ve sadece namusun timsali, değişik bir yaratık, ikinci sınıf cins gibi gören anlayış bugün hâlâ toplumun tüm katmanlarında hakimken beyhude bütün çabalar.

Haaaa… Belki bir gün o kökten değişim olur ama görünen o ki kısa zamanda asla!

O nedenle “pes” ettim ben ve dönüp dolaşıp aynı şeyleri söylemekten, aynı yorumları yapmaktan bıktığım için de bundan böyle “kadına şiddet”, “kadın cinayetleri” ile ilgili yorum yapmamaya karar verdim.

Affedin beni…