ALTINBAŞ Üniversitesi Çarşamba Buluşmaları Ekonomi Söyleşileri, Yapısal Reformlar, Ekonomi, Toplum ve Kadın başlıklı toplantı ile devam etti. Konuşmacılardan ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez, “Cumhuriyet gerçek anlamda bir kadın projesidir” ifadesini kullandı.

Altınbaş Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıda, Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mahfi Eğilmez, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Refika Bakoğlu, Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Işın Çelebi, Professional Women Network (PWN) İstanbuI’dan Aylin Olsun konuşmacı olarak yer aldı.

Prof. Dr. Emre Alkin, toplantının açılışında yaptığı konuşmada Altınbaş Üniversitesi’nin 467 kişilik akademik kadronun 268'inin,  228 kişilik idari kadronun da 136’sının kadınlardan oluştuğunu belirterek "Özetle, 695 kişinin 404’ü kadındır. Yani üniversitemizin, bu akşamki toplantının konusu olan kadınlara verdiği önemi görüyorsunuz. Yapısal reformlar içinde de kadının iş hayatındaki yerini çok ciddiye alıyoruz” dedi.

Çeşitli istatistiki verilere bakıldığında Türkiye’nin sorunlarının çoğunun ekonomik değil, yapısal olduğunun görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Alkin “IMF Raporuna göre eğitim nerede kötüyse orada yolsuzluklar yüksek” ifadesini kullandı. Kadınların işgücüne katılım oranının düşük, kadınların işsizlik oranının her zaman yüksek olduğunu kaydeden Alkin “Çalışabilen kadınların çoğu ücretsiz aile işçisi konumunda. Yüzde 43’ü kayıt dışı çalışıyor” ifadelerini kullandı.

“KAMU ÇALIŞANLARINDA KADIN-ERKEK MAAŞI EŞİT”

OECD ortalamasına bakıldığında aynı işi yaptıkları halde kadınların erkeklerden çok daha düşük gelir elde ettiğini ifade eden Prof. Dr. Emre Alkin şunları söyledi:

“Ortalama eğitim süresi kadınlarda 7.0 yıl, erkeklerde 8.8 yıl. Parlamentolarda kadınların temsil oranı çok düşük. Ama Türkiye’de devlette bir fark var. Aynı pozisyonda çalışan kadın erkek arasında fark gözetmem, görürsem cezalandırırım diyor. Kamuda erkeklerle kadınlar arasında en az maaş farkı yaşanan ülkelerden biri Türkiye.”

“YAPISAL REFORMUN YAPI TAŞLARINDAN BİRİ KADIN”

‘Kadının kocasından daha yüksek para kazanması ailede sorun çıkarır mı?’ sorusuna ‘evet’ cevabı verenlerin en yüksek olduğu ülkenin yüzde 50 ile Yemen olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Emre Alkin, ikinci sırada da yüzde 47 ile Türkiye’nin geldiğine dikkat çekti. Kadının pozisyonu meselesinin yapısal reformun yapı taşlarından biri olduğunun altını çizerken “Çok acı, hala çözemediğimiz bir konu. Dünyada da çözülememiş olması içimizi rahatlatmıyor” şeklinde konuştu.

“AYNI ŞEYLERİ YAPARSAK GELECEK PARLAK DEĞİL”

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mahfi Eğilmez de “Türkiye’nin geleceği parlak mı” sorusuna cevap vererek başladığı konuşmasında, “İyi bir şeyler yaparsak parlak. Bugüne kadarkileri yapmaya devam edersek hiçbir parlaklığı yok. Tamamen karanlık ve Alman vatandaşı olmak isteyen çocuklar çoğalacak” dedi. Babasının bütün Avrupa’yı gezen bir Cumhuriyet insanı olduğunu ifade eden Dr. Eğilmez şunları söyledi:

“Atatürk çok müthiş bir adam. Ben bunu babamdan da duydum. Bütün Avrupa’yı gezmiş bir adamdı. Ona göre kadının sosyal hayatın içinde yer alması, Avrupa’nın ileri gitmesindeki en önemli etkendir. Bütün restoranlara gidiyorsunuz hep birlikte oturuyorlar, hep birlikte çözüm üretiyorlar, her şey iyi kötü eşitlenmiş.”

“EN İYİ YAPISAL REFORM ÖRNEĞİ ATATÜRK DEVRİMLERİ”

Yapısal reformların en iyi örneklerinden birinin Atatürk devrimleri olduğunu belirten Dr. Mahfi Eğilmez şöyle devam etti:

“Bakın Atatürk neler yapmış? Cumhuriyeti ilan edilmiş. Hilafet kalkmış. Laiklik yaşama geçmiş. Meclis kurulmuş. Tevhid-i Tedrisat başlamış. Karma eğitime geçilmiş. Kız ve erkeklerin birbirini görerek yaşadığı yerlerde suç oranı azalıyor. Bunlar ayrıldıkça cinsel suçlar artmaya başladı. İşte bunlar yapısal reformlar. Halk ve millet mektepleri açılmış. 3 milyon insan okuma yazma öğrenmiş. Türk medeni kanunu devreye girmiş. En ileri kanunlardan biridir o. Kadınlara seçme seçilme hakkı verildi, senfoni orkestrası kuruldu. Halkevleri açıldı. Bir toplumu bir yerden alıp başka bir yere oturtmaktır yapısal reform.”

“CUMHURİYET BİR KADIN PROJESİDİR”

2018 yılında attığı bir twitter mesajının 26 bin kez yeniden paylaşıldığını kaydeden Mahfi Eğilmez, “Cumhuriyet gerçek anlamda bir kadın projesidir” ifadesini kullandı.  Dr. Mahfi Eğilmez, Atatürk devrimleri kapsamında Aşar Vergisi ile kapitülasyonlar kaldırılırken Demir Çelik, Kayseri Uçak Motor Fabrikalarının kurulduğunu hatırlatarak, “Yapısal reform budur. Ama 112 savaş uçağı imal edilen tesis Menderes döneminde kapatıldı. Ayrıca Merkez Bankası (TCMB) kuruldu, bu sayede Türkiye ilk kez kendi parasını 1931’de bastı. Hala birileri bir şehir efsanesine inanmakta ısrarcı, MB yabancılarınmış. Hayır efendin, MB’nin yüzde 55’i Hazine’nin” dedi.

2001 krizinden sonra da yapısal reformlar yapıldığını kaydeden Eğilmez, “Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) kuruldu. Ama bugün buralardan hep geri adım atıldı. BDDK’ya hep müdahale ediliyor. Başlangıçtaki bağımsızlığı yok. Denetim rahatlığı yok. 2001 sonrasında kamu maliye disiplini de sağlandı. Kamu borçlanması azaltıldı. Ama bugün kamu şeffaf değil. Verdiğimiz verginin nerede harcandığını bilmiyoruz, hesabını soramıyoruz. Bunu soramayan bir ülkeye yabancı yatırımcı gelmez. Nerede harcadın, niye harcadın, nasıl harcadın sorularını sorabilmeliyiz” açıklamasını yaptı.

“ÖZELLEŞTİRMEYİ SAVUNAMAZ HALE GELDİM”

“Özelleştirmeler yapısal reform olarak başladı. 65 milyar dolarlık özelleştirme yaptık, 450 milyar dolar da borçlandık” diye konuşan Dr. Eğilmez, “Ama bu paraların hiç hayrını görmedik. Aslında ben kamu eğitime ve sağlığa daha iyi para harcayabilsin diye talibi varsa bazı iktisadi varlıkları özel sektöre satarsınız. Daha yararlı çalıştıracak diye bakarsınız. Ama özel sektör sattığınız bu yere AVM kuracaksa olmaz tabii. Son yıllarda buna benzer şeyler yüzünden geçmişte özelleştirmeyi savundum diye kendimden utanır noktaya geldim” ifadelerini kullandı.

“KADININ HAK ARAMASININ ÖNÜNDE ENGELLER VAR”

Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Işın Çelebi de batı ülkelerinde kadınların hukuk önünde haklarını arayabildiklerini ancak Türkiye’de hak arama oranının çok düşük kaldığını söyledi. Bunun hukuk devleti ilkelerinin yeterince çalışmamasından kaynaklandığı görüşünü dile getiren Doç. Dr. Işın Çelebi, “Hukukun üstünlüğü yeterince sağlanamadığı için kadınlar haklarını arayamıyorlar. İşte bu nedenle cinsiyet ayrımcılığına karşı çalışma yapmak isteyen birçok kuruluş, kadın haklarını savunmak için çeşitli STK’lar organizasyonlar içinde bu eksikliği gidermeye çalışıyorlar” dedi.


“EKONOMİYE GÜVEN ÇOK DÜŞÜK”


Şu anda ekonomiye duyulan güvenin çok düştüğünü kaydeden Işın Çelebi, “İnsanlar TL’ye güvenmiyor. Döviz tevdiat hesapları büyüyor. Rakamlar eylül-ekim aylarında ciddi sorunlarla karşılaşılacağının sinyalini veriyor. Tahsili gecikmiş alacakların payı yüzde 4.2 ve giderek tırmanıyor, yüzde 10’a gidebileceği korkuları var” dedi. Enerji ve inşaat sektörlerini desteklemek amacıyla borç karşılığı fonlar kurulmasını öngören bir reform paketi açıklandığına işaret eden Işın Çelebi, “Ama neden battı bu şirketler sorusunun cevabını vermeden bir şirket yapılandırmasına gidilemez” diye konuştu.


“TOPLUMDAKİ AYRIMCILIK İŞE DE YANSIYOR”


Prof. Dr. Refika Bakoğlu toplantıda yaptığı konuşmada, iş hayatına atılan bir kadının cinsel kimliğini koruyarak kendi potansiyelini ortaya koyabilmesinin önünde çok ciddi engeller olduğunu ve bunların pek konuşulamadığını söyledi. Toplumdaki cinsiyet ayrımcılığından gelen genel yaklaşımın iş hayatında da etkili olduğunun altını çizen Bakoğlu, “Evde nasıl bir yaklaşıma sahipseniz işte de aynısı var. Evdeki erkek kadın rolü işyerlerinde de aynen devam ediyor” dedi.


NEZİHE MUHİTTİN’E SAYGI


Professional Women Network (PWN) İstanbul’dan Aylin Olsun da Türkiye’de Tanzimat’tan başlayıp, Meşrutiyet ile devam eden bir kadın hareketinden söz edilebileceğini belirterek şöyle konuştu:  


“İlk siyasi parti bir kadın fırkası. Öncüsü, kurucusu Nezihe Muhittin. Zincirlikuyu’da yatıyor, saygı ile analım. Kadınların iş hayatında yer alması için ilk gösterinin yapılması, kadınların iş hayatına girmeleri, okumaları vs. için büyük çabalar harcanmış. Yani Türk kadınlarına hak, durduk yere yukarıdan verilmiş değil. Bu mücadele ile elde edilmiş. O dönemde ciddi bir entelektüel kadın kitlesi var. Taleplerinden birçoğu kabul edilmemiş ama 1934 yılında kadınlara seçme seçilme hakkının en erken tanındığı ülkelerden biri Türkiye oldu.”