Alaattin Aktaş: Küçük tasarruf sahibi, aman dikkat! Artık soygunun dik alası var

Dünya yazarı Alaattin Aktaş, "Borsada yaşanan tuhaf gelişmelerin nedeni yavaş yavaş ortaya dökülmeye başladı. Küçük tasarruf sahibinin 'ütülmemek' için çok daha dikkatli olması gereken bir süreç..." diye yazdı.

Alaattin Aktaş: Küçük tasarruf sahibi, aman dikkat! Artık soygunun dik alası var

Alaattin Aktaş, "Küçük tasarruf sahibi, aman dikkat!" başlıklı bugünkü yazısında, "SPK özünde şirketlerin gelişmesine ve sağlıklı finansmana erişmesine zemin hazırlayan, hisse senedi piyasasının sağlıklı işlemesini sağlayan, sağlaması gereken; sonuçta küçük tasarruf sahibinin hakkını koruma görevi olan bir kurum." ifadelerini kullandı.

Aktaş, "Son birkaç gündür duyduklarımız karşısında hayret etmeyen var mıdır? Vardır vardır; bunları yapanlar! Geçmişe dönüyor, gazeteciliğe başladığım yıllara gidiyorum. Getirildiği makamı dolduramayan çok bilgisiz, çok eksik ama ihtiraslı bürokrat gördüm, bakan gördüm, hatta başbakan da gördüm. Onları mumla arar duruma geldik, ne acıdır ki gerçek bu. Artık yetersiz olmanın ötesinde bir durum var. Artık soygunun dik alası var. Artık boyut değiştirmiş bir soygun var. Soyguna bir anlamda el koyması gerekirken hiçbir şey yapmayanlar var. Şimdiye kadar bilinenler ağırlıklı olarak hani denir ya kitabına uydurulmuş soygunlardı. İhalesiz iş vermeler; ihalelerde eşi dostu kayırmalar... Bunları aştık! Artık milyon dolarlık rüşvetlerden söz ediyoruz. Ve bu rüşvet iddiasının odağındaki kurum da Sermaye Piyasası Kurulu..." dedi.

Ekonomi yazarı Aktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

Geçen hafta sonuna damgasını vuran açıklamaların ardından insan ister istemez son zamanlardaki halka açılmaları düşünüyor...

Hangileri doğru, hangilerinin hiç olmaması gerekirdi, halka açılan şirketlerin hisse senetlerinin durumu ne? Bazı hisse senetlerinin fiyatları manipülatif işlemler sonucu mu kısa sürede çok artış gösterdi?

Özellikle son birkaç yılda halka açılmış şirketlerin durumunun çok yakından incelenmesi gerekiyor. Çünkü ortaya atılan iddialar çok vahim. Rüşvet vermeyenin ne halka açılma izni alabildiği, ne de bedelli sermaye artırımına gidebildiği öne sürülüyor. Şu durumda demin de dediğim gibi aslında halka açılmaması, aslında bedelli sermaye artırımına giderek yatırımcısından para toplamaması gereken şirketler borsada boy mu gösteriyor?

Peki bu şirketlere para yatıran küçük tasarruf sahibinin durumu? “Borsa kumardır” lafına haklılık kazandırmıyor mu?

Yazının tamamını okumak için tıklayın.

Etiketler
Borsa