Hükümet, asgari ücretteki artışla birlikte “İşçiyi enflasyona ezdirmedik” söylemini kullanıyor. Oransal olarak “resmi” enflasyonun üzerinde bir artış yapılmış olsa da bu söylem doğru mu? İşçi enflasyonun altında ezilmedi mi? 

Cumhuriyet'ten Mustafa Çakır, Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aziz Çelik’e sordu. 

Çelik, asgari ücretteki artışın enflasyonla bağlantılandırılmasının gerçekçi olmadığına dikkat çekti. Çelik, “Miktar zaten düşükse enflasyonun çok üstünde de artırsanız bir anlamı olmaz. Önemli olan yaşamak için yetip yetmeyeceği” dedi.

AİLEYE GÖRE HESAPLANMALI

Çelik’in yaptığı açıklamalar şöyle:

- TÜİK’in tek bir işçi için yaptığı 2 bin 792 TL hesabı üzerinden yola çıkalım. Ailede iki yetişkin, iki de çocuk olduğunu varsayalım. Rakam 3 bin 817 TL’ye çıkıyor. TÜİK’in hesabının kasım ayı üzerinden yapıldığını da unutmayalım. Aralıkta enflasyonda artış bekleniyor. 4 bine doğru tırmanan bir rakam var. Ayrıca pandemi nedeniyle istihdama katılım da düştü. Bir ailede iki kişinin çalışması azaldı. 

- TÜİK, ülke çapında tek bir enflasyon açıklıyor. Oysa düşük gelirlilerin harcamaları ile yüksek gelirlilerinin harcamaları farklı. Yüzde 21 olan gıda enflasyonu, yüzde 14 olan ortalama enflasyondan yüzde 50 daha fazla. Hükümet, enflasyonun üstünde artışla övünüyor ancak milli gelirdeki büyümenin asgari ücret hesabına yansıtılmaması dikkatlerden kaçırılıyor. O nedenle tek başına enflasyon ölçütü anlamlı değil, yanıltıcı. Asgari ücretin, ailenin asgari geçiminin en azından bir miktarını karşılaması gerek. 

- Net asgari ücretin AGİ dahil edilerek açıklanması da yanlış. 268.31 TL AGİ düşüldüğünde asgari ücret 2 bin 557.59 TL’ye iniyor. Bundan vazgeçilmeli. AGİ ücretin içerisine dahil edilerek asgari ücret olduğundan yüksek gösteriliyor. 

- AGİ, işverenin cebinden çıkan bir rakam değil, vergisel bir işlem. Devlet bir miktar vergiden vazgeçiyor. Bu işverenden çıkmıyor. 

- Asgari ücretli her ay 27 TL damga vergisi ödüyor. Bu çağda buna ne gerek var? Asgari ücret üzerindeki vergi ve kesinti yükünün giderilmesi gerek. 3 bin 577 TL brüt olarak açıklandıysa bunu net olarak ödersiniz. Vergi konusunda muafiyete gidersiniz, indirime gidersiniz vb. Vergi ve AGİ meselesi asgari ücretin üzerini örtüyor.

MEMUR ‘GÜNCELLEME’ İSTİYOR

Asgari ücret düşük kalsa da oransal olarak yüzde 21.5 artış yapılması, dikkatleri gelecek yıl yüzde 3+3 zam alacak olan memurlara çevirdi. Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, ülkede yaşanan ekonomik tablo baz alındığında kamu çalışanlarına ve emeklilerine 2021’de yapılacak 3+3’lük zam oranının mutlaka güncellenmesi gerektiğini söyledi. Kahveci, “Mesele yapılan bu zammın alım gücüne sağlayacağı katkıdır. Buradan hareketle memurlarımızın 2021 yılına ait zam oranı olan yüzde 3+3’ün de güncellenmesi gerekmektedir” dedi.

YOKSULLUK SINIRI 8 BİN 436 TL

Komisyonda karara muhalif kalan Türk-İş, aralık ayı açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını açıkladı. Asgari ücretin insan onuruna yaraşır bir geçimi yine sağlayamadığına dikkat çeken Türk-İş’in 34. yılına giren araştırmasına göre dört kişilik ailenin açlık sınırı 2 bin 590 TL, yoksulluk sınırı 8 bin 436 TL. Mutfak enflasyonu bir aylık yüzde 2.91, on iki aylık yüzde 19.75 arttı. Bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyeti de 3 bin 147 TL’ye yükseldi. Bu durumda olması gereken asgari ücret ile belirlenen asgari ücret arasında 322 TL fark bulunuyor. Yürürlükteki asgari ücret halen dört kişilik ailenin açlık sınırını bile karşılamaktan uzak.

‘SAYIMIZ YETMEDİ’

Türk-İş Başkanı Atalay, yeni asgari ücret tutarına ilişkin şu çarpıcı açıklamayı yaptı: “3 bin TL olarak belirlenmesi, kamuoyunun büyük bir bölümünü tebessüm ettirecek bir rakamdı, olmadı. Sayımız yetmedi. Biz orada 5 kişiyiz. İşveren ile hükümet bir olunca istedikleri kararları alma imkânları var. Bu ücret, başında başlangıç ücretiydi. Şimdi öyle bir noktaya geldi ki bu ücret geçim ücreti oldu.”

HAK-İŞ’TEN TEKLİF

Öte yandan Hakİş Genel Başkanvekili Osman Yıldız, yasal düzenleme ile işçinin eline geçecek rakamın artırılabileceğini söyledi. Yıldız, “Sigorta prim işçi payı şu anda yüzde 14, bunda 5 puanlık düşüş yaparsak, gelir vergisi şu anda yüzde 15, bunda yüzde 5 indirim yaparsak, damga vergisini kaldırırsak 335 lira daha fazla işçinin cebine para girmiş olur. 2 bin 825 TL olarak açıklanan rakam, işçinin cebine 3 bin 160 lira olarak girmiş olacaktır” dedi.