Covid-19 kısıtlamaları kapsamında paket servisle çalışmaya mecbur kalan restoranların durumunu 150 bin üyesi olan Lokantacılar Federasyonu Başkanı ve İzmir Lokantacılar ve Gazinocular Odası Başkanı Aykut Yenice değerlendirdi.

Birgün'den Berkay Sağol'un haberine göre; İnsan sağlığının önüne hiçbir şeyin geçemeyeceğini söyleyen Yenice, “İşin sağlık tarafını değerlendirirken her şey çok güzel ancak işin sosyal ve ekonomik tarafına bakmak lazım. İnsanlardan birtakım şeyler isteniyorsa bir takım şeylerde vermek lazım. Örneğin; mart ayında ülkede mekânlar 96 gün boyunca kapatıldığında camiler, üniversiteler, devlet daireleri de kapatıldı ancak burada ki insanlar maaşlarını almaya devam etti. Bizim dükkânlarımızda kapatıldı, biz ne yapacağız? İşin ekonomik tarafında bizim sıkıntılarımız var. " ifadelerini kullandı.

Yenice, "Bizim dükkânımızın kirası 26 bin TL, bir sürü kişi çalışıyor. Hiçbirini işten çıkarmadım, çıkaramıyorum, çünkü onlar benim canlarım, dostlarım, kardeşlerim. Onlarla hayatımı idame ettiriyorum ama bu insanlara acilen kısa çalışma ödeneğinden faydalandırılmaları lazım. 30 Haziran’dan sonra işe girenler ödenekten yararlanamıyor, bu şekilde bir kısıtlama yapılırsa ülkede virüsün sadece lokantalardan ve kahvelerden yayıldığını düşünülüp güven kaybı oluşur” dedi.

“PAKET SERVİSTE KOMİSYON DÜŞÜRÜLMELİ”

Sulu yemek yapan mekânların kuru fasulye ve pilavı nasıl paketleyeceğine vurgu yapan Yenice, “Kordondaki mekânlar rakıyı mı, balığı mı, deniz börülcesini mi paketleyecek? Bu konuda devlet büyüklerinden beklentimiz, kapatılan, paket servise dönen iş yerlerinin ciroya bağlı düşüş yaşama konusunun realize edilmesi lazım. Kiralarımızın, vergi borçlarımızın ertelenmesi, vergi, SGK ve BAĞ-KUR primlerinin yapılandırılması lazım. Bu yapılandırma yapılırken de kısa süreli olmaması lazım. Restoranları paket servise yönlendirdiler ama paket servis yapan şirketlerin komisyonlarının ciddi anlamda düşürülmesi lazım. Bizim koruma altına alınmamız lazım” diye konuştu.

Adil olmayan durumların olduğunu belirten Yenice, “Fırınları açıyorlar, pastaneleri kapatıyorlar. Bugün fırınlarda, pastanelerde satılan ürünler mevcut. Onlar erken saatte satışlarını yapıyorlar, pastaneler saat 10.00’dan önce açılamıyor. Eğer virüs buralardan yayılıyorsa tamamen kapatılsın. AVM’ler ve otobüslerde insanlar dip dibe. Dükkânlara sınır koyun, 25 kişiden fazla alamayacaksın, yaptırım uygulanacağını söyleyin, kimse aşmaz. Her şeyi serbestse benim kahvecimin, esnafımın suçu nedir? Bizde bu yaptırımları herkes gibi televizyondan öğrendik. Bize bildirilmedi. Televizyon kanalları birbirine girdi. Yakın zamana kadar sokağa çıkma kısıtlamasının genelgesi bile belli değildi. Bilim kurulu sağlık alanında ne ise, bizde mekânlarla ilgili sosyal ve ekonomik kısmında bilim kuruluyuz. Sahada ki insan biziz, bu tip konularda devletin kamu kurumu niteliğinde örgütleriyiz biz ama maalesef ben yaptım oldu oluna böyle oluyor maalesef” ifadelerini kullandı.

***

BİR MESLEKTE İKİ AYRI UYGULAMA

İzmir Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı Emin Bağcı ise, alkol satan ve satmayan bakkallara çifte standart uygulandığını söyleyerek, şunları dile getirdi:

“Odamıza bağlı Bakkal, Bayi, Büfe, Kuruyemiş vb. Üyelerimizde ekonomik koşulları nedeni ile çekmiş oldukları kredilerin geri dönüşümü, kira, elektrik, çalışan elemanların maaşı vb. masraflarının devam ettiği için yoğun üzüntü, sitemle karşılandı. Bir sokakta yan yana iki bakkal esnafı var; biri alkol sattığı için kapalı, diğeri alkol satmadığı için açık kalıyor bir meslek, iki ayrı uygulama bu kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.

Esnafımız haklı olarak sitem etmektedirler, Covid-19 salgını döneminde en çok hijyen koşullarına riayet eden, 1 veya en fazla 2 kişinin girebildiği Bakkal esnaflarımızın alkol satan veya satmayan diye kendi mesleği içinde ayrımın olması salgının mesafe ve hijyen kuralına uymamaktan değil alkol satışından artış gösterdiği kanısı yaratmaktadır.”