GERÇEK GÜNDEM - BARIŞ KAYGUSUZ

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Madrid'de İsveç, Finlandiya ve NATO liderleriyle yaptığı dörtlü görüşmenin ardından Ankara'nın iki Nordik ülkesinin üyeliğine ilişkin vetosunu kaldırmasının yankıları sürüyor.

Konuya ilişkin Gerçek Gündem'e değerlendirmelerde bulunan TBMM Dışişleri Komisyonu üyesi CHP İstanbul Milletvekili Yunus Emre, İsveç ve Finlandiya ile varılan mutabakatın amacının Erdoğan'ın ABD Başkanı Joe Biden'la görüşebilmesi olduğunu belirtti.

Haftalardır kamuoyunun gündeminde olan İsveç ve Finlandiya konusunda yaşanan rahatsızlıkların ikili görüşmelerle de çözülebileceğini belirten Emre, "Terörle mücadele ve savunma sanayisi gibi konularda bir ilerleme, gelişme olması bizi mutlu eder. Ancak hükümetin ilkesiz ve tutarsız dış politika anlayışının yeni bir örneğiyle karşı karşıyayız. Yeni bir rahip Brunson, yeni bir Kaşıkçı olayı gibi bir olay var karşımızda. Çünkü haftalardır kamuoyunu meşgul eden, Erdoğan'ın son derece sert açıklamalarıyla devam eden, Erdoğan'ın kendi ürettiği bir durum vardı ortada. Neticede dün akşam ortaya çıkan belgedeki hususlar ikili görüşmeyle de sağlanabilirdi. Bunun için böyle kamuoyu önünde çıkıp bağırıp çağırmaya gerek yoktu" ifadelerini kullandı.

Yunus Emre, "Benim kanaatim bugün gerçekleşecek olan Biden-Erdoğan görüşmesinin bu şarta bağlandığı. Uluslararası basına bakarsanız, Erdoğan'ın ABD ile bir toplantı istediği söyleniyor. Biden'la bir tokalaşma fotoğrafına ihtiyaç duyduğu anlaşılıyor. Bunu sağlayabilmek için de bu blokajı kaldırdığı görülüyor" şeklinde konuştu.

"NATO ÜYELİĞİ AB ÜYELİĞİ İÇİN KALDIRAÇ OLARAK KULLANILMALIYDI"

Rusya'nın Ukrayna'yı işgaliyle birlikte Avrupa'da yeni bir güvenlik mimarisi oluştuğunu söyleyen Yunus Emre, "CHP olarak, tabiki de Türkiye'nin güvenliği, terörle mücadele ve savunma sanayii bakımından belli engellerin kaldırılması bizi mutlu eder. Ancak şunu unutmayalım NATO genişlemesiyle birlike İskandinavya bölgesi tamamen NATO'ya katılmış olacak ve NATO'nun Rusya ile 1300 kilometreyi aşan yeni bir sınırı ortaya çıkacak. NATO ve Avrupa güvenliği bakımından, Avrupa'nın güvenlik mimarisinin yeniden tasarlandığı yeni bir evreye geçtik" ifadelerini kullandı.

Ukrayna'daki savaşın ardından Avrupa'da oluşan güvenlik borsasını Türkiye'nin AB üyeliği için bir kaldıraç olarak kullanması gerektiğini vurgulayan Emre, "Bu şartlarda Türkiye, Avrupa'nın güvenliğine çok büyük katkılar yapan bir ülke. Zaten kıta Avrupası'nda AB üyesi olup da NATO üyesi olmayan sanıyorum bir tek Avusturya kaldı. Bu Avrupa'nın güvenliğinin NATO olması demek. Bu şartlar içerisinde Türkiye'nin AB'nin bir parçası olması ve bir üyesi olması gerekiyor. Hükümetin bunu sağlamaktan uzak olduğu ve böyle bir vizyonunun bulunmadığı bir ortamdayız. Bütün Avrupa'da güvenlik birinci öncelik haline gelmiş durumda. Bu şartlar altında Türkiye'nin AB üyeliğinin sağlanması gerekiyor. İktidarın 70 yıllık NATO üyeliğini bir kaldıraç olarak kullanarak Türkiye'yi AB'ye taşıması gerekiyordu ama bunu yapamadılar" dedi.

Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya ile imzaladığı mutabakat metninin ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu belirten Emre, "Bu iki ülke Avrupa Birliği üyesi ülkeler. Avrupa Birliği de PKK'yı terör örgütü olarak tanıyor. Peki pratik olarak terörle mücadele anlamında bu ortaya çıkan bu metnin ne faydası olacak? Bu metin Türkiye, İsveç ve Finlandiya'daki iktidarların kendi kamuoyularına pazarlayabilecekleri bir metin olarak düşünülmüş. Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayan bir metin değil. Burada temel amaç Erdoğan'ın Biden'la bir fotoğraf verebilmesidir" şeklinde konuştu.