Hüsnü Mahalli, bugünkü yazısında "AKP bunları yapar mı? Yapabilir, yapar. Yaparsa herkesi şaşırtır." dedi.

Mahalli'nin dikkat çeken yazısı şöyle:

Kanlı Arap Baharı'ndan bu yana, yazıp anlattıklarımın çoğu olumsuz ve kötümserdi ama ne yazık ki tümü gerçek çıktı.

AKP iktidarı; tüm medyada bana ambargo uyguladı, içeri attı ve mahkemelerde uğraştırdı ama ben yine de doğruları anlatmaya devam ettim.

AkTrollerin seviyesiz ve aptalca saldırıları bu işin bonusu.

Peki tersi olabilir miydi?

Yani toptan yanılmış olabilir miydim?

Ya da yanlış olanları görmemezlikten gelebilir miydim?

Ya da AKP'nin yaptığı her şeyin aslında doğru olduğuna inanır, sizi de inandırabilir miydim?

Hani deneyelim.

Çok gerilere gitmeden Haziran 2016'dan sonraki gelişmelere bakalım.

Yani Erdoğan'ın Putin'den özür dileyip Rusya ile iş birliği yapmaya başladığı günlere.

Her iki lider, İran lideri Ruhani'yi de yanlarına alarak Astana Süreci'ni başlattı.

Bunun üzerine Putin, 24 Ağustos 2016'da, Türk Ordusu'nun Cerablus'a girmesine izin verdi. IŞİD'e karşı savaşan TSK, kısa sürede el-Bab ile Azez'i ele geçirdi ve IŞİD'e büyük darbe indirdi. Ocak 2018'de, yine Putin'in onayı ve Suriye'nin seyirci kalmasıyla, Türk Ordusu bu kez YPG/PKK militanlarının kontrol ettiği Afrin'e girdi.

Her iki operasyonla TSK, Şam'a yardım etmiş oldu; çünkü IŞİD ve YPG, Suriye devletine karşı savaşıyordu.

Yine Putin'le yapılan anlaşmalar çerçevesinde; Suriye'nin birçok bölgesinde bulunan silahlı militanlarla, Suriye devleti arasında uzlaşmalar sağlandı ve on binlerce militan Fırat'ın batısında TSK'nın denetimindeki bölgelere yerleştirildi.

Bir bölümü de İdlib'e giderek Nusra ve benzeri gruplara katıldı.

Rusya ile Soçi'de yapılan anlaşma gereği Ankara, İdlib sorununu çözme sözü verdi ve bunun için çalışıyor.

Bu çerçevede İdlib, Nusra'cı teröristlerden temizlenecek ve kent ile çevresi Suriye devletine teslim edilecek. Bu amaçla bölgeye Türk gözlem noktaları inşa edildi ve burada bulunan Türk askerleri, Rusya ve Suriye askeriyle birlikte hareket ediyor.

Bölgedeki durum normalleşince; TSK, Fırat'ın batısından çekilecek ve yaptığı hayır işleriyle bölgeyi Suriye devletine teslim edecek.

Ama öncesinde Suriye ordusuna destek vererek Menbiç'i, YPG ve SDG güçlerinden temizleyecek.

Sonra da sıra büyük operasyona gelecek.

Suriye toprağının yüzde otuzunu oluşturan Fırat'ın doğusunu teröristlerden kurtarmak.

Suriye ve Türkiye'ye göre, YPG ve SDG iki terörist örgüt.

Her iki ülke, Ekim 1999 Adana Anlaşması çerçevesinde birlikte hareket ederek bölgeyi ortak düşmandan kurtarmaya çalışacak.

Ama önce bölgede bulunan ABD, İngiltere, Fransa, İtalya ve Danimarka askerlerinden kurtulmak gerek.

Bunun için de Ankara, dolaylı-dolaysız Şam ile iş birliği yapacak.

Gerekirse Türk Ordusu kuzeyden, Suriye ordusu batı ve güneyden bölgeye girecek ve bu işi bitirecek.

YPG saflarında bulunan İran kökenli Kürtlerden kurtulmak isteyen Tahran, bu ikili iş birliğine destek verecek ve böylesi başarılı operasyonlardan dolayı Irak da rahatmış olacak.

Türkiye, İran ve Rusya'nın çabaları ile BM'nin katkılarıyla oluşturulan Anayasa Komisyonu, Suriye için ideal bir anayasa hazırlayacak, ülkede demokratik seçimler yapılacak ve Suriye halkı özgür iradesiyle istediğini seçecek

Sonrada Türkiye'nin eğitip silahlandırdığı ve şimdiye kadar maaşını ödediği 100 bin yurtsever militan Şam ile anlaşarak, Suriye ordusuna ve güvenlik güçlerine katılacak.

Yakın komşu olarak Türkiye, yıkılan bir milyon evin ve çok sayıda alt yapının yeniden inşası için Rusya, İran ve dost ülkelerle iş birliği yapacak.

Bu süreç ilerledikçe, Ankara'nın telkinleri ve güven arttırıcı önlemleriyle Türkiye'de bulunan 3.6 milyon Suriyeli ülkesine dönecek.

Bununla yetinmeyecek olan AKP, Kılıçdaroğlu'nun uzun süredir dillendirdiği Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı'nın kurulması yolunda adımlarını atacak ve komşu Irak ve İran'la iş birliği olanaklarını genişletecek.

AKP bunları yapar mı?

Yapabilir, yapar.

Yaparsa herkesi şaşırtır.

İnanmak istiyorum.