GERÇEK GÜNDEM - MERVE ÇOBAN/ Küresel iklim değişikliği ve verimli enerji ihtiyacı nedeniyle gelişmiş ülkeler kömür santralleri politikalarında değişikliğe hız verdi.

Öte yandan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), üye ülkelerin çoğunluğunun kömürle çalışan termik santrallere verilen ihracat kredisi desteğini sona erdirmeyi kabul ettiğini bildirdi.

Almanya'da ise muhtemel hükümet koalisyonunu kuracak olan Sosyal Demokratlar, Yeşiller ve Liberaller üzerinde uzlaştıkları anlaşmayı açıklayarak kömür santrallerinden kurtulma hedefini 2030'a çekeceklerini duyurdu. Ülkede bu tarih daha önce 2038 olarak açıklanmıştı.

Almanya'nın kömür santralleri, Avrupa'daki herhangi bir ülkedekilere kıyasla en büyük karbondioksit miktarını üretirken çıkış planının gerçekleşmesi için hükümetin ciddi bir destek planı açıklaması bekleniyor.

Gazeteci ve enerji analisti Özgür Gürbüz; enerji verimliliği, kömür santraller, nükleer tesisler ve yenilenebilir enerji hakkında gelişmeler ile Türkiye'de siyasi iktidarın izlediği politikaları Gerçek Gündem'e değerlendirdi.

Özgür Gürbüz

‘‘Almanya kömürden çıkıyor ama ekonomi büyümeye devam ediyor’’

Almanya'nın kömür santrallerinden kurtulma kararı Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

Ülke kömür santrallerinin yerine hangi alternatifleri kullanacak?

Tabi Almanya'nın kararı koalisyon kurulursa 2030'a çekme konusunda hemfikirler. En kötü olasılıkla 2038'de kömürden çıkış olacak. 2022 sonunda da nükleerden çıkış daha kesin görünüyor. 6 tane nükleer reaktör kaldı zaten. Böyle bir gidişat var. Almanya elektriksiz kalmıyor, üretmeye devam ediyor. Bunu da rüzgar, güneş ağırlıklı, biyokütleden üretiyor. 3 kaynağı ağırlıklı kullanıyor.

Almanya'nın öyle büyük bir hidro potansiyeli de yok. Enerji verimliliği konusunda mükemmel değiller bence ama iyi adımlar attılar. Elektrik tüketimi de aynı anda düşüyor. Ama bu ekonomiyi de etkilemiyor. Büyüme devam ediyor. Son yılları kastetmiyorum tabi ki, salgınla beraber bütün ülkelerde ekonomik veriler değişti.

‘‘2053 yılında sıfır emisyon hedefi varsa takvim açıklanmalı’’

Türkiye'nin kömürden çıkış için bir hamle yapacak mı? Siyasi iktidarın enerji politikalarında güvenli enerjinin yeri ne oldu?

Türkiye'de ise kömürden çıkış kararı yok. Böyle bir karar henüz alınmadı hatta telaffuz bile edilmedi. İklim konusunda 2053'te net sıfır emisyonu gibi bir şey telaffuz ediliyor. Bu ne kadar gerçekçi tartışılır, hangi veriye, hangi hesaplamaya dayanıyor onu bilmiyoruz. Ama 2053'te net sıfır hedefi varsa kömürden çıkmak birinci yapacağınız işlerden bir tanesi. Bunun takviminin çoktan açıklanması gerekirdi. Bir an önce kömürden çıkışın belirlenmesi, takvimin açıklanması lazım. O bir eksiklik. Bununla da kalınmamalı, arkasından doğalgaz gelmeli. Ve yapımı sürdürülen nükleer santralin bir an önce durdurulması lazım.

Akkuyu Nükleer AŞ'den yapılan açıklamada, nükleer santrallerin güvenlik sisteminin ana unsurlarından biri olan iç koruma kabuğunun 4'üncü katmanının kurulumundan sonra Akkuyu NGS'nin 1'inci güç ünitesinin reaktör binasının yüksekliğinin 8 metreden fazla artarak 36,65 metreye ulaştığı belirtilmişti.

‘‘Enerjide kooperatifler kurulmalı, beşli çetenin değil halkın kazandığı enerji anlayışına ihtiyaç var’’

Türkiye'de yenilenebilir enerji için uygulanan politikaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Yenilenebilir enerjinin üretimde payının artması için hangi yollar izlenmeli?

Yenilenebilir enerjiye verilen alım garantili bir destek vardı. Teşvik mekanizması olarak da adlandırılıyor, teşvik demek çok doğru değil bence ama alım garantisi. Bu fiyatlar düşürüldü, biraz daha makul seviyelere getirildi bence. Ama devam ediyor. Öte yandan şunu söylemek lazım aslında mesele yenilenebilir enerjiye teşvik vermekten çıktı. Demin de söyledim fiyatları; serbest piyasa savunuyorsanız burada uygun rekabetçi koşulları sağlasanız yani kömüre teşvik vermeseniz, nükleere deli gibi teşvik vermeseniz; güneş ve rüzgar zaten tercih edilecek kaynaklar olur. Şu anda ekonomik olarak bütün ibre bu kaynaklara dönmüş durumda. Artı bir de çevreyi korumuş olursunuz.

Bu sadece iklim değişikliği de değil. Emisyonu az kaynaklar. Ama öte yandan hava kirliliğine yol açmayan kaynaklar. O anlamda da Türkiye'nin çok ciddi bir sorunu var. Kömür santrali olan illere gidince görüyorsunuz. İnsanlarla konuşsanız anlatıyorlar size. Bu anlamda da önemli bir seçenek. Burada yenilenebilir enerjiye çok büyük bir destek yok. Evet alım garantisi devam ediyor ama asıl sorun, kömüre, doğalgaza, nükleere verilen teşvikler.

"Elektrik enerji sisteminin yenilenebilir enerji ve onun ötesinde kooperatifler üzerinden örgütlenmesi lazım. Çağ başka bir yere götürüyor insanları. Bugün Danimarka'ya gidiyorsunuz, Almanya'ya hatta Amerika'ya bakıyorsunuz; yenilenebilir enerji santrallerini kooperatifler üzerinden halk kuruyor. Halk sahibi oluyor. Yani birkaç şirketin -Türkiye'de biliyorsunuz hep beşli çete deniyor- değil herkesin ortak olduğu, kazandığı, işin içinde olduğu böylece denetleyebildiği yeni bir enerji anlayışına ihtiyaç var aslında."

‘‘Türkiye'nin kömür için dışarıdan finansman bulması çok zorlaştı, finansman sağlayabilecek tek ülke Çin’’

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne (OECD) üye ülkelerin kömürle çalışan termik santrallere verilen ihracat kredisi desteğini sona erdireceğini açıklaması Türkiye için ne anlama geliyor?

Türkiye kendi isteğiyle ve önceden bu işlere girse daha iyi pozisyon alıp karlı da çıkabilir. Ama bunu yapmadığımız hep geriden takip ettiğimiz için hep yaptırımlarla karşılaşıyoruz. Bahsettiğiniz kredi muslukları kapanıyor. Neredeyse dünyada kömür santrali yapabilecek ve finansman sağlayabilecek tek ülke Çin gibi kalmıştı. O bile bunu yapmayacağını açıkladı. Tek istisna belki şu anda Adana'da yapımı süren Hunutlu Termik Santrali. Bence onun da bir an önce iptal edilmesi lazım. Çin bundan sonra böyle bir santral yapmayacağını, finansal destek sağlamayacağını söylüyor ama ne yazık ki son örnek Türkiye'de sürüyor.

Türkiye'nin kömür için dışarıdan finansman bulması çok zorlaştı. Bu anlamda seçenek de kalmadı. Bu işlere kendiniz önceden öngörerek girseydiniz çok başka yollar alabilirdiniz. Türkiye ise Paris Anlaşması'nı 5 yıl sonra, Kyoto Prokotolü'nü 4 yıl sonra, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ni 10 yıl sonra imzalamış, taraf olmuş bir ülke. Bütün bu süreci neredeyse 25 yıldır ya görmezden geliyor ya çok geriden izliyor. Bu da enerjide, ekonomide, her yerde Türkiye'nin zarar etmesine yol açıyor.

Hunutlu Termik Santrali

"Global Energy Monitor (GEM)’un Nisan ayında yayınladığı bir rapora gore, 1,33 GW kurulu gücündeki Hunutlu termik santralinin inşaatı, Çin’den alınan 1.38 milyar dolarlık finansman sayesinde devam ediyor. Türkiye Varlık Fonu, Kahramanmaraş’ta planlanan ve 1.8 GW kurulu güçteki Afşin C kömür santrali projesine yönelik 2021’de gerçekleştireceği ihale için Çinli şirketlerin dikkatini çekmeye çalışıyor.”