Yaklaşık 5 aydır Marmara’yı esir alan müsilajla mücadele devam ederken deniz salyasına karşı yeni bir formül gündeme geldi.

Birgün'den Dilra Şimşek'in haberine göre; Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Marmara’da balık avlanmasıyla ilgili bir kısıtlamanın getirilebileceğini ifade etti. Öte yandan Bakan Kurum, balıkların müsilajı yediğine dikkat çekerek Marmara’ya balık bırakılabileceğini bildirdi.

Ortaya atılan ‘fikrin’ bugüne kadar söylenenlerle uyuşmadığını kaydeden Hidrobiyolog Levent Artüz, çöpçü balıkların dip balığı olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Söyledikleri çok geniş kapsamlı bir şey. Çok soru işaretleri var. Hangi balıkların bırakılacağı belli değil. Çöpçü balık diye tatlı sularda, akvaryumlarda temizlik yapan bir balık var. Ancak bu fikir bugüne kadar söylenenle uyuşmuyor. Çünkü tatlı suda olan çöpçü balığı aslında dip balığı.

Fakat söylemlerine göre müsilaj ilk 30 metrede sıkışmış durumda. Pelajik (orta su kesimi) çöpçü balığı olması gerekiyor ama böyle bir balık bilmiyorum.”Artüz, müsilaj bittikten sonra denizlere bırakılan balık popülasyonunu büyük bir tehlikenin beklediğine dikkat çekti.

Balıkların yok olup öleceğini vurgulayan Artüz, “Buraya bir balık popülasyonu koyacaksınız müsilajı da yiyeceğine göre ciddi bir besin kaynağı var demek ki. Balık popülasyonu belirli miktara gelecek, müsilaj tükendiğinde besin bulamadığı için bu sefer o kırıma uğrayacak. Kısır bir döngü. Bu ‘fikir’ içinde o kadar çok soru işareti barındırıyor ki, belirsizlik hâkim” diye konuştu.

MANTIĞI BİLE YANLIŞ KURGULANMIŞ

Artüz, Bakanlık tarafından müsilajla mücadele için denize oksijen verilmesini ‘mantığı bile yanlış kurgulanmış’ bir eylem olarak nitelendirdi: “Şu an oksijen değil hava veriliyor. Marmara’nın su kütleleri ele alındığında buraya verilecek havanın her yere ulaşması için harcanması gereken enerji Keban Barajı’nın herhalde birkaç on yıllık enerjisi.

Aynı zamanda bu işlem için çok yüksek basınçlara ve gaz hacimlerine ihtiyacınız olacak. Marmara Denizi'nin çözünmüş oksijen miktarını sadece litrede 1 miligram arttırabilmek için bile Türkiye'deki tüm saf oksijen imalatının onlarca senelik ürünü gerekir. Zaten gazların deniz suyunda çözünebilirliği belirli fizik kurallarına tabi. Deniz suyunun o tuzlulukla ve sıcaklıkla söz konusu fizik kuralları çerçevesinde kabul edeceği çözülmüş gaz miktarı belli. Onun üzerinde bir şey yapılmasına imkân yok.”