Muğla’nın Fethiye ilçesinde, Arkeolojik Sit ve 1'inci Derece Doğal Sit içerisinde bulunan Ölüdeniz Plajı Lagünü'nde iki tane, Kayaköy Mahallesi Soğuksu Plajı mevkiinde bir tane, Delikliburun/Gemiler Sahili içerisinde bir tane ve Darboğaz Plajı kuzeyindeki Oyukbaşı Tepesi mevkiinde iki tane olmak üzere her biri en az 10 bin metrekarelik alanı kaplayan 6 adet jeotermal sondaj kuyusu açılması için iş insanı Abdulvahap Çelik’e izin ve ruhsat verildi.

Bölge halkı karara tepki gösterirken, Fethiye Ekolojik Yaşam Derneği konu ile ilgili bir açıklama gerçekleştirdi.

Birgün'den Aycan Karadağ'ın haberine göre; yapılan açıklamada, “Jeotermal sondaj sırasında, buhar ve karbondioksit salınımı, zemin oturması ve çökme, gürültü, patlama ve fışkırma, eriyikte bulunan arsenik, bor, siyanür, kükürt, nikel, kurşun, kobalt, kadmiyum, krom ve mangan gibi tehlikeli kimyasalların yer üstüne deşarjı, kabuklaşma önlemek için kullanılan sülfürik asit gibi kimyasalların salınımı gibi sorunlar oluşabilmektedir. Sondaj sonrası Jeotermal enerji tesisin işletilmesi süresince ise karbondioksit ve H2S (Hidrojen Sülfür) emisyonları, jeotermal sıvının ekstraksiyonu nedeniyle arazinin çökme riski, doğrudan akarsulara deşarj yoluyla yoğun su kirliği, asit yağmurları nedeniyle toprağın, ağaçların, tarımsal ürünlerin, göller ve akarsuların olumsuz olarak etkilenmesi şeklinde yaşam döngüsüne olumsuz ve küresel ısınmayı arttırıcı etkileri bulunmaktadır” denildi.

BU CENNETİN GÖZ GÖRE GÖRE YOK EDİLMESİNİ SEYRETMEYECEĞİZ

Bu cennetin göz göre göre yok edilmesini seyretmeyeceğiz denilen açıklama şu şekilde son buldu:

“Sondaj aşamasında Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde şantiye yerleşkesi kurulması, sondaj makinesinin öngörülen noktalara taşınması için ağaç kıyımı yapılarak arazi ve yolların açılması kaçınılmaz olacaktır. Bunun yanında, açılan kuyuların bulunduğu bölgede turistik tesislerin yapılmasına ilgili mevzuatlarca imkan sağlamaktadır. Sondaj yerlerinin konumuna bakıldığında, inşaat alanlarının yenilenebilir enerji aramaktan çok daha farklı beklentilerin karşılanmasına yönelik olduğunu akla getirmektedir. Bu coğrafyada yaşayan bizler; bu cennetin yok edilmeden, gelecek nesillere olduğu gibi aktarılmasını istiyoruz. Bu yüzden her noktası birbirinden değerli, senede 1,5 milyon turistin geldiği, Özel Çevre Koruma Bölgesi olan bu cennetin göz göre göre yok edilmesini seyretmeyeceğiz. Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) aşamasında görüş bildirecek bütün kurum ve kuruluşları ve Çevre Şehircilik Bakanlığı'nı bu yanlışa dur demeye, bizimle aynı fikirde olan herkesi de bizlere destek olmaya çağırıyoruz.”