Uşak'ın Eşme ilçesi Kışladağ bölgesinde, TÜPRAG şirketine ait olan ve yaklaşık 14 yıldır faaliyet gösteren altın madeninin yarattığı tahribat, uydu görüntülerinin güncellenmesinin ardından ortaya çıktı.

Birgün'den Berkay Sağol'un haberine göre; şirket, Kışladağ'da 750 hektar alanı tahrip ederken, 1 kilometre genişliğinde ve yaklaşık 350 metre derinliğinde dev bir çukur oluşturdu.

2006 yılından beri faaliyet gösteren madenin yarattığı çevre tahribatının yanı sıra bölgede kanserden kaynaklı insan ve hayvan ölümleri vakalarının arttığı gözlemlenmiş durumda. Bunun yanı sıra madende 70 bin ton siyanür kullanılması, bölge halkında endişe yaratıyor.

750 HEKTAR BÜYÜK BİR ALAN

TMMOB Mimarlar Odası Uşak İl Başkanı Çağlar Samancı, uydu görüntülerinin güncellenmesiyle birlikte Kışladağ altın madeninin yarattığı tahribatı göstermek amacıyla uydu görüntülerini paylaştı.

Haritanın 100 bin kat küçültüldüğünde bile tahribatın uydu görüntülerinde görüldüğünü ifade eden Samancı, "Bu haritalar son 4-5 yıldır güncellenmiyordu. Kabaca ben bu madenin tahribat yarattığı alanı ölçtüm ve 750 hektar gibi korkunç bir rakamla karşılaştım. 750 hektar alanda korkunç bir ağaç katliamı anlamına geliyor. Bunu şöyle ifade edebiliriz: Uşak ilinin merkezi ise 2 bin 500 hektar yani yaklaşık 4'te 1 kadar büyüklükte bir alan" diye konuştu.

KAYNAĞIMIZI ZEHİRLEYECEKLER

Böyle bir tahribatın Murat Dağı'na da yapılmak istediğini söyleyen Samancı, "Bu doğrudan bizim su kaynağımızı zehirleyecek. 100 hektar alanda siyanür havuzu kuracağız diyorlar ve içme suyuna karışmayacak diyorlar. Peki ya karışırsa? Sadece Uşak'ta 200 bin insan yaşıyor ve içme suyu Murat Dağı'ndan karşılanıyor. Suya siyanür karışması demek kitlesel ölüm anlamına geliyor" ifadelerini kullandı.

MÜCADELE ÖNEM KAZANMAKTADIR

ÇED raporlarının yetersiz olduğunu belirten TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay ise "Tüm bu süreçlerde verimli tarım arazileri, su havzaları, ormanlarımız, korunması gereken doğal alanlarımızda işletilen, işletilmesi planlanan çevresel riski son derece yüksek olan bu tesisler ile ilgili hazırlanan ÇED raporlarının yetersizliği ortadadır. Ülkemizin çevre politikaları, tüm hukuki ve çevresel mücadelelere rağmen Bergama, Çukuralan, Efemçukuru, Kışladağ, Gördes madencilik projeleri işletilmeye devam ediyor. Yaşam alanlarımızın hızla kirletildiği yok edildiği ülkemizde; bölge halkı tarafından yürütülen mücadele çok daha önem kazanmaktadır" diye konuştu.