Bir gastrosafarinin dimağımda bıraktığı izleri...

Önümüz yaz, herkes kendi bütçesi çerçevesinde tatil planları yapıyor. Ama bir farkla. Eskiden sadece deniz, kum ve güneş üzerine plan yapanlar tatillerine farklı değer katan seçenekleri daha fazla tercih ediyor.

Reha Tartıcı Yazar rtartici@gmail.com

Önümüz yaz, herkes kendi bütçesi çerçevesinde tatil planları yapıyor. Ama bir farkla. Eskiden sadece deniz, kum ve güneş üzerine plan yapanlar tatillerine farklı değer katan seçenekleri daha fazla tercih ediyor.

Tatil planlarına yöresel lezzetleri ya da farklı mutfak kültürlerini tanımayı dahil edenlerin sayısı da her geçen gün giderek artıyor. Benzer bir deneyimi geçtiğimiz günlerde Antalya Belek’te bir gastronomi konferansı için konakladığım Gloria Serenity Resort’ün bünyesindeki restoranlardan altısında yaşadım. Bu tecrübe için adeta bir gastoronomik safari dememin yanlış olmayacağı kanaatindeyim.

Gerçi Safari sözcüğünün anlamlarından birisi, her ne kadar “katılımcıların vahşi hayatı yerinde görmelerini sağlayan turistik gezi” olsa da; farklı mutfak kültürlerini tanımak için o ülkelere ya da bölgelere gitmeden bulunduğunuz noktadaki değişik restoranları ziyaret ederek yaşanan deneyimin de eş değer bir anlam içerdiğini düşünüyorum.

Gloria Serenity Resort bünyesinde barındırdığı her biri Türk ve dünya mutfağından farklı konseptlerde hizmet veren sekiz a la carte, üç snack ve bir 7/24 hizmet veren restoranı ile buna en iyi örneklerden biri. Ayrıca yüzlerce tarifi menüsünde bulunduran el yapımı dondurma dükkânı, pastane ve çikolata mağazası da bu deneyimi daha da zenginleştiriyor.

Sekiz farklı a la carte restoranından altısını iki saat içinde dolaşıp menülerinden ikişer yemeği sadece tadımlık alarak deneyimlediğim bu özel gastrosafaride bana otelin Executive Şefi Muharrem Aydoğan bizzat eşlik etti. Tattığım lezzetleri seçerken sezon boyunca ağırladıkları geniş misafir portföyüne hitap edebilmeye dikkat ettiğini söyleyen Muharrem Şef çeyrek asırlık meslek hayatının neredeyse yarısını bu çatı altında geçirmiş.

Lezzet turumuzun ilk durağı, tamamen yerli ve yerel ürünlerin çağdaş teknikler ile yorumlandığı modern Anadolu ve Türk mutfağı konseptini açık mutfak konseptiyle misafirlerinin beğenisine sunan Chef A la Carte Restaurant oldu.

Restoranın şefi Memiş Alkan’ın hazırladığı Zeytinyağlı Pancar Confit (pancar turşusu, pancar sorbe, pancar püre, keçi peyniri), Adana Kebabı (domates emulsion / birbiri içinde çözünmeyen iki sıvının karışımı, siyah sarımsaklı yoğurt, mısır tortilla, sumaklı soğan) oldukça etkileyici bulduğumu söyleyebilirim.

İkinci durağımız menüsünde dry-aged (kuru yaşlandırma tekniğiyle) ortalama 28 gün dinlendirilmiş etler, t-bone, porterhouse, tomahawk gold ve rib eye steak’in de bulunduğu farklı coğrafyalardaki eşdeğerlerini aratmayan Fuego Steak House oldu. Burada tattığım iki lezzetten biri Steak Carpaccio (preslenmiş dana eti, roka, parmesan granül, hardal, taze karabiber, balsamik glaze, sızma zeytinyağı), diğeri Rib Eye Steak (ızgara sebzeler, demiglace sos) idi…

7/24 açık olan Estela A la Carte Restaurant’da Mısır Unlu Çıtır Kabak (tahinli ve patlıcanlı yoğurt, mısır unlu çıtır kabak), Mantı (el yapımı mantı, domates sos, sarımsaklı yoğurt sos, tereyağı ve nane) sunuldu.

Estela’nın lezzetlerini deneyimlerken zaman kısıtı nedeniyle uğrayamadığım Traces Beach Bar & Restaurant mutfak ekibi oldukça iddialı oldukları lahmacunu tatman için gönderdi. Harcının dengesi ve çıtırlığı beni fazlasıyla etkileyen bu hoş sürpriz için kendilerine teşekkür ediyorum..

Japon mutfağının özel tariflerini yine Japon restoranları atmosferinde bir araya getiren Aka A La Carte Restaurant’da suşiler, tempuralar (un-baharat karışımına bulanmış ve derin yağda kızartılmış deniz ürünleri), teppanyakiler (Japon mutfağında demir tava kullanılarak yapılan yemeklerin genel adı) gibi birçok lezzet gastronomi tutkunlarının beğenisine sunuluyordu. Benim iki ürünüm Ebi – Tempura (harca bulanıp kızartılmış karides), Gyu Yakiniku yani Japon berbeküsü (tavada kızartılmış marine edilmiş bonfile dana eti, soğan, kırmızı biber, çıtır sarımsak ve yakiniku sos) oldu.

Fransız mutfağının tatlarını sunan Le Jardin Restaurant’da Carabineros Karides yani kırmızı karides (trüf sosu, avokado püre, turşu balkabağı, granny smith elma), etin kemiklerinin çıkarılmasından sonra doldurup rulo şeklinde sarılmasıyla yapılan Tavşan Ballotine (havuç püre, brokoli, kumkat, baby turp, havuç sos) tadımıyla birilikte iki saat on dakika süren ve damağımda olduğu kadar dimağımda da iz bırakan gastrosafarimizi noktaladık.

Gloria Serenity Resort’ün restoranlarından ocakbaşı deneyimi sunan Kül’ün zırhtan geçirilerek hazırlanan kebap çeşitleri, Konya etli ekmeği, çiçek bamya çorbası, Diyarbakır ev yapımı nar ekşili kuru biberi, menüdeki çok sayıda mezeleri ve yağlı kara gibi lezzetleri bir gün önce denediğim için gastrosafarimizin rotasına dahil etmemiştik.

Her durağından ayrı ayrı keyif aldığım, sunulan lezzetlerden memnun kaldığım bu gastrosafari için Muharrem Aydoğan’ı ve ekibini cân-ı gönülden tebrik ediyorum.

Tüm yazılarını göster