“Üretim özgürlüktür anlayışıyla çalıştıklarını, belediyeyi üretimin önündeki engelleri kaldırmak ve çözümleyici olmak hedefiyle yapılandırdıklarını” kaydeden Gürün, kentin tarım potansiyelini katma değeri yüksek ürünler için planladıklarını, bu kapsamda da “Koku Vadisi” projesinin yürütüldüğünü kaydetti.

“Endüstri 4.0 Kuluçka Merkezi” ile bilişime yatırım yaptıklarını da vurgulayan Gürün, projelerden somut sonuçlar almaya başladıklarını, katma değerin Muğla halkına yansımaya başladığına dikkat çekti.

Cumhuriyet'ten Sertaç Eş'in Başkan Gürün ile söyleşisi şöyle:


Muğla’yı herkes turizm potansiyeli ile tanıyor... Aslında Muğla nasıl bir kent?

- Evet, 12 bin 980 kilometrekare büyüklüğünde 1480 kilometre kıyı şeridinde Marmaris, Bodrum, Fethiye, Datça, Akyaka, Milas ve Ören’le doyumsuz deniz ve kumsallarımız var. Aynı zamanda 110 antik kenti barındırıyoruz. Ancak Muğla’nın yüzde 68’i orman alanı. Doğa turizmi potansiyeli de son derece yüksek. Yerleşim yerleri dağınık ve mevsime göre değişen bir nüfus yapısına sahip. Büyükşehir statüsüne geçer geçmez, Muğla’nın coğrafi dağınıklığını da dikkate alarak, hedefimizi insana, doğaya, çevreye bütünlüklü bir biçimde hizmet etmek olarak belirlemiştik. Bu hedefimizi önemli ölçüde gerçekleştirdik.

‘Koku Vadisi’ projeniz ne durumda?

- Aslında Muğla bir şehirden fazlası, coğrafyası dört farklı karaktere sahip. Bu potansiyeli bir avantaja dönüştürmek istiyoruz. Geçmiş dönemlerde turizm ve tarıma verdiğimiz önceliğe bu dönem yeni bir nitelik kazandıracağız. Üretimi önemsiyoruz. Çünkü üretimin özgürlük olduğuna inanıyoruz. Nüfusumuzun yüzde 56’sı kırsal alanda yaşıyor. Tarım üretimi yapılan bölge Muğla’nın yüzde 17’sini oluşturuyor. Aşama aşama alım garantili üretimi teşvik ederek, Muğla’nın yerli tohumlarından üretilen her şeyi önce Muğla ve ilçelerindeki merkezlere; ardından da bütün Türkiye’ye pazarlanmasını sağlayacağız. Belediyemizin öncülüğünde gerçekleştirilen “Koku Vadisi Projesi” bunlardan biri.

Bu vadide ne üretilecek?

- Projeyi, Menteşe Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ile birlikte imzaladığımız işbirliği protokolü doğrultusunda gerçekleştiriyoruz. İnsanların toprağını değil, ürününü satmasını destekliyoruz. Tarımsal üretim sıkıntısı çeken bölgelerde tıbbi - aromatik bitki, fide dağıtımı yaptık. Bu bitkilerin yetiştirilmesini özendirmek için ilk etapta 27 dönüm araziye dikilecek olan 1850 lavanta fidesi teslim ettik. Ayrıca 100 bin adet kekik, adaçayı ve biberiye fidesinin ekimini sağladık. Böylece bir yandan boş duran araziyi, 23’ü kadın 44 kooperatif üyesiyle birlikte atıllıktan kurtarmış olduk. Diğer yandan tarımsal üretimi kooperatifçilik yöntemiyle desteklemek gibi önemli bir atılımda bulunduk. Bu bitkilerden uçucu yağ, kozmetik ürünler, sabun, bitki çayı gibi pazar sorunu olmayan katma değeri yüksek ürünlerle üreticimiz ve Muğla kazanacak.

Tarımsal destek ve danışmanlık sağlıyorsunuz...

- Belediyemizin teknik personeli, ürünlerin verim ve kalitesini artırmak için her türlü desteği veriyor. Lavanta ve kekik gibi kokulu bitkilerin yanında memecik zeytini, ceviz, kestane ve incir fidanı gibi bitkileri destekledik. Önceki yıl 22 bin 46 adet fidan ve 322 bin 302 kilogram yem bitkisi tohumu desteği yaptık. Özellikle yem bitkisinden 8 milyon 861 bin 692 TL girdi sağladık. Muğla’nın parklarına, bahçelerine, kaldırımlarına diktiğimiz çiçekleri Köyceğiz - Beyobası’ndan başlayıp, Ortaca ve Dalaman başta olmak üzere Muğlalılar üretiyor. Geçen yıl toplam 6 milyon adet alım garantili çiçek ürettiler ve biz de hepsini aldık. Üreticimiz ne kadar çiçek üreteceğine karar veriyor; biz de o miktar için alım garantisi veriyoruz. Muğla’nın parası Muğla’da kalmış oluyor.

‘KIRSALDA ÜRETECEĞİZ'

Özellikle yazın kıyı kesiminde olan tüketimi karşılayabiliyor musunuz?

- Büyük ve uluslararası çapta faaliyet yürüten turistik tesisler, ihtiyaçlarını Muğla dışında karşılamak zorunda kalıyor. Önümüzdeki dönem tarımsal üretimi daha çok teşvik edeceğiz. Önceliğimiz kıyılarımızda faaliyet yürüten turistik tesislerin tüketim ihtiyaçlarını karşılamak. Bizim kırsal nüfusumuz ise yeterince destek alamadığı için potansiyelini bugüne kadar harekete geçirememiş. Soruna sahip çıkacak bir kurum lazım. Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak bunu yapıyoruz. Kırsala “Üret” diyoruz; kıyıdakilere de “İhtiyacınızı bizim kırsalımızdan alın” diyoruz. İkinci aşamada ürünlerimizi ulusal çapta pazarlamayı planlıyoruz.

Halkla ilişkileriniz nasıl?

- Ben, belediye başkanı olmadan önce üç dönem Muğla Tabipler Odası Başkanlığı yaptım. Muğlaspor Başkanlığı ve Ege Ekonomisini Geliştirme Vakfı (EGEV) İcra Kurulu üyeliğinde bulundum. Belediyemiz, Muğla halkının moderatörlüğünü yapıyor. Attığımız her adımda Muğlalıları bilgilendirmeyi, halkı sürece katmayı önemsiyoruz. Sivil toplum kuruluşları ve muhtarlar başta olmak üzere her kesimin görüş ve düşüncesini dikkate alıyoruz. Düzenli aralıklarla hizmet memnuniyeti ve halkın talep yahut beklentilerini ölçüyor, ona göre yaklaşımlarımızı geliştiriyoruz.

‘MÜCADELE EDECEĞİZ'

Karabağlar’da tepki çeken bir maden araması var galiba...

- Ben Karabağlar Yaylası Güzelleştirme Derneği’nin kuruculuğunu yaptım ve halen bu derneğin başkanlığını yürütüyorum. Karabağlar Yaylamız, 3. derece Sit alanı. Menteşe’nin yüreği konumunda. Kömür arama bahanesiyle hançer saplanmasına gönlümüz razı olmaz. Buna karşı var gücümüzle mücadele edeceğiz. İznin nereden alındığı belli değil. Karabağlar’ı kömüre kurban etmek, düpedüz bir çevre katliamıdır ve buna “dur” demek, insanlık görevidir.

KULUÇKA MERKEZİ

Başka alanlarda projeleriniz var mı?

- Var. Örneğin robotik kodlama konusunda çocuklarımıza eğitim veriyoruz. Endüstri 4.0 konusunda kuluçka merkezi kurduk. Çeşitli üniversitelerle ve teknolojiye yatırım yapan büyük kurumsal nitelikli kuruluşlarla görüşmeler yaptık. Endüstri 4.0 olarak adlandırılan yeni nesil yazılım ve donanımın maliyeti düşük, kapladığı yer ve harcadığı enerji az ve yüksek güvenilirlikte donanımlar için bir merkez yapmak için adım attık. Muğla’nın geleceğini, üretimde görüyoruz.