AKP "Temelli Kapatılma" kararından 2008 yılında 6'ye 5 yani sadece bir oyla kurtuldu. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin "Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" gerekçesi ile 11 üyenin 10'u tarafından hüküm giydi, mahkûm oldu.

Bu hükümlü AKP bugünlerde Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş üzerinden dini siyasete alet etmeyi 2008 öncesi olduğu gibi yeniden yoğunlaştırdı.

Diyanet İşleri Başkanlığı'na Recep Tayyip Erdoğan tarafından atanan Ali Erbaş gerek devlet kurumlarının resmi törenlerine katılıp Türkçe ve Arapça dualar okuyor gerekse kanaat önderlerini toplayıp siyaset yapıyor.

Erbaş son toplantıda dedi ki;

- "Din, sokağa yansımasın, ticarete yansımasın, adaletine yargısına yansımasın diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar…"

Elbette ortalığı ayağa kaldıracağız çünkü Anayasa hükmünü ve yasaları AKP iktidarı ile birlikte açıkça çiğniyor, açıkça siyaset yapıyorsun.

- Ali Erbaş'a,

- AKP'lilere,

- Cumhurbaşkanı Erdoğan'a

Anayasa Mahkemesi'nin 30 Temmuz 2008 tarihinde açıkladığı gerekçeli kararı özetliyorum:

"Anayasanın 2. Maddesi; Türkiye Cumhuriyeti'ni demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlamaktadır.

- Dinin kötüye kullanılmasının ve sömürülmesinin yasaklandığı, lâiklik, ulusal egemenliğe, demokrasiye, özgürlüğe ve bilime dayanan siyasal, sosyal ve kültürel yaşamın çağdaş düzenleyicisidir.

Bireye kişilik ve özgür düşünce olanaklarını veren, bu yolla siyaset - din ve inanç ayrımını gerekli kılarak din ve vicdan özgürlüğünü sağlayan ilkedir laiklik.

Lâik düzende ise din, siyasallaşmadan kurtarılır, yönetim aracı olmaktan çıkarılır, gerçek, saygın yerinde tutularak kişilerin vicdanlarına bırakılır.

Laikliğin bu işleviyle toplumsal ve siyasal barışı sağlayan ortak bir değer olduğu açıktır.

Hukuksal düzenlemelerin katılımcı demokratik süreçle ortaya çıkan ulusal irade yerine dinsel buyruklara dayandırılması, birey özgürlüğünü ve bu temelde yükselen demokratik işleyişi olanaksız kılar.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Refah Partisi kararında da ifade bulduğu gibi, laikliği reddeden düzenlerin demokratik olarak nitelendirilmesi olanaksızdır.

Anayasanın 24. maddesinin son fıkrasına göre;

- 'Kimse, devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.'

Anayasanın 24. maddesindeki açık hüküm gereği, siyasi partilerin bu taleplere yönelik politika üretirken, dini ve dince kutsal sayılan değerleri ve dinsel duyguları siyasal mücadele aracı haline getirerek toplumda dinsel talep ekseninde ayrışmalara yol açması laiklik ilkesiyle bağdaşmaz.

Bu sakınca, söz konusu eylemlerin devlet iktidarını kullanan bir parti tarafından işlenmesi durumunda daha da artar.

Değerli okurlarım;

Bugün AKP iktidarı tarafından dini siyasete alet etmenin ve laiklik ilkesini çiğnemenin somut örneklerini 2008 öncesinde olduğu gibi tekraren yaşıyoruz.

- "Huylu huyundan vazgeçmez…"

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasanın laiklik ilkesini açıkça ihlal ettiği için:

- AKP hakkında kapatılma davası açmalıdır.