''Erdoğan görev suçu işledi'' başlıklı ve 21 Haziran 2019 tarihli yazım için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından suç duyurusunda bulunuldu, Adalet Bakanlığı Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesi uyarınca, "Cumhurbaşkanına Hakaret" davası açılmasına "olur" verdi.

Köşe yazımdaki şu sözlerim için yargılandım:

 ''Erdoğan görevini suiistimal etmiş ve görüntülerin yayınlanmasına ve İsmail Küçükkaya'nın kişisel özel hayatının kişilik haklarının ihlal edilmesine müdahale etmeyerek görev suç işlemiştir.

İlaveten, saldıranların hukuksuz ve yargısız infazına da göz yummak bir yana Küçükkaya'ya da hakaretler yağdırdı.

Cumhurbaşkanı partili olunca değerli okurlarım hukuk da kişilik hakları da kolaylıkla ayakları altına alınıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul adayı Yıldırım ve AKP'liler Ekrem İmamoğlu İstanbul seçimini kazanınca, ''aşklarını'' kaybedince koro halinde ağlak ağlak haykırdılar; "oylar çalındı…"

*             SAVUNMAM:

Mahkemede sözlü ve yazılı savunmamda özetle dedim ki;

Yazımda kesinlikle tek bir kelime hakaret yoktur. FOX TV yapımcısı İsmail Küçükkaya'nın İstanbul'da bir otele gidip başkan adayı Ekrem İmamoğlu ile görüşüp soruları verdiği iddiası Sayın Cumhurbaşkanı tarafından açıklandı.

50 yıllık gazeteci olarak biliyorum ki bu görüntüleri otelden yasa gereği sadece savcı, mahkeme ve polis alabilir. Bu görüntülerin alındığını Cumhurbaşkanının TRT'de yayınlanan haberinden izledik.

Yazımda bu görüntülerin yayınlanmasının Anayasa ve yasalara göre yasak olduğunu belirttim.

Dolayısıyla kimseye ve Sayın Cumhurbaşkanına hakaret etmedim.

Eski anayasada Başbakan vardı.

İcraatın başı olarak Başbakan eleştiriliyordu. Başbakana hakaret suçu da yoktu.

Bugün Anayasada hükümetin başı, icraatın başı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır.

Bir gazeteci olarak Anayasa Mahkemesi'nin, Yargıtay'ın ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin "ifade ve basın özgürlüğü" çerçevesinde sadece eleştiri hakkımı kullandım.

Beraatımı talep ederim.

*             GEREKÇELİ KARAR:

Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin açıklanan "gerekçeli kararı" özetle şöyle:

-              "Suç doğrudan doğruya Cumhurbaşkanına olan kişiye karşı işlenmekte ise de, suçla korunan ve bu nedenle ihlal edilen hukuki değer devletin siyasal iktidar yapısıdır.

-              İfade hürriyeti, basın özgürlüğü, haber verme ve eleştiri hakkı gibi bir hakkın kullanmasına ilişkin hukuka uygunluk nedenleri mevcut ise hukuk düzeni tarafından kişi cezalandırılmayacaktır.

-              Demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden birini ve toplumun ilerlemesi ve bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini teşkil eden ifade hürriyeti sadece kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerlidir.

-              Bunlar demokratik bir toplumun olmazsa olmaz tolerans ve hoşgörüsünün gerekleridir.

-              Demokratik toplumlarda siyasiler, üst düzey bürokratlar ile kamuya mal olmuş kişiler, diğer insanlara nazaran ağır eleştirilere daha fazla katlanmalıdırlar.

-              Anayasası'nın 26. maddesinde; "Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz."

-              Anayasası'nın 26. maddesinde; "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

-              Anayasası'nın 28. maddesinde; "Basın hürdür, sansür edilemez.

-              Basın özgürlüğünün bir dereceye kadar abartma hatta kışkırtmaya başvurma hakkını da içerdiği unutulmamalıdır.

*             HÜKÜM:

-              Her ne kadar sanık Orhan Uğuroğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanığın üzerine atılı suçun unsurları oluşmadığından 5271 Sayılı CMK'nin 223/2-a maddesi uyarınca beraatına karar verildi."

*             SONUÇ

Değerli okurlarım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açtığı davayı "muhteşem gerekçeli karar" ile kaybetti ama:

-              İfade ve medya özgürlüğü kazandı.